GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Sisli
DOLAR 7.82
EURO 9.48
ALTIN 461.55
BİST $18.996

Maksat dostlar alışverişte görsün!

20 Kasım 2020 Cuma, 18:17

Salgın beklediğimiz şekilde patladı gitti! Günlük hasta sayıları resmi rakamlara göre binin katları seviyesinde veriliyor. Ölümler de yüzleri devirdi. Haritaları kızarttı ama yüzümüzü henüz kızartmadı! Toplumun önemli bir bölümü, ya bu artışa karşı kaygısız ya da her sonucu göze almış çaresiz insanlardan oluşuyor. Yarı aç, yarı tok yaşayan birine “seç bakalım; hastalıktan ölüm mü, çalışmak mı?” diye sorabilir misiniz? Ölüme alternatif ne olabilir ki…

Aslına bakarsanız, ortada “şuyuu, vukuundan beter” bir durum var. Eski bir tabir. Yeni kuşak için açayım; söylentisi, dedikodusu, olmasından daha kötü demek. Yani vefat ve hasta sayısı kimseyi inandırmıyor. Ama, gerçek böyleyse? Bundan beteri de işte bu, kimseyi inandıramaması. Tam kapanmayı uygulamaya başlayan bazı Avrupa ülkeleri, bize göre yüksek parasal değerlerle vatandaşına, mağduruna ulaşıyor ve Türkiye’nin rakamlarından çok fazlasını açıklamaktan çekinmiyor. Çünkü gerekeni yapıyor.

Şimdi de son olarak Cumhurbaşkanı’nın bizzat açıkladığı ve ilk anda tereddütlere yol açan önlemler paketine göz atalım. Hafta sonları, 10.00-20.00 saatleri dışında sokağa çıkma yasağı var. Bunun dışında, diğer günlerde de lokantalar sadece paket servisi yaparken, diğer tüm esnaf grupları kapıya kilit vuracak. Okullar evde devam edecek. İlk anda kreşlere de kapatma geldi ama, yanlıştan çabuk dönülerek 5 gün yüz yüze eğitime izin verildi. Böylece çalışan anne-babalar rahat nefes aldı.

Bu anlaşılması ve yararını anlamakta zorlandığımız önlemler için ilginç yaklaşımlara da rastladık. Örneğin, Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, “Her önlem bizim sağlığımız için. Devlet bunları uygulayacak tabii…  Olsun, biz maçları hafta sonları oynuyoruz. Örneğin 20’de başladık. İlk yarı bitti mi bırakır eve döneriz!”

Futbolu gibi, sözleri de kıvrak olmuş Sergen’in…

İşin şakası bir yana önlem paketi içindeki bir husus gerçekten dikkatimi çekmişti ama, yazıya dökememiştim. Sonra da bir yorumcunun ağzından duydum ve daha önce yazmadığıma pişman oldum. Çünkü benim en duyarlı olduğum konuydu yasası bir türlü çıkarılmadığı için...

Dikkat ettiyseniz, esnaf, zanaatkâr dükkanı kapatıyor ve ufukta bir maddi destek görünmüyor, diğer günlerde zaten bir değişim yok, hafta sonu yasak saatlerinden de başka bir sonuç çıkarırsınız. Alışveriş merkezi dediğimiz, çoğu çok uluslu “market zincirleri” hafta sonu bile saat 20’ye kadar açık. Hem de vatandaşın en yoğun bulunduğu yerler olmalarına karşın… Başlığı da bu gerçekten yola çıkarak, iki anlamda kullandım. Birincisi, “yasak yapar-mış gibi görünmek”, ikincisi de “büyük alışveriş merkezlerine sağlanan kolaylık” için!

Bunun yorumunu sizin algınıza bırakıyorum!

Bana göre burada da “Zengin ve Yoksul” dizisi vizyona giriyor!                      

İşte anlatmak istediğimiz ve bir türlü anlatamadığımız bu zaten…
 
Bakan Koca komisyonda hiddetlendi




Salgının ilk gününden beri “en sakin güç” Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ydı. Bütçe görüşmeleri için komisyonda brifing verirken, bazı sorular üzerine hiddetlendi. Muhalefet milletvekillerine “Sizin için, ağır hasta sayısı mı, yoksa temaslıların sayısı mı önemli?” diyerek, ilk kez yüksek tonda tepki verdi. Herkes de uyanan izlenim; Bakan’ın sabrının tükendiği ve de “ne yapayım tam yetki bende değil itirafı” gibi yorumlandı. Gerçekten de en fazla yıpranan bakan mı desem, siyasetçi mi desem ya da bürokrat mı, statüsünü bilemedim. Ama Fahrettin Koca oldu bence… Ama o da suçluyu bulmuş! Bakan Yardımcısı’nı görevden almış yerine Prof. Dr. Sabahattin Aydın’ı getirmiş. Bakan sade doktor, yardımcısı da profesör… Belki de böylesi daha verimli olacak! Bilim insanı en azından bazı gerçekleri saklamaz diye düşündüm ilk anda… Sonra da gerçeklere baktım. Bakan Yardımcısı Prof. Aydın, Medipol Üniversitesi Rektörü imiş. Yani Sağlık Bakanı Koca’nın kurucusu ve sahibi olduğu üniversitenin rektörü… Böyle bir atama için yürek ister. Yakın geçmişte Cumhurbaşkanı en yakınını görevden affetti ya, onun için söyledim.            

Sağlık Bakanı’nın da bu atamadan canı yanmasa bari!



Bilgisayarın başına oturduğum sırada Bursa’dan bir haberi alt yazıda gördüm; Emine Ezen isimli bir hemşire vefat etmiş. Önceki gün de Mustafakemalpaşa’da bir doktorumuzu kaybetmiştik. İki günde iki kayıp mı, şehit mi bilemedim bunu da!

Bu arada, yıllarca minderde hiç yenilmediği güreşleri izlediğim unutulmaz güreşçi Reşit Karabacak da virüse yenilmiş.      



Her üç kaybımız için yakınlarına baş sağlığı diliyorum.

Sağlık Bakanı birkaç gün önce virüsün yayılış hızını artırdığına dikkat çekerken İstanbul, İzmir ve Bursa’yı zikrederek, “Anadolu’nun diğer illeri de bu yükseliş trendine yaklaşıyor” demişti. Haklıymış, salgın iki sağlık çalışanını aldı gitti iki günde… Bu kadar olumsuzluk yanında Bursa Şehir Hastanesi’nin bir uygulamasını da olumlu bir örnek olarak nakledeyim. Hastane girişinde kim olursa olsun, ayakkabıya galoş giydiriliyormuş. Tüm görevliler, bunlara diğer servis doktorlarının memur yardımcıları dahil, özel giysiler ve siperlikle çalışıyormuş. Bir arkadaşım, kızı bu görevde olduğu için yerinde görmüş. Hatta bu önlemleri tanımlarken “bizim kız her gün lahana gibi sarıp sarmalıyor kendini” gibi bir ifade kullanıyor. Sonuç; sağlık sektöründeki hemen herkes bu denli dikkatli ve özverili davranırken lütfen bizler de tüm yasaklara uyalım, uymayanı da uyaralım.
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!

Dik dur eğilme, Cumhuriyet seninle…

Futbol bu, kaderden kaçılmaz!

Bir yemine yüklü bir maaş!

NOT DEFTERİ: Bir yerel seçim nasıl hükümet düşürdü?

Konu Bursaspor ise herkes haklıdır!

Seçmen nereye bakıyor?

SMA belası ve pompalı dehşeti!

Hem EYT'li hem KHK'lı olmak!

Enerji mi, yetenek mi kazandı ?

NOT DEFTERİ: Gazi’nin ilk Bursa ziyareti  

Laik bir ülke ve Dilipak’ın sözleri

Burası Bursa, şaşırmayacaksın!

16 Ekim Milli Takım ve bir Güzelırmak…

Bakan emekliye nasıl bakıyor?

Sağlık ve eğitim neden sorunlu?

Ülkesinden önde olan Türk futbolcular!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın rüya gibi ortak girişim dönemi

Sayıştay da kapanmalı mı?

Eğitimde para hesabı olur mu?

İlk EBA kurbanı!

Bursa'da Covid cenazeleri nasıl defnediliyor?

Sürprizin adı Bursaspor

Atatürk doğarken…

Vaka uymadı, hasta verelim!

Siyaseti hiç sevmem çünkü!..

Dini rüşvet nasıl olur?

Uzaktan eğitime uzaktan bakanlar!

Bu bir futbol yazısı değildir!

NOT DEFTERİ: Bursa'da Hıristiyan okulları ve misyonerlik

Oyun kâğıdı ve Çukur Kahve...

200 liranın sırrı!..

Fabrika yerine hapishane...

Bursa Şehir Kütüphanesi de Vakıflara!..

Bursaspor'u anlamak beceri ister!

NOT DEFTERİ: Menderes gerçeği ve hazin bir son

Guguktan hukuk olur mu?

Bu fasulya yedi buçuk lira!..

Eğitimde hak eşitsizliği olur mu?

Covid maçı sahada bitermiş!