GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
16.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.58
BİST 1.36

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

14 Haziran 2021 Pazartesi , 15:17

Önemli gündem maddelerinin başında gelen ve “müsilaj” denilen doğa öfkesi gibi bir deniz kirliliği, sıralamadaki yerini koruyor. İktidar ve de daha çok Sayın Cumhurbaşkanı’nın Kanal İstanbul rüyası eklenince, bu konu daha da su kaldıracak gibi görünüyor! Özetle komadaki Marmara Denizi, şimdi yoğun bakımda ve yeni sıfatıyla “entübe” durumda.

Birkaç gün önce yazdığım ve ülkemizin saygın bilim adamlarından Prof.Dr. Naci Görür’ün öngörülerine dayandırdığım makalede (MAKALE İÇİN...), Kanal İstanbul’un deniz kirliliğini daha artıracağını ve de bunun yanı sıra birçok doğa olayını da tetikleyeceğini belirtmiştim. Hem Bursa’yı, hem de ülkenin neredeyse çok önemli bir bölümünü ilgilendiren bu yazı pek de ilgi uyandırmamış gibi!

Belki de haklılar… Böylesine sıkışmışlık içindeki bir İktidar’ı, nedeni yılların ihmaline dayanan, felaket benzeri bir kusurla, daha da zorlamayalım düşüncesi hakim olabilir. Bu tür konularda, işin uzmanına kulak vermek her zaman için doğruya en azından yaklaşma çabam içindir. Öyle yapmaya da çalışıyorum. Konuya dair görüş ve birikimini, yıllardır köşesinde toplumla paylaşan değerli büyüğümüz Erdem Saker’den de bir alıntı yaparak, bu kez konuyu daha anlaşılır hale getirmeyi amaçladım.

Saker’e dair bazı hatırlatmalar da yapmak istiyorum. Genç bir mühendis olarak işe başladığı DSİ Bölge Müdürlüğü’nde,1970’li yılların başından, emekli olduğu 1994 yılına kadar Bölge Müdürü olarak görevini sürdüren Erdem Saker, su konusunda ülkemizdeki birkaç uzmandan biri… Bildiğim kadarıyla bir süre İstanbul’a su getirecek Melen Projesi’nde de çalıştı. Bunun yanı sıra 1994-1999 yılları arasında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı da yaptı bildiğiniz gibi… Tek cümle ile bu konu onun yaşam biçimi… Yeni belamız Marmara’daki “deniz salyası” için söyledikleri de çok çarpıcı…

“Marmara Denizi sakat bir çocuktur! Çünkü babası Karadeniz (suyu soğuk, minerali yüksek), annesi Akdeniz’ (suyu sıcak, tuzu yüksek) dir.
Bu yüzden Akdeniz’den gelen su, yaklaşık olarak 20-25 metre derinlikten Marmara’ya girer. Karadeniz ise 10-15 metre derinlikten geçer. Bu nedenle iki denizin suyu birbirine karışmaz. Bu durum Kur’an da bile belirtilmiş mucizelerden biridir. Marmara’nın üst yüzeyindeki su ise akarsulardan gelen sulardır. Bunlar asıl Marmara Denizi’ni oluşturur.”

Saker adeta Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’na cevap veriyor bu açıklama ile…
Yani diyor ki, Karadeniz’den gelecek su ile, bu kirli deniz temizlenemez.
Marmara çevresindeki tüm konutlardan, kanalizasyon ağı ile gelen ve önce arıtılan atıklar, sıvılaştırıldıktan sonra yine “derin deniz drenajı” ile Marmara’ya akıtıldığını da söylüyor eski belediye başkanı Erdem Saker…

Buna rağmen, bu tür atıkların Marmara’da kalmayıp, geçmişte Karadeniz’i akıntı yoluyla gittiğini de ilave ediyor. Sebebini “Karadeniz suyu derin ve soğuktur. Güçlü mineralleri de denizi temizler” diye açıklıyor.
Deneyimli başkan Saker, İstanbul’daki bazı projelerle Marmara Denizi’nin nasıl olumsuz etkilendiğini de, çok net ve kesin cümlelerle anlatıyor:

"Büyükada açıklarında büyük bir çukurumuz vardı. İçindeki Akdeniz’in sıcak suyu idi. Peki biz ne yaptık? Marmaray yaptık, çamurunu bu çukura doldurduk. Yetmedi, Avrasya tüneli yaptık, çamuru da bu çukura boşalttık! Yetmedi, Yenikapı’da miting alanı yaptık, çıkanı yine Büyükada çukuruna doldurduk! Yetmedi, Galataport'tan geleni de boşalttık! Böylece çukur yok oldu!  Akdeniz’in suyu yukarı çıkarke,  Karadeniz’den gelen suyu yukarı itti! Karadeniz pisliği yok ediyordu ama su yükseldiği için pis su tekrar Akdeniz’e döndü. Çanakkale akıntısı duvar oldu ve pis su geri dönerek Marmara’nın dibine çöktü.”

Bu açıklamayı gördükten sonra Kanal İstanbul için daha sağlıklı bir yorum yapılabilir kanısındayım! Bursa ve bize gelince… Erdem Saker yıllar önce Habitat Toplantısı dönüşünde, oradaki bazı kararları dile getirmişti. Kent Konseyi yanılmıyorsam böyle doğmuştu. Bir de gelenek varmış Batı Dünyası yerel yönetimlerinde… Görev süresi dolduktan sonra, eski belediye başkanları, belediyenin meclis oturumlarında doğal üye olarak bulunurmuş.

Bu güzel gelenek şimdi de uygulansa sizce nasıl olur?
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım