GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
18.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.58
BİST 1.36

Müsilaj sadece denizde mi?

31 Mayıs 2021 Pazartesi , 15:31

Yakın tarihlere kadar bu kelime ile tanışmamıştık. Aslında ne kadar da şanslıymışız! Çünkü müsilaj denilen bu yeni sorun, denizlere, deniz ürünlerine ve de turistik kıyılarımıza, tam bir baş belası konumunda.

Çocukluğumuzdan beri kabızlık hallerinde önce müshil kullanıldığını, sonra da ishal olunduğunu bilirdik. İshali ile bağırsaklarınız boşalır ve temizlenirdi sanki.

Şu anda ülkemizde müshil içmiş iki önemli alanımız var!

Birincisi, Kanal İstanbul gibi büyük bir tehlikeyi beklerken, “müsilaj” saldırısına uğrayan Marmara Denizi…

İkincisi mi, onu “ne siz sorun nede ben söyleyeyim” diyeceğim ama içim elvermiyor. Her hafta sonu bağırsaklarının içini zerre zerre boşaltan bir Türkiye siyaseti ile karşı karşıyayız. Bunun da müshili de, siyaset bedeninin artık işe yaramadığı için (!) ameliyatla aldırdığı safra kesesi gibi bir uzuv. Atsan atılmaz, satsan satılmaz bir yardımcı organ sanki!

Aynı insan gibi;  kendi dilinden konuşuyor ve hastalığın sırlarını birer birer paylaşıyor. Konduğu kaba sığamayan bir et parçası misali fıkır fıkır kaynıyor! Öyle şeyler fısıldıyor ki, ne doktorlar ne de hastanenin sahibi(!) hasta yakınlarına bir açıklama yapamıyor. Dedim ya sanki insan…

Bazen silah diyor, bazen Suriye’den söz ediyor… Bayırbucak derken, yetkililer köşe-bucak kaçıyor! TIR diyor, biraz susup “Nusra” gibi Arapça bir kelime sayıklıyor… Bu sözler ve bu uzvun şöhreti öylesine artıyor ki, küresel tıp dünyası sanki ona kilitleniyor. Dünya onun fısıldadığı kelimelerden tez hazırlıyor!  Neyse onu bir kenara bırakalım. Nasıl olsa kısa süre sonra canlılığını yitirir, kadavra haline dönüşür bizim marifetli doktorlarımız sayesinde!
 
Kocaeli, Gemlik, Mudanya, Erdek ve Gelibolu
Müsilaj saldırısına uğrayanlardan ikincisine öyle bir daldım ki, birinciyi unutuyordum neredeyse… Ne diyordum; Marmara sahilleri bakılacak gibi değil. Sapsarı, denizin altı üstüne gelmiş, canlı varlık yaşaması mucize…

Bir süreden beri tezgahlarda gördüğümüz balık çeşitlerini, bir önlem alınmaz ise yeni kuşaklara gösterebilmek için, bir kültür hamlesi olarak “balık müzesi” kurmak gerekecek!
Görebildiğim kadarıyla bu tür haberleri ancak yazılı ve görsel basının bir bölümünden duyabiliyoruz. Ve de adının başında “Çevre” yazan bakanlık, sadece ikinci kelime “Şehircilik” ile yetindiği için, yetkililerinden yüksek bir ses de duyulamıyor, önlem nedir sorusu da yanıtlanamıyor!,

Önce oluş nedenine bakalım… Deniz de insan gibi kötü beslenmeden muzdarip.
Yaygın basındaki bir haber şunu söylüyor:
“Marmara Denizi'nde, besin maddesi varlığının aşırı artması ve deniz suyu sıcaklıklarının yüksek seyretmesiyle aşırı çoğalan fitoplankton hücrelerinin ekosistem içinde kullanılmadan parçalanmaları sonucu denizde müsilaj oluşumları artıyor”

Marmara Denizi’nde özellikle görülme nedeni de tahmin edeceğiniz gibi…
“Gerekli evsel atık su arıtma tesislerinin hayata geçirilmemesi, atık suların arıtılmadan denize verilmesi, Marmara Denizi'nde su değişim hızının düşük olması ve giderek düşen çözünmüş oksijen miktarı ötrofikasyon seviyesini yükselterek ekolojik kaliteyi de düşürüyor.”

Bilimsel açıklamanın Türkçe meali şöyle… Sanayinin aşırı derecede yoğun olması, buralardaki kuruluşların “arıtma” masrafından kaçması en önemli neden. Tatilcilerin kirletmesi de bu işin tuzu biberi… Plansız kentleşme ve de plansız sanayileşme ise kaçınılmaz bir devlet politikası! Bunun en önemli izlerini, dağlardan şehir merkezlerine, yiyecek aramak için inen vahşi hayvanlarda görebiliyoruz. Buna bir de Marmara Denizi’nin, atık taşıma kapasitesinin küçüklüğünü, küresel ısınmanın yarattığı tehlikeyi ve de yoğun deniz trafiğini de ekleyince, şimdi gördüklerimiz filmin fragmanı oluyor sanki.

Bu tehlike nerede başlıyor, nereye uzanıyor derseniz cevap gayet açık. Kocaeli, Yalova, Gemlik,  Mudanya, Erdek ve Gelibolu’ya kadar. Yani Ege’ye doğru yayılıyor. Yani Bursa’yı her ilden daha fazla ilgilendiriyor. Yerel yönetimlerin ve de sivil toplumun yapacağı bir şeyler olmalı mı diyorum.
Ama onların da bu kaos içinde neye gücü yeter bilemiyorum.

Fragman demiştim… Filmin tamamını, Kanal İstanbul gerçekleştiği, İstanbul’un adalara bölündüğü, deniz trafiğinin denizi kirletip, küresel dünyayı ilgilendiren protokollerin hükümsüzleştiği zaman göreceğiz galiba.
“Bunlar bir şey değil… Daha neler göreceksiniz” sözlerini de ben söylemiyorum. Muhterem bir büyüğümüzden kopya ettim!
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım