GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
-3°
Hafif Kar Yağışlı
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

10 Kasım 2020 Salı, 18:46

Birkaç yıl önce o dönemde Bursa milletvekili olan Ceyhun İrgil’den güzel bir haber almıştım…

Erken Cumhuriyet döneminin Bursa’daki en önemli kamu binalarından, eski Defterdarlık binası Kent Müzesi’ne dahil olacakmış. Bir süre sonra oldu da…



Bursa’ya yakışacak bir gelişmeydi. Çünkü, 1925 yılında inşa edilen valilik, adliye ve maliye binası olarak yapılan birbirine paralel bu üç yapı Cumhuriyet’in sembolüydü. Adliye taşınınca Başkan Erdoğan Bilenser döneminde burası Kent Müzesi’ne dönüştürüldü. Türünün Türkiye’deki ilk örneği olan Kent Müzesi giderek genişledi ve binasına sığamaz oldu. Birkaç girişim yapıldı, karşısındaki eski Defterdarlık binası için… Sonunda CHP Bursa Milletvekili, kültür ve sanat destekçisi Ceyhun İrgil, bu tarihi yapının Kent Müzesi kullanımına verilmesini sağlamış. “Naci abi ile görüştük, ikna oldu, binayı veriyor” demişti bana…



İşte o Naci abi, Türkiye’yi 30 saatlik bunalım ve meraka sokan olayın kahramanlarından, eski Maliye Bakanı, günümüzün Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’dı. Bir AKP milletvekili ve bakan, CHP‘li vekilin iknası ile böyle bir jest yapmıştı. Pek de rastlanılacak bir olay değildi.

Büyük olasılıkla, o dönemin Bursalı AKP vekilleri ve belediye başkanları da bu konuda destek olmuşlardır. Ben sadece müjdeyi aldığım kişiden dolayı bunları dile getirdim.

Dönelim geçtiğimiz üç dört güne… Cumhurbaşkanı, güvendiği ve danışman olarak Saray’a aldığı Ağbal’ın verdiği brifing ile ekonomi ve ülkenin mali durumuna çeki düzen vermek istemiş. Olanlar da bundan sonra olmuş! Herkes biliyor gerisini… Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın “dijital istifa paylaşımı” ile ardından aynı yöntemle verilen azil kararı sonucu Türkiye ve dövizin ateşini az da olsa düşüren sonuç…

Az daha unutuyordum, söylemeden geçemeyeceğim… Geçmişte “ana akım medya” diye isimlendirilen kuruluşlar, istifa girişimini bir türlü veremedi, gazeteler yazmaya cesaret edemedi ve mutlu son (!) geldiğinde, bu gizemli istifayı bültenleri ve sayfalarına taşıyabildiler. Böylece ülkemizde bir ilk yaşanarak, medya sektörünün bir anlamda “devletleştirildiği” gerçeğini öğrenmiş olduk! Neyse bunları unutmasak da, bir kalem geçelim derim…

Asıl söz etmek istediğim çok daha önemli bir konu ya da benzerlik, belki de zorunluluk diyelim. Açayım; MB Başkanı belli oldu tamam, ama Hazine ve Maliye Bakanı kim olacak sorusu yanıtsızdı saatler boyu… Sonunda o da belirlendi. Ağbal’ın ardından ülkenin en önemli bakanlıklarından biri olan Hazine ve Maliye’ye Lütfi Elvan atandı ve şimdilik konu kapandı.

Kem gözler bunu görür de, şom ağızlılar boş durur mu? Hemen araştırıldı ve Elvan atamasının sırrı onlara göre çözüldü! Meğer, Lütfi Elvan “yüksek lisans” eğitimini ABD’nin küçük bir eyaleti mi, şehri mi, tam anlayamadım Delaware’deki üniversitede tamamlamış. Rastlantıya bakın ki, ABD Başkanlığına resmi olmayan sonuçlara göre seçilen Joe Biden de burada eğitim almış, hatta buradan senatör seçilmiş. Ne var bunda, rastlantı bu nerede olacağı belli mi diyebiliriz… Ama, bu rastlantıya bir yenisi daha eklenince o zaman böyle düşünmek zorlaşıyor.



ABD seçimi bitti ama itirazlar bitmedi… Donald Tramp pes etmiyor ve itirazları sürüyor. Bu arada damadı Kuşner de, kayınpederinin görevi ocak ayına kadar sürecek olmasına karşın danışmanlıktan istifa etmiş. Ne büyük benzerlik ki, bizim Cumhurbaşkanımızın damadı da görevi bırakıyor. Galiba yine birbirleriyle konuştular! Çünkü, her iki damat, protokol görüşmeleri dışında, arka kapı diplomasisi ile birbirleriyle Türkiye adına önemli konuları konuşuyormuş. Şimdi bu bağ Biden seçilince kopar gider iddiaları dillendiriliyor.

Ben yeni duydum (!) bu akrabalık bağlarının devlet kademelerinin belirlenmesinde rol oynamasına “nepotizm” deniyormuş. Bu nedenle bu iki istifa için “nepotizmin çöküşü” diyen kıskanç kesimlere de rastlanıyor!

Bu rastlantısal değişimlere bakılınca, ABD seçimlerinin bizi neden bu kadar ilgilendirdiği de ortaya çıkıyor.

Yeni Türkiye de buna göre nizam alıyor galiba…

Çünkü yeni ABD Başkanı koltuğa oturmadan çevresi “Halk Bankası soruşturması” falan gibi saçmalıklardan söz etmeye başladı. Hatta askıya alınan “sözde ambargodan” bile bahis açanlar varmış Yeni Dünya’da…

Ülkemizin üst düzey makamlarında yapılacak değişimlerle, Yeni Dünya’ya karşı Yeni Türkiye demek yakışmaz mı?

Aklıma Cumhuriyet öncesi ülkemizin kötü sonuçlarını yaşadığı 1. Dünya Savaşı ile ilgili bir anekdot geldi. Hani Almanlar’ın Göben ile Breslav savaş gemilerinin, boğazlardan Karadeniz’e çıkarak kaçmasının ardından Osmanlı İmparatorluğu da işin içine katıldı ya… O ilginç cümle de o zaman için sarf edilmişti ya; “Almanlar yenilince Osmanlı da yenik sayıldı” biçiminde… Donald Trump’ın baba tarafından Alman oluşu ve ülke yönetimimiz tarafından bu seçimde tarafının tutulması da ilginç bir tesadüf değil mi?

Neyse bunlar, siyasi hoşluklar olarak kalmalı diyorum.

Ekranda dinlediğim bir de dış politika ve diplomasi üzerine fıkra gibi bir olayı da sizinle paylaşayım istedim. Bursa Valiliği’nin yanı sıra Bursa’dan senatör ve milletvekili olarak seçilen ve uzun yıllar görev yapan İhsan Sabri Çağlayangil’in, çok uzun süren Dışişleri Bakanlığı da iyi bilinir. İşte o dönemde katıldığı bir yemekte ilginç bir örnek vermiş Ortadoğu için… Demiş ki “Ortadoğu’da bir yemeğe davet edildiyseniz, önce davetiyede isminiz yazılmış mı ona bakın. Eğer yoksa bu defa menüye göz atın!..”

Çağlayangil’in bu diplomatik fıkrası, acaba günümüzde ülkemizin hangi birlikteliği için tekrarlanıyor ben çıkaramadım!

Herkesin bildiği bu gerçeği Yeni Türkiye’nin yetkilileri de biliyorlardır sanırım.

Unutmadan; bir çarpıcı rastlantı daha geliverdi aklıma… 3 Kasım iki dost ve müttefik ülke için ne kadar anlamlı bir tarih değil mi?
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!