GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Sisli
DOLAR 7.82
EURO 9.48
ALTIN 461.55
BİST $18.974

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

21 Kasım 2020 Cumartesi, 17:50

Yine bir 22 Kasım gününü yaşıyoruz… Bundan 57 yıl önce ABD Başkanı John F. Kennedy suikast sonucu öldürülmüş ve bu olay Türkiye’de üzüntülü ile karşılanmıştı. Neden böyle söylüyorum; çünkü ertesi gün, yani 23 Kasım’da yeni evimize taşınırken, hatırladığıma göre bayraklar yarıya inmişti. Ve bunun nedeni olarak o zaman 8 yaşında olan bana, ABD Başkanı’nın öldürülmesi gösterilmişti. Bu konuyu geçen yıl işlemiştim. Bu kez bir başka yönüyle ele alacağım.



Aslında günümüzde de yine Demokrat başkan seçildi Amerika’da… Türkiye, bu seçime karşı şu anda net değil, tereddütler var. Sanki 1960 öncesi ve altmışlı yılların başında görülen ABD-Türkiye ilişkilerini anımsatan bahar havası türünden veriler de var. O da her zamanki gibi, Rusya’ya karşı ABD’nin Türkiye’yi koz olarak kullanması. Değişmeyen sadece bundan ibaret.         

Oysa, başkanlar ve bizim hükümetler tavırlarını bazen ikili ilişkiye de bağlayabiliyor. 1960’larda Başkan Kennedy’nin ölümü ile sanki bu  iyi ilişki kopmuş gibi düşünebiliriz. Önce, Kıbrıs konusunda Kennedy’nin yerine geçen Johnson döneminin hemen başında Kıbrıs’taki katliamlar, Türkiye’nin uyarı harekâtları ve sonuçta Johnson mektubu… Başbakan İnönü’nün buna yanıtı olan “yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır” çıkışı…



Bunu izleyen yıllarda Kıbrıs’taki darbeye karşı 1974 Barış Harekâtı… ABD’nin Türkiye ambargosu ve haşhaş ekimini yasaklaması sonucu İncirlik Üssü’nün kapatılması gibi… Özetle; Kennedy öldürüldü, ipler koptu gibi bir durum. Aslında sanırım öyle değildi. ABD kim tarafından yönetilirse yönetilsin, diğer az gelişmiş ülkeleri kendi çıkarlarına göre yönlendirmek istiyor. İşte bir örnek; 1961’den sonra uygulamaya konan Barış Gönüllüleri Projesi ve Türkiye yansımaları…

Barış Gönüllüleri ve Türkiye

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi asistanlarından Müslim Özbalkan’ın 1970 yılında yayımlanan kitabından alınan bilgiler ışığında, ABD ve Barış Gönüllüleri Projesi’nin sonuçlarına bakalım şimdi de…      

         

Kitabın bir bölümünde aynen şu satırlar bulunuyor:

Dönemin ABD Başkanı Kennedy, ülkesinin dünya siyasetinde yeniden güçlü biçimde etkin olabilmesi için 1961 yılında ABD Kongresi’nden geçirttiği bir kanunla Barış Gönüllüleri örgütünü kurdu. Buna göre, Amerikalı gençler askerlik görevi yerine iki yıllığına geri kalmış ülkelere giderek orada ABD'nin barış ve kültür elçileri olacaklar, kendilerinden öncekilerin takındığı tepeden bakmacı tutumlarını terk ederek dillerini de öğrendikleri yerel halklarla daha iyi ilişkiler kuracaklar, onlara özgürlük, demokrasiye inanç, eşitlik, dinamizm ve bireycilik gibi Amerikan değerlerini aşılayacaklar. Böylece kendi ülkelerini diğer milletlere yakından tanıtacaklardı. Sonra da ABD için iyi birer silah olacaklardı. Ayrıca gönüllülerce tanıtılan albenili Amerikan ürünleri için yeni pazarlar oluşturulmuş olacaktı. Gönüllülerin ikincil görevlerinden biri de toplum mühendisliği yapmaktı. 1961 yılından bu yana 200 binden fazla Amerikalı 139 ülkede Barış Gönüllüsü olarak çalışmıştır. 27 Ağustos 1962 tarihinde yapılan ikili anlaşma ile Türkiye'ye gelmeye başlayan Barış Gönüllüleri'nin ülkedeki faaliyetleri 1971 yılına kadar devam etmiş, bu süre içinde Türkiye'de 1460 Barış Gönüllüsü görev almıştı. Gönüllülerinin dörtte birinden fazlası Ankara’da görevlendirilmiştir.  Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine gönderilmeyeceğinin belirtilmesine rağmen, bunların yüzde onu da bu bölgelerde bulunmuşlardır.  Güney Doğu'da terörün ilk tohumlarının “Barış Gönüllüleri” eliyle atıldığı da ileri sürülmüştür.

Özbalkan da sakıncalı piyade oldu

Rapor niteliğindeki bu metni kitaplaştıran dönemin asistanı Müslim Özbalkan, bu çalışma yüzünden, yedek subaylık hakkı olmasına karşın, aynen Uğur Mumcu gibi vatani görevini er olarak yapar. Bu da ABD-Türkiye ilişkilerinin su yüzüne çıkmayan bölümünü ortaya koyan tipik bir örnektir. Bu arada şunu da belirteyim, ben de rastlantı sonucu o dönemin gönüllülerinden ikisi ile tanıştım. Biri günümüzde de çok tanınan ve bir Türk ile evli olan, araştırmacı ve Osmanlı tarihçisi akademisyen Heath  Wlowrydi.



Eşim Dilek Göral, kendisiyle Bursa Kent Müzesi’nde söyleşi yaparken ben de yanındaydım. 1964-66 arasında Barış Gönüllüsü olarak Türkiye’ye geldiğini, babasının çalıştığı Afşin- Elbistan santrallerinde de bir süre bulunduğunu anlatmıştı. Türkiye’ye yerleştikten sonra Boğaziçi Üniversitesi’nin Tarih Bölümü kurucuları arasında yer aldığını da bazı kaynaklardan öğreniyoruz. Osmanlı Tarihi için birlikte araştırma yaptıkları Prof. Dr. Halil İnalçık’tan övgü ile söz etmişti. Wlowry, henüz ABD’de üniversite öğrencisiyken Türkiye’ye gelerek Barış Gönüllüsü sıfatıyla Balıkesir’in Bereketli köyünde bulunurken, gençlerin “Hiidd abi diyorlardı bana…” diyerek, Türk insanının kendine yardımcı olanları çabucak benimsediğine dikkat çekmişti.

ABD vatandaşı olarak ülkemizde bir süre bulunan diğer örnekle de mesleğim gereği tanıştım. Türkiye genelinde yaygın ve Bursa’da da faaliyet gösteren bir özel okulun getirdiği ABD vatandaşı bir İngilizce öğretmeniydi. Adını şimdi hatırlayamadım. Onunla çalıştığım kurumda program yaptık ve tercüman aracılığıyla program sonunda, “Kökeniniz, İskandinav ülkelerinden birine mi dayanıyor?” soruma karşı, şaşkınlıkla “nasıl anladınız?” yanıtını vermiş ve biraz da telaşlanmıştı. Laf arasında Afşin-Elbistan’da da görev yaptığına işaret ettiğinde, ben de kuşkulanmıştım! 1980 öncesi Kahramanmaraş olaylarını ve de bölgenin sanayileşme konumunu düşününce bu kuşkum daha da artmıştı.

Özetle, ABD-Türkiye ilişkileri her dönemde, hem karmaşık, hem de ilginç olmuş. Bakalım önümüzdeki süreçte Türkiye bu konuda nelerle karşılaşacak?
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!

Dik dur eğilme, Cumhuriyet seninle…

Futbol bu, kaderden kaçılmaz!

Bir yemine yüklü bir maaş!

NOT DEFTERİ: Bir yerel seçim nasıl hükümet düşürdü?

Konu Bursaspor ise herkes haklıdır!

Seçmen nereye bakıyor?

SMA belası ve pompalı dehşeti!

Hem EYT'li hem KHK'lı olmak!

Enerji mi, yetenek mi kazandı ?

NOT DEFTERİ: Gazi’nin ilk Bursa ziyareti  

Laik bir ülke ve Dilipak’ın sözleri

Burası Bursa, şaşırmayacaksın!

16 Ekim Milli Takım ve bir Güzelırmak…

Bakan emekliye nasıl bakıyor?

Sağlık ve eğitim neden sorunlu?

Ülkesinden önde olan Türk futbolcular!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın rüya gibi ortak girişim dönemi

Sayıştay da kapanmalı mı?

Eğitimde para hesabı olur mu?

İlk EBA kurbanı!

Bursa'da Covid cenazeleri nasıl defnediliyor?

Sürprizin adı Bursaspor

Atatürk doğarken…

Vaka uymadı, hasta verelim!

Siyaseti hiç sevmem çünkü!..

Dini rüşvet nasıl olur?

Uzaktan eğitime uzaktan bakanlar!

Bu bir futbol yazısı değildir!

NOT DEFTERİ: Bursa'da Hıristiyan okulları ve misyonerlik

Oyun kâğıdı ve Çukur Kahve...

200 liranın sırrı!..

Fabrika yerine hapishane...

Bursa Şehir Kütüphanesi de Vakıflara!..

Bursaspor'u anlamak beceri ister!

NOT DEFTERİ: Menderes gerçeği ve hazin bir son

Guguktan hukuk olur mu?

Bu fasulya yedi buçuk lira!..

Eğitimde hak eşitsizliği olur mu?

Covid maçı sahada bitermiş!