GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
20.58°
Hafif Yağmur
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST 0

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

28 Ağustos 2021 Cumartesi , 11:29

Bazı şahsiyetler vardır, ömürleri fark yaratmakla geçer. Çoğunlukla yapılan yenilik, ya da buluşun karşılığı da alınmaz. Ama bu hafta Not Defteri’nin en önemli sayfalarından birini oluşturan Adnan Ener, hedefine ulaşan nadir bir isimdir. Bırakın yapmayı, düşünülmeyen yeniliklere imza atar. Uluslararası bir tekstil yarışmasında kazandığı birincilikle, Avrupa’dan Bursa’ya altın madalya ile döner. Bu hafta, daha önce yaptığım belgeselden yola çıkarak, onun 92 yıllık yaşamından kesitler sunmak istiyorum.
 
İlklerin Efendisi
Yaratıcı, sabırlı ve para karşıtı...
Yakınlarının deyimiyle tekstilin Edisonu... Altın tutkusu, yakasındaki madalyayla sınırlı... Buna karşın ülke sevgisi, göklerin özgürlüğü gibi sınırsız... Şık giyimli, vakur ve başarının sembolü. İsmi Adnan Ener... Kibar mı kibar bir Bursa beyefendisi...

Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa valiliği döneminde Bulgaristan’ın Yanya kasabasından göç eden varlıklı bir ailenin çocuğuydu Adnan Ener... Bursa’da doğdu, okul ile Abdal semtindeki Rehber-i Tahsil’de tanıştı... Ardından Bursa Lisesi yılları... Küçük Adnan bu arada sporun her dalını deneyerek yaratıcılığının sinyalini veriyordu. Spordaki başarısını ve çalışkanlığını derslerinde gösteremiyordu genç Adnan…
 
Bursa Lisesi günleri sona erince Ziraat Mektebi’nin kapısını çaldı... Ardından İstanbul’daki Yüksek Ziraat Okulu’nu başarıyla bitirdi... Bu arada silah altına alındı ve yedek subay mektebinde ilk birinciliğini kazandı... Tayini çıktığında, düğününü ertelemiş evli bir erkekti. Askerlik dönüşü babası tarafından önerilen ziraat işindeydi ama mutlu değildi.. .Kendi işini kendi kuracaktı. Kısa süren ilk tecrübenin ardından, patronluk dersine sıra gelmişti. Bu kez bacanağı Nuri Erbak’ın yanındaydı ve kendi işi için önemli bir kazanım elde etmişti. Uludağ gazozlarının yaratıcısı Erbak’ın yanında öğrendikleri,  iş yaşamı boyunca Adnan Ener’e rehberlik edecekti. Uluyol Sezen sokakta kendi işini kurduğunda takvimler 1946 yılını gösteriyordu. Tam 30 yıl aynı binada üretti, üretti ve üretti... Musevi arkadaşları ona dostluk ve başarı sırrını vermişti. Kiralık işyerini terk ederek başka bir yere naklettiğinde buruktu ama yılmadı... Yeni şirketi adını kızından almıştı: Nilüfer Tekstil...
 
İşini kurmasının üzerinden tam 40 yıl geçerken, ilklere ve rekorlara doymamıştı... Ürettiği kumaş çeşitleri bunu kanıtlıyordu. Altmışlı yılların sonlarında ürettiği bir kumaş hem dört özellik taşıyor hem de bir ilke imza atmasını sağlıyordu. Ses, hava, ısı ve su geçirmezliğin birlikte bulunduğu bir kumaş o güne kadar dokunamamıştı... Alıcılar, bu türü farklı biçimlerde kullandılar... Kimi şemsiye üretti, kimi çanta yüzü... Bunların başında ünlü Goya firması bile vardı. Ellili yılların sonlarında, İran Şahı Rıza Pehlevi Farah Diba ile evlenirken, asrın düğününde Bursa ve Adnan Ener ismi de geçiyordu. Çünkü Diba’nın gelinliği Bursa’da dokunmuştu. Adnan Ener, yaratıcılığı zirvedeyken kendi prensiplerini de koyuyordu. Sürekli saygı ve itibar gördü.
 
ABD ile savaşan Türk
İlklere imza atmayı yaşam biçimi seçen Ener’in ünü artık Türkiye sınırlarını aşmıştı. Avrupalı sanayiciler Adnan Ener’in fabrikasının kapısını sürekli çalıyordu. Hoparlör bezi üretimi aralıksız sürerken, yurt içinden, imdat çağrısı
ve bir heyetle karşılaştı Ener... Kömür madenini, elekten geçiren bezin satışını durdurmuştu Fransa… Çare Türk tekstilindeydi. Ener 3 yerine 10 yıl dayanıklı elek bezi yapmayı başarmış, kömür işletmeleri ve demiryollarındaki krizi çözmüştü. İçindeki yurt sevgisiyle ürettiği kumaşlar, kamu kurumlarının ithal ikamesi haline dönüştü... Emniyet teşkilatına çelik yelek bezi, silahlı kuvvetler ve itfaiye teşkilatlarına da “geç tutuşan” kumaşları sundu.
 
Yıllar yılları kovalamış ve Türkiye 12 Eylül sonrasının belirsiz ortamını yaşıyordu. Adnan Ener bir gün kapısına gelen iki subaydan, MGK üyesi ve Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya’nın davetini almıştı. Ama davetin nedeni hakkında hiçbir fikri yoktu. Kısa sürede komutanın talebini yerine getirdi. Amerikan patentli ithal mamulden örnek alarak, uçak ve pilot paraşütü dokuyan Adnan Ener, ürünlerinin dayanıklılık testini büyük bir heyecan içinde bekliyordu. Sonucun olumlu çıkması Ener’in heyecanını gidermeye yetmiyordu. Çünkü en küçük bir hata, hem cana, hem uçağa, hem de Adnan Ener’in tazminat ödemesine neden olacaktı. Ama yine başarılı olmuştu.
 
Ener, ABD’nin ithal ambargosunu delmişti bu üretimiyle. Bunun yanında, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sağladığı parasal katkı, sadece iki yıl için tam tamına 12.5 milyon dolardı... Bu arada kendisi de vergi rekortmenleri arasına girmişti.
 
Altın madalyalı bir ömür
Adnan Ener, özel çalışmalarını paylaşmasını seven bir yapıdaydı... Münih El Sanatları Fuarı’na katılma gerekçeleri arasında yarışma arzusu ve yaptıklarını paylaşma da önemli bir yer tutuyordu. Tam 8 bin 400 firma katılmıştı fuar ve yarışmaya. Bunların 72 kadarı da Türk girişimciydi...
 
Keyifli geçen bir kaç günün ardından takvimler 21 Nisan 1972 gününü gösterdiğinde Ener ve eşinin mutluluğunu ölçmek mümkün değildi...
Kaldıkları otele girdiklerinde şaşkınlık meraka ve ardından da heyecana dönüşmüştü... Çünkü Ener’in eseri birinci olmuştu.
Altın madalyayla taltif edilen Adnan Ener’in bu uluslararası başarısı, dönemin güçlü lideri Alman Şansölyesi Willy Brant’ın özel ilgisi ve Türk günü ilan edilişi, en ciddi gazetelerin  birinci sayfalarından verildi..

Organizatörler, altın madalyanın yanı sıra Ener’e, fuar amblemini kullanma yetkisi de verdiler. Bu yetki Adnan Ener’in uygun gördüğü herkes tarafından kullanılabilecekti.  Adnan Ener, ilk ve tek altın madalyalı tekstilci unvanını onlarca yıl gururla taşıdı. Madalya O’nu hayata sıkı sıkıya bağlıyordu.
 
19 Nisan 2012 günü vefat eden Ener, kendi iş kolunda yarattığı yenilikler ve de yaşamında onurla taşıdığı altın madalyası ile 92 yaşında son yolculuğuna çıktı.
Bursa ve ülkemiz adına kazandırdığın başarılar için binlerce teşekkürler.
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Biraz da nostalji

Bursa ve onu yaşayıp yazanlar

Cumhuriyeti anlamak…

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava