GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Orta şiddetli Yağmur
DOLAR 7.36
EURO 8.94
ALTIN 437.23
BİST 1.534

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

30 Ekim 2020 Cuma, 18:50

Bursa için 8 Temmuz 1920 tarihi hiç unutulmamalı!..

Bildiğimiz gibi, Bursa Orhan Bey tarafından Bizans Tekfuru’ndan teslim alınmıştı. Yani 1326 tarihinden önce Bursa’ya Türk ayağı resmi olarak basmamıştı. Bursa, asırlar boyu, beylikten imparatorluğa kadar gelişen Osmanlı’nın, hem ilk başkenti hem de çok önemli bir şehri olarak anıldı. Bu özelliği, ilk 6 Osmanlı padişahına ev sahipliği yapmasından kaynaklıydı. Bu ayrıcalığını 8 Temmuz 1920 tarihine kadar da sürdürdü. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu yenik tarafta kaldığı için İtilaf Devletleri’nin maşası Yunan Ordusu tarafından o unutulmaz 8 Temmuz günü işgal edildi.

Zulüm içinde geçen 2 yıl 2 ay 2 gün sonra da bağımsızlığına kavuştu. Özellikle, Bursa’yı koruyan birliklerin taktik gereği geri çekilmesinden sonra işgal edilmesi TBMM’de tartışmalara yol açtı. Bunun üzerine, kürsüye siyah örtü örtüldü ve 9 Eylül 1922’ye kadar da kaldırılmadı. Bu hassasiyet, Osmanlı’nın ilk başkenti olması ile altı padişahın eseri anıtlar ve kabirler ile izlerinin bulunmasıydı.

600 yıl üç kıtaya hakim bir imparatorluğunun ilk başkenti için de bu tutum yadsınamazdı.

Kurtuluş Savaşı'nın TBMM Ordusu’nun zaferi ile sonuçlanması ve ardından ateşkes antlaşmasının Mudanya’da imzalanması, Bursa’nın öneminin bir kez daha vurgulanışıydı. Sıra barış antlaşmasına gelmişti. Sorunlar ve sorular çoktu. Lozan’da toplanacak konferans için TBMM hazırlık içindeydi.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya Bursa’dan davet

Bursa’nın kurtuluşunun hemen ardından, TBMM Başkanı ve Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 13 Eylül 1922 Çarşamba günü, milletvekillerinin telgrafı ile Bursa’ya davet edilir. Ayrıca, 15 Eylül Cuma günü de Bursa Belediyesi önünde yapılan bir mitingle, varılan ortak karar gereği Meclis’in bir toplantısını Bursa’da yapması istenir. Bu öneri uygun bulunmasa da Mustafa Kemal Paşa Bursa’yı esasen ziyaret etmek için bir fırsatını beklemektedir. Çağrı üzerine 16 Ekim 1922 günü, yanında Kâzım Karabekir ve Refet Bele paşalar  olmak üzere Ankara’dan hareket eder. 17 Ekim günü de İnegöl üzerinden Bursa’ya gelir. Coşkun bir karşılama ve çok sayıda toplantı yapar ve 17 Ekim’de geldiği Bursa’dan 29 Ekim günü ayrılır.

Bu süre içinde iki yabancı gazeteciye verdiği demeç ve mesajlar büyük önem taşır. Telgrafla sorularını gönderen United Press muhabirinin bir sorusuna “Amerika, Avrupa ve bütün uygarlık âlemi bilmelidir ki,Türkiye halkı, her uygar ve yetenekli ulus gibi, kayıtsız, koşulsuz özgür ve bağımsız yaşamaya kesin olarak karar vermiştir. Bu yasal kararı bozmaya yönelik her güç, Türkiye’nin sonsuza değin düşmanı kalır.” cevabını verir.

(Kaynak: Akkılıç/ Bursa Ansiklopedisi 1.Cilt)

Osmanlı Türkçesi’nden günümüz Türkçesi’ne çevrilerek yazılan bu metinden çıkardığımız sonuç, bir halk yönetiminden söz edilmesidir. Bunun anlamı da çok açıktır. Yani cumhuriyet rejimi…

Aynı gezide, bizzat Bursa’ya gelerek söyleşi yapan Le Petit Parizien muhabirine Gazi Paşa’nın verdiği yanıtlar cumhuriyet konusunda daha açıktır. Kapitülasyonlara dair bir soru üzerine “Her şeyden önce bilinmelidir ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti kapitülasyonların kalmasını asla kabul etmeyecektir.” der.

önetim tarzının Bolşevikliği anımsattığını içeren diğer bir soruya verdiği yanıt yeni devletin rejimi ve geleceği için çok önemli mesajlar içerir:

“Şurası unutulmamalıdır ki, bu yönetim biçimi (BMM Hükümeti) tam anlamıyla bir Bolşevik sistemi değildir. Çünkü biz ne bolşevikiz, ne de komünist! Ne biri, ne öteki olabiliriz. Çünkü biz vatansever ve dinimize saygılıyız. Özetle bizim hükümet etme biçimimiz , tam bir demokrat hükümettir...Ve dilimizde  bu hükümet ‘Halk Hükümeti’ diye anılır.”

Mustafa Kemal Paşa, ertesi günü (29 Ekim) Ankara’ya döner. Hemen ardından Bursa’da verdiği mesajı gerçekleştirir. 1 Kasım’da TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmasında bir kez daha “Ulusun saltanat ve egemenlik orunu, yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir.” der ve ardından, Meclis kararı ile Saltanat kaldırılır. Son Osmanlı Padişahı V.Mehmet Vahidettin, İstanbul’daki İngiliz yüksek komiserine bir yazı ile başvurarak “İngiltere Devlet-i Fahimesi’ne” sığındığını bildirir ve 17 Kasım’da bir İngiliz savaş gemisi ile ülkesini terk eder.

 (Kaynak: Akkılıç/ Bursa Ansikopedisi 1.Cilt)

Lozan Konferans heyetinin belirlenmesi ile yeni rejim hakkında dünya basınına verilen mesajlar ve Saltanat’ın kaldırılış kararı, Gazi Mustafa Kemal’in bu önemli gelişmeler için, yeni devletin kökünü oluşturan Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti Bursa’yı seçmiş olması da anlamlıdır. Anlamlı olan iki konu daha vardır. İkisi de bu tarihlerin sembolik anlatımına dairdir. Gazi Mustafa Kemal Paşa, 29 Ekim’de Bursa’dan ayrılmadan hemen önce “Cumhuriyet’in ilk ipuçlarını” veriyor ve halkın yönetiminden söz ediyor,

1 gün sonra Meclis’e sunulan önerge ile 600 yıllık Saltanat kaldırılıp, babadan oğla geçen devlet egemenliği, halka veriliyor. 1326’da ilk adımını attığı Bursa’da verilen bir mesajla, Osmanlı İmparatorluğu bir anlamda başladığı yerde resmen sona eriyor.

Bursa’dan ayrılışından tam 1 yıl sonra, yine bir 29 Ekim günü Gazi Mustafa Kemal, arkadaşları ile birlikte TBMM’de Cumhuriyet’i ilan ediyor. Bu tarihi açıklama için 29 Ekim gününün seçilmesinde büyük olasılıkla, 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes anlaşmasına atıfta bulunmak, o tarihten bir gün önce “Türkiye Cumhuriyeti” diyebilmek anlamı yatmaktadır.

Bunlar sembolik ve kentimiz için çok gurur verici gelişmeler. Atatürk’ün Bursa’ya verdiği önem ve gösterdiği hassasiyet, şehrimize yaptığı toplam 18 gezisinden de zaten anlaşılmakta. Bu nedenle, “Cumhuriyet rejiminin ilk ipuçları Bursa’da verildi” demek de yanlış değil.

Ulu Önder’in Bursa’ya verdiği önemi ve değeri, Türkiye geneli ve  özellikle Bursa halkı yeterince özümsemiş midir? İşte kilit nokta da bu sanırım!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Belediyeler yarışıyor ama…

Geçmiş zaman ve şu an…

NOT DEFTERİ: Sergi ve fuar şehri olarak Bursa

Bursaspor 'demir' gibi…

Sakin Bursa’da 'TAK' diye bir ses!

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..