GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
17.02°
Parçalı Az Bulutlu
DOLAR 8.55
EURO 10.09
ALTIN 495.39
BİST 1.352

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

19 Haziran 2021 Cumartesi , 19:16

Nazım Hikmet bilindiği gibi Bursa Cezaevi’nde iki kez yatar. Birincisi 1933 yılında ve 11 ay gibi kısa bir süredir. İkinci kez 1940 yılında başlayan ve yaklaşık on yıllık bir dönemdir. Bu süreler içinde, yazdığı şiirler ve diğer yazılarının yanı sıra, cezaevi sakinleri ile de yakından ilgilenir.

Bu ilgi en azılı suçluları bile derinden etkiler. Ünlü şair, bu dönemlerde örneği Orhan Kemal’in romancı oluşuna, Bursa Seç köylü İbrahim Balaban’ının ressamlık yeteneğine katkı koyar. Emek verdiği biri de Müşküleli İsmail Başaran’dır. Cinayet hükümlüsü Başaran da Nazım’ın desteği ile resme merak salar. Başaran cezası bitip, köyüne döndüğünde Nazım’a dair anılarını paylaşınca, köyün gençleri görmeden birer Nazım Hikmet hayranı ve bir anlamda sosyalizm yanlısı olur.

Böylece ortaya Türkiye’nin en sol görüşlü köyü ortaya çıkar. 1963 yılının bir Haziran gününde yaşama gözlerini yuman Nazım Hikmet’in ardından 1965 genel seçiminde Müşküle Köyü oyların üçte ikisini Türkiye İşçi Partisi’ne verir. Sonraki yıllarda da karşı duruş ve sola yakınlık sürüp gider. Nazım ve Balaban’ın ölüm yıl dönümlerinin yaşandığı yine bir haziran ayında, Not Defteri ilginç bir sayfasını, Müşküle Köyü için açıyor. 2014 yılında yaptığım belgeselden derlediğim bu ilginç öyküyü sizlerle paylaşıyorum.

Dik yamaç, dik duruş ve Müşküle
Yeşil ve mavinin, geleneklerle dik duruşun harmanlandığı harika bir yurt köşesi...

Adı Müşküle... Köy sakinlerinin anlatımıyla, kuruluşu Bitinya’ya kadar dayanıyor bu ilginç köyün... Gezginlere göre, bu bölgede Mostirios adıyla bir kent kuruluyor on ikinci yüzyılda... Sonra da Bursa'nın fethiyle Osmanlı izleri görülüyor.

Dik yamaçlı oluşu nedeniyle, köye önce Müşküre, sonra da müşkülden gelen Müşküle adı verildiği savunuluyor.  Bir iddiaya göre de, Müşküle'nin asıl hikayesi Fetret Dönemi’nde yazılıyor. Yıldırım Bayezid'in ölümünden sonra oğullarından Musa, Müşküle'ye gelerek konuşlanıyor ve kardeşleriyle mücadeleyi buradan başlıyor. Çelebi Mehmet üç kez savaştığı Musa Çelebi'yi öldürüyor. Böylece Fetret Devri de sona eriyor. Bir başka rivayete göre, İznik'te mukim Şeyh Bedrettin, Musa Çelebi Edirne’de iken, onun tarafından kazasker ilan ediliyor. Şeyh Bedrettin, bundan sonraki icraatlarıyla softaları karşısına alırken, Musa Çelebi'nin de yanında duruyor ve taht kavgasına katılıyor. Tarihi bilgiler ve bazı rivayetler, Musa Çelebi ve dolaylı olarak Şeyh Bedrettin'in, Müşküle ile yollarının kesiştiğini gösteriyor.

Yunan işgali ve Müşküle
Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan işgal yılları gelip çatıyor. Köyün önde gelen şahsiyetlerinden Halil İbrahim Ağa (Oyuncu Halil Ergün’ün dedesi) , 60 yaşında olmasına rağmen, daha önce İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde bulunmasının tecrübesiyle Milli Mücadele’yi Marmara Bölgesi'nde başlatan isim oluyor.

Halil İbrahim Ağa, İzmit Sancağı'ndan Birinci Meclis'e milletvekili olarak da katılıyor. Bu arada, Mustafa Kemal Paşa tarafından Milli Mücadele hareketinin İznik ve civarında örgütlenmesi için görevlendiriliyor. Milli Mücadele bu şekilde sürerkenMüşküle yine bir tercih yapma zorunda bırakılıyor. Bu kez öneriyi getiren çetesiyle yurt savunmasına katılan Cemal Gökbayrak oluyor. Gökbayrak'ın önerisine olumsuz yanıt verilirken, bu sırada Yunan işgalcilerin ayak sesleri de köyden duyulmaya başlıyor. İki grubun beklenmedik karşılaşmasında bir adamının kurşunlanmasına çok öfkelenen Cemal Gökbayrak, köyü yaktırıyor. Kurtuluş sonrası üç yıl içinde köye dönüş tamamlanıyor ve Müşküleli milletvekili Halil İbrahim Ağa'nın girişimiyle, yörede ilk kez bir okul açılıyor. Okulun ilk kez Müşküle'de tesis edilmesi, çevre köylere örnek teşkil ediyor.

Öte yandan Müşküle'nin adı konusunda da kesin bir kanıt bulunamıyor. Kesin olan,1963 yılında resmi olarak, Müşküle'nin Demirışık'a dönüşmesi gösteriliyor. Araştırmacı Ercan Kavuk'un derlediği bilgiye göre, Cumhuriyet'in ilk yıllarında kaymakamlık yapan Sadullah Koloğlu'nun, üzüm dikimini zorunlu kılması da köye ve ismine bir özellik katıyor. Köyün resmi adı olan Demirışık 1994 yılında yapılan halk oylamasıyla yeniden Müşküle olarak değiştiriliyor. Müşküleliler özellikle seçimlerde, muhalif tavırlarını, Atatürk sevgilerini daha bir anlamlı biçimde sürdürüyor. Köyün efsanevi muhtarı Fevzi Kavuk’a göre Müşküle'nin dik duruşu, İkinci Dünya Harbi zamanında tek parti iktidarı döneminde başlıyor. Özellikle vesikayla alınan temel ihtiyaç maddelerinin dağıtımı, bu tavrı daha da öne çıkarıyor. Tüm bu gelişmelere karşın Müşküle, köy geleneklerinin de sürdürüldüğü bir yerdir. Arkadaşları arasında sayılan, İsmail Başaran 1940 lı yıllarda talihsiz bir olay yaşıyor ve aile baskısıyla köy meydanında, babasının hasmını vuruyor. Bu olay Müşküle'nin kaderini çiziyor...

Köyü sarsan bu üzücü olayın yaşanmasından önce, Bursa çok önemli bir şahsiyeti, Nazım Hikmet'i cezaevinde konuk ediyor!  Nazım 1933'de gizli örgüt kurmaktan yattığı Bursa Mahpusu’na 1940'ta tekrar giriyor. Şair, mahpusluğu boyunca mahkumların resmini yapıyor, el işi sandık, tepsi, oymacılık, dokuma tezgahı kurup, dokuma işiyle uğraşıyor, 1950 yılında da özgürlüğü için açlık grevi bile yapıyor.

Bu arada İkinci Dünya Harbi'ni Bursa Mahpushanesi’nde radyodan takip ediyor. Bu süreçte "Memleketimden insan manzaraları" dahil pek çok önemli şiirini yazıyor... "Yabancı rejimler lehinde propaganda ve isyana muharrik" suçundan yatan Orhan Kemal ve cinayetten mahkûm Bursa Seç köylü İbrahim Balaban ile arkadaş oluyor. Nazım, bu arkadaşlıkla, Orhan Kemal'in romancı ve İbrahim Balaban'ın ressam olmasına katkıda bulunuyor.

Nazım'ın arkadaş olarak etkilediği sadece bu isim olmuyor.  Müşküle meydanında adam vurup dama düşen İsmail Başaranla da tanışıyor... İsmail Başaran cezası bitip, köyüne döndüğünde anlattıklarıyla arkadaşlarını büyük ölçüde etkiliyor. Nazım Hikmet sevgisi, müşküleli gençlerin hayranlığına yol açıyor. Köydeki toplantılar sürerken, 1961 anayasası kabul ediliyor ve yeni bir parti kuruluyor.  

Fevzi Kavuk’un Müşkülesi
Nazım hayranlığı, yeni kurulan İşçi Partisi'ne olan sempati, 1965 genel seçiminde Müşküle'de kendisini açıkça gösteriyor ama, milletvekilliği adaylığında birinci sıradaki Fevzi Kavuk'un önüne kontenjan adayı konması, örgütlerin çoğunda yönetici olan Müşküleli seçmeni istifa aşamasına getiriyor. İstifalar Kavuk'un gayretiyle önleniyor. Bunu sonucu 1965 ve 69 genel seçimleri istenilen biçimde sonuçlanıyor.
60 lı yılların ortalarında, Müşküle'nin İşçi Partili seçmen ve yöneticileri, TİP milletvekili gazeteci Çetin Altan'ın dokunulmazlığının kaldırılma girişimleri üzerine, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a 40 kadar telgraf çekiyor.
Bu girişim köyü yerelden genele doğru tanıtmaya başlıyor.

12 Mart Muhtırası, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı ve ardından 1973 Genel Seçimi Müşküle'nin yaşamında derin izler bırakıyor. Türkiye İşçi Partisi'nin kapanması köyün önderi Fevzi Kavuk için farklı bir anlam taşıyor ama, toplumsal çalışmalar yine de aksamıyor. Bu arada a Türkiye genelinde anarşi giderek artıyor. Bu kapsamda Nazım Hikmet'in anısına Müşküleliler tarafından İznik Gölü kenarına dikilen çınar ağacı da sökülüyor.. Ve sonunda 12 Eylül 1980 darbesi geliyor. Darbenin ardından gözaltına alınan Müşküle Muhtarı Fevzi Kavuk, uzun süre tutuklu kalıyor. İşkence ve sürekli yer değiştirme, Kavuk için artık kaçınılmaz oluyor.  Fevzi Kavuk, tutuksuz yargılanıp, köyüne döndükten sonra, Müşküle'de yine bir dik duruş sergileniyor.

1982 Anayasa oylanmasında “hayır” oyları fazla çıkıyor.  Bu sonuçla, sıra dışı köy Müşküle, sosyoloji bilimini bile şaşırtıyor ve araştırmalara konu oluyor. Müşküle ile özdeş olan Fevzi Kavuk, Anayasa oylamasının ardından ailesiyle birlikte Bursa'ya taşınmak zorunda kalıyor. Çünkü, köy göz altında tutuluyor. Bu olaydan tam 27 yıl sonra, Müşküle yine medyanın odağı oluyor. Sulama sorununu neden gösteren köy seçmeni, muhtar seçiminde listedeki aza adaylarını çizerek yerlerine, köyün akli dengesi yerinde olmayan isimleri yazıyor. Bu ilginç protesto, üzüntü veren beklenmeyen bir olayla, Muhtar Tektaş'ın intiharıyla sonuçlanıyor. 2014 yılındaki yerel seçim, büyükşehir belediyelerini, il sınırlarına kadar yetkili kılınca, Müşküle de mahalle sıfatını kazanıyor. Tarih 10 ağustos 2014...Türkiye ilk kez halkoyuyla cumhurbaşkanını seçiyor. Sandıklar açılıyor ve Müşküle yine bildiğini okuyor.

Oylar yine muhalif adaylara gidiyor. Çınarı yine, yeniden dikilen Nazım da o müthiş dizeleri, Piraye'nin yanı sıra sanki Müşküle için dillendiriyor:
 
"EN GÜZEL DENİZ:
HENÜZ GİDİLMEMİŞ OLANIDIR.
EN GÜZEL ÇOCUK:
HENÜZ BÜYÜMEDİ.
EN GÜZEL GÜNLERİMİZ:
HENÜZ YAŞAMADIKLARIMIZ.
VE SANA SÖYLEMEK İSTEDİĞİM EN GÜZEL SÖZ:
HENÜZ SÖYLEMEMİŞ OLDUĞUM SÖZDÜR..."






 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım

Sosyal devlet ya da..!

Bahar gelir mi?