GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
4.02°
Açık
DOLAR 9.51
EURO 11.05
ALTIN 549.43
BİST 1.519

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

25 Eylül 2021 Cumartesi , 14:19

Kentimizin  İmparatorluk dönemindeki önemini anlayabilmek için en az yüz yıl öncesine gitmek gerek. Bursa’dan geçecek diye heyecan ile hızlı treni beklerken, kapatılan bir hattın öyküsünü anlatmak istedim. Yıllar önce söyleşi yaptığım demiryolu emekçisi merhum İbrahim Tunabay, Not Defteri için sizi bir kez daha tren ile Mudanya’ya götürüyor.

Trenle gelen düğün, bayram!
Hızlı tren ve hatları uzayan Bursaray çalışmalarının gündem oluşturduğu Bursa’da, yıllar önce Bademli ile anılan bir demiryolu hattı vardı. Kapitülasyonları andıran bir anlaşma ile yaptırılan bu hat, Cumhuriyet döneminde Devlet Demiryolları İşletmesi’ne geçti. Geçmesine geçti ama, bir süre sonra “zamanı geçti” diye hat kapatıldı.



Ardından raylar söküldü… Yıllar boyu, köylüye, öğrenciye, malını ihraç eden üreticiye ev sahipliği yapmıştı. Bursa’ya gelen padişahların, ya da ünlü konukların güvenliği için kullanılmıştı. Deniz yoluyla Mudanya’ya gelen konuklar, tren ile Bursa’ya ulaşabiliyordu. Avrupa emperyalizminin, Amerika kapitalizmine dönüşmeye başladığı yıllarda, Mudanya treni için de çanlar çalmış ve sonunda kaçınılmaz karar alınmıştı. Türkiye demiryolu yerine, karayolunu seçecek, ardından akaryakıt ve motorlu taşıtları kapitalizmin merkezlerinden temin edecekti. Öyle de oldu…



Gerekçe de çok geçerliydi! Hat, verimli çalışmıyordu. Demiryolunun içinde, öyküler ve yaşanmışlıklarda vardı şüphesiz…En yalın ve gerçek olanı, Merinos istasyonunda kontrol memuru olarak çalışan İbrahim Tunabay’ınki idi. Tunabay, tam bir centilmen…

Sözlerine “efendim” ile başlıyor ve duru bir Türkçe ile anılarını tazeliyor…

İbrahim Tunabay kendiden önceki dönemlere dair gelişmeleri aktardığı gibi, sonraki yılları ve hattın kapanış öyküsünü de aynı berraklık ile naklediyor.

Tren, Geçit’teki Koru durağından hareket ettikten sonra, meyve bahçeleri ile çevrili bir köye geldiğinde, uyan Bademli’ye geldik diye bağırılırmış. Trenin yavaşlamasına gönderme yapılırmış bu çağrıda…Doğrumu ?” diye sorduğumda, Tunabay hafifçe gülümsedi ve müstehzi ifadesini bozmadan ve hafif bir sitemle devam etti: “Bu aslında trenler için değil de, o zamanlar Bursa'dan Mudanya'ya malzeme at koşulu arabalarla taşınıyormuş onunla ilgili…O zamanlar şimdiki gibi trafik de sıkışık değil, halk tabii arabada uyuyormuş. Atlar asfalttan gidiyorlar ve arabacılar arasında bir şey varmış, kimin atları yorulmadan, durmadan o yokuşu çıkacak, onun arabası ve atları daha değerli…”



İbrahim Tunabay’ın bu açıklamasından Mudanya Treni için dilden dile dolaşan bir efsanenin gerçeğini de öğrenmiş olduk. Bademli efsanesinin gerçeğini öğrenirken, Tunabay’ın işletmeye nasıl girdiği sorusunu sormayı unuttuğumu fark ettim ama geç olmamıştı…

“Ben 1943 senesinde intisap ettim, Mudanya'da göreve başladım. Ondan 6-7 ay sonra, Merinos İstasyonu ki o zamanlar Muradiye'ydi ismi; o arkadaş ya askere gitti veyahut da başka yere, orası münhal açılınca beni verdiler ve 1948 senesinde ne yazık ki istasyonu kapatmak da bize düştü.”



Bursalılar, özellikle Cumhuriyet sonrası Mudanya’yı, hafta sonu deniz ve kumdan yararlanmak için özellikle seçiyor, hatta bazı aileler demiryolu hattının kenarında günü birlik piknik yapıyor. Bursa’nın  tatil sembolü olmasının yanı sıra, Mudanya treninin diğer bir özelliği olan sanayiye katkısıydı. Osmanlı döneminden sonra 1940'lı yıllarda yine ön planda olmuş. Merinos Fabrikası’na gelen kömür ve diğer ara mallar Mudanya Treni ile taşınırmış. Tren, Merinos istasyonuna geldiğinde, fabrikanın özel lokomotifi gelir vagonları alır ve silolara boşaltırmış…Merinos’ta üretilen iplikler de çileler halinde İstanbul’a gönderilmek üzere trene verilirmiş.

İstasyon’da sıra dışı bir düğün
Merinos İstasyonu’nda görev yapan İbrahim Tunabay, bu iş değişikliğinin bir farkını ya da faydasını eşine az rastlanır bir olayla yaşamıştı.

 “Düğün günü tespit edilmişti, davetiyeler verilmişti. Fakat istasyon şefi arkadaşın acele bir işi çıktı, Trakya'ya gitti. Ben yalnız kaldım istasyonda. O akşam da orada, istasyonda düğünüm olacaktı. Tren istasyona yaklaştı, perona çektim, karşılayacağım treni. Meğer gelin arabası da gelmiş. Ben şaşırdım; treni mi karşılayayım, gelin arabasını mı? Şeftren tanıdıktı, hemen gereken muameleyi yaptı. Treni sevk ettim, gelini aldık. O akşam çok güzel bir düğün oldu. Çünkü Merinos personeli ile bir samimiyet vardı aramızda… Gayet güzel süslediler istasyonu. O akşam istasyon gece görmedi, çünkü her tarafı lambalarla süslenmişti…”



..Ve  hattın kapanış öyküsü
Gerekçe hattın rantabl olmayışıydı ama, İbrahim Tunabay, belki de ilk kez duyacağımız açıklamalar yaptı bu konuda…Osmanlı döneminde hattı kuran Fransızların, Mudanya demiryolunun kapatılmasında da etkisi olduğunu anladım bir anda…Amerika’nın kara yolu dayatmasının dışındaki bu kapatılış nedeni, Osmanlı döneminde yapılan sözleşmelerin 1940'ların sonunda bile Türkiye Cumhuriyeti’ni sık sıkıya bağladığını anlatıyordu adeta…

“ Mardin’deki Çobanbey-Nusaybin arasındaki hattını  bir Fransız şirkete vermişler. 1 Ocak 1948'de o imtiyaz sona eriyor. Devlet demiryolu sözleşmesini uzatmayacağız diye kendi bünyesine alıyor. Ben bu hatta karşılık Mudanya bağlantısının kapandığını akla daha yakın görüyorum.”

Bir dönem Bursa’nın sembolü olmuş bir demiryolu hattı ile bir tren personelinin iç içe geçmiş bir yaşamını kendi cümleleriyle öğrendik. Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını nasıl kazandığını, Cumhuriyet’in ilk yıllarında kamu yatırımlarının önemini ve bir devrin nasıl kapandığını, sıra dışı bir düğün töreninin bizde bıraktığı izlenimle de öğrendik.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa