GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
2.02°
Açık
DOLAR 9.49
EURO 11.07
ALTIN 548.43
BİST 1.519

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

21 Ağustos 2021 Cumartesi , 22:28

 Şehrimizde yaşayanların bir bölümüne “Bursa’da ada var mı?” diye bir soru yöneltseniz, ilk anda yanıt alamazsınız. Çünkü, İmralı ismi bilinir ama Bursa sınırları içinde olduğu bilinmez. Hele, Osmanlı İmparatorluğu’nun ele geçirdiği ilk ada diye sorulsa, net bir yanıt almak mümkün olmaz. İşte bu soruların yanıtını verebilmek için bu hafta Not Defteri’nin ilginç bir sayfasını açıyorum.

Cezire-i Emire
Tarihteki en eski adı 'Aigaion' olan İmralı Adası, sırasıyla Bitinler, Persler ve Romalıların hâkimiyeti altına girer. Doğu Roma İmparatorluğu adada bin yıl boyunca hüküm sürer. İmralı, 14. yüzyılda Türkler tarafından fethedilir.
Kesin tarihi bilinmemesine karşın, 1324-1352 yılları arasında Türklerin hâkimiyetine giren ada, Bursa'nın Bizans İmparatorluğu ile temasının kesilmesi amacıyla deniz üssü olarak kullanılır. İlk Osmanlı denizcisi olarak tarihe geçen Emir Ali tarafından fethedildiği için 'Cezire-i Emir Ali' adı verilen ve Osmanlılar tarafından alınan ilk ada olan İmralı, fethedilmesinden sonra da Ortodoks Rumların yerleşimine açılır. I. Dünya Savaşı sırasında boşaltılan, adanın sakinleri, savaşın bitmesiyle evlerine geri döner. 1913 yılına ait bilgiler adada 3 Rum köyünün bulunduğu, 250 hanede yaklaşık bin 200 kişinin yaşadığı yönünde. Armutlu Yarımadası’na 20, Susurluk Çayı’nın denize döküldüğü Karacabey kıyılarına da yaklaşık 12 kilometre uzaklıktaki İmralı Adası’nda soğan gibi bazı tarım ürünleri de yetiştirilir. Sebze yetiştirmeye uygun olmayan İmralı’nın o yıllarda en önemli geçim kaynağı ise balıkçılıktır.
 

 
İmralı açık cezaevi
1924 yılında gerçekleşen mübadele sonrası, İmralı’da yaşayan Rum kökenli vatandaşlar Yunanistan’a gider ve ada boş kalır. Bir kasap İmralı’yı mera olarak kullanmak üzere üç yıllığına 350 lira vererek kiralar. Bunun üzerine İmralı’nın ne olacağı sorusu gündeme gelir. İstanbullu bazı hamallar ve işsizler “İmralı’yı bize verin, ziraat ve balıkçılık yaparak adayı imar edelim” önerisinde bulunur, ama kabul edilmez. Bizans’ı örnek alan yöneticiler, 1935 yılında İmralı’yı cezaevi yapmaya karar verir.  Bursa’da da görev yapan dönemin İzmir Valisi Fazlı Güleç cezaevinin fikir babasıdır. Kararı veren ise Adalet Bakanı Şükrü Saraçoğlu olur. Ada’daki eski manastır onarılarak cezaevi binası haline dönüştürülür. İlk mahkûmların sayısı bazı kaynaklarda belirtildiği gibi 50 kadardır. Mahkûmlar bazı kriterlere göre seçilir. Örneğin; 40 yaşından büyük, 21 yaşından küçük olmayacaktır. Özellikle daha önce hücre cezasını bitirmiş olmak da önemlidir bu seçimde… Mahkumların kalan cezaları 2,5 yıldan az ve 10 yıldan da fazla da olmayacaktır.
Araştırmacı ve yazar Ayşe Hür’ün,  ifadesine göre iş esasına dayalı cezaevlerinin en ünlüsüdür İmralı. Kuruluştaki ismi de “İmralı Adası Sosyal Sanatoryumu’dur. Ayşe Hür’ün araştırması da, diğer araştırmacıların belirttiği ile aynı gerçeği ortaya koyar. Deneysel bir hapishane kurma fikrinin Mutahhar Şerif Başoğlu’na ait olduğunu belirtilir.. Şerif, bazı Avrupa ülkelerinde gördüklerini Adalet Bakanı Şükrü Saracoğlu’na anlatır, Saracoğlu da İmralı Adası Sosyal Sanatoryumu’nu hayata geçirmeye karar verir. Bir anlamda Türkiye’deki duvarları olmayan ilk hapishane olacaktır. 11 Ağustos 1935’te faaliyete geçen İmralı’nın ilk konukları, 80 adli mahkûmdan oluşur. Sayı iki yıl sonra 400’e, 1940’ta da bin 200 e yükselir. Mahkûmların kışla disiplini içinde tutulduğu İmralı’da, 13 tip çalışma vardır. Esas olarak, buğday ve soğan tarımı, bağcılık, zeytincilik, balıkçılık, arıcılık, tavukçuluk, besicilik yapılır. 1946 yılında 272 ton soğan yetiştirilir ve İstanbul’a satılır. Adanın gül ve karanfilleri meşhurdur. Ayrıca sabun, süt ve peynir, ayakkabı, dokuma ve dikiş atölyeleri vardır. Bu ilginç ada ve modern cezaevinden ilk firar 1939 yılında gerçekleşir ve cinayetten 15 yıla hükümlü Cafer adlı mahkum kaçış girişiminde bulunur ama başarılı olamaz.
 
İmralı Kütüphanesi ile de anılır… On bine yakın kitap vardır kütüphanede. Cezaevi’nin bir dönem müdürlüğünü yapan, Esat Adil Müstecaplıoğlu tarafından oluşturulmuştur bu ilginç kütüphane... Esat Adil Bey, Kuvay-ı Milliyecilik ile Enternasyonal Sosyalizmi harmanlamış ilginç bir kişiliktir.
 
Adaya ziyaretçi akını
Dönemin ABD büyükelçisi, bir raporda İmralı’dan övgü ile söz eder. Bu örnek cezaevine yönelik nadir eleştirilerden biri, İmralı sakinlerinden 18 yıl ceza almış bir mahkûmu bir kayanın üzerinde cura çalarken gösteren fotoğrafın 5 Ekim 1936 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanması üzerine yapılır. Adalet Bakanı Şükrü Saracoğlu’na İmralı’nın neden bu kadar gevşek olduğu sorulur. Saracoğlu da mahkûmların sadece boş zamanlarda uğraşılan müziğin rehabilite edici rolüne değinir. Ada 1944-1948 yılları arasında büyük bir ziyaretçi akını yaşar. Ankara ve İstanbul’un değişik üniversitelerinden yüzlerce kişilik öğrenci grupları adaya gelir ve incelemeler yapar.
 
Menderes, Polatkan ve Zorlu İmralı’da
İmralı cezaevi, bazen çok ünlü konuklara ev sahipliği de yapar. Nâzım Hikmet’in etkisiyle resim yapmaya başlayan İbrahim Balaban bunlardan biridir.1960’lı yıllarda gangster diye adlandırılan ünlü banka soyguncusu Necdet Elmas bir süre burada kalır. Bir cinayetin hükümlüsü olan Yılmaz Güney de bir süre İmralı’da konuk olur. Kuruluşundan itibaren siyasi mahkûm barındırmayan İmralı’nın ilk siyasi tutukluları kısa süreli de olsa Adnan Menderes ve arkadaşları olmuştur.


 
Yaklaşık 17 ay Yassıada’da yargılandıktan sonra idam cezasına çarptırılan, Başbakan Adnan Menderes, Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın infazı 17 Eylül 1961 günü İmralı’da yapılır. Naaşlar, tam 29 yıl İmralı’da kaldıktan sonra 17 Eylül 1990 tarihinde İstanbul’a nakledilir. Bu nakilden 9 yıl sonra da, bölücü terör örgütü lideri Abdullah Öcalan yakalanır ve İmralı’ya getirilir. Bu arada, diğer mahkûmlar ve onların üretimleri de İmralı’dan başka yerlere nakledilir. Ada yine boşalmıştır… Öcalan’ın yargılanma süreci de İmralı’da yaşanır ve Ada, o dönemde Türkiye’nin odak merkezi olur. 2009 yılına kadar Öcalan ve güvenlik görevlileri dışında Ada’da kimse yaşamaz.
 
 
Söz konusu tarihte 5 siyasi mahkûm İmralı’ya nakledilir ve Ada tam anlamıyla siyasi bir cezaevi kimliğine bürünür.
 
 
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa