GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
19.27°
Orta şiddetli Yağmur
DOLAR 12.67
EURO 14.31
ALTIN 730.67
BİST 1.78507

Onun arabası var…

27 Ekim 2021 Çarşamba , 16:53

Bazen mizah, derdinizi anlatabilmek için en önemli silahtır, pardon vurdulu kırdılı işlere girmeden “araçtır” demek istedim. Toplumumuzun her katmanında anında kara mizah yapacak fertler mevcuttur. Ben de bir yayın sırasında izleyicinin küçük bir mizahi örneği ile önceki gün yaşananları harmanladım. Sağ olsun devlet büyüklerimiz, maaşlarda olmasa da bu konuda çok cömert. Mizah için sürekli ipucu veriyor ve hiç yüksünmüyorlar!
 
Neyse asıl konumuza dönelim. Televizyona düşkün biri acı veren haberleri izlerken, dayanamamış bir katkıda bulunmuş. Öyle bir cümle sarf etmiş ki, ilk anda aklı zorluyor. “Benim beş çocuğum var, onlara bakmak kolay mı ?”

Bu soruyu bize değil ülke yöneticilerine ve de onların en yücesinin “nerede eve aç girenler, hepsinin evinde birkaç telefon, kapısında araba… Apartmanda kapıcının bile arabası var.” cümlesi üzerine söylendiğini sanıyorum.
 
Sonra bu beş çocuğun masraflarını öğreniyorum isimleri ile birlikte... Vatandaş anlatıyor da anlatıyor o güzel üslubu ile!
 
En büyüğü KİRA… Çok şey istiyor benden. Giyim kuşam harçlık. İlk çocuk işte. Tüm kaprislerini çekiyoruz. Kendi harçlığı kallavi olduğu kadar, bir de yanına arkadaş takmış onu da memnun ediyoruz. Onun adı da AİDAT… Ona da para vermek lazım, belimiz iyice bükülüyor. Canımı sıkan da bize hizmet eden kapıcı, pardon apartman görevlisi bizden iyi durumda. Kirası yok, altında arabası da var. Baksanıza Cumhurbaşkanımız bile buna takmış. Ama benzin alarak arabasına biniyor mu, onu hiç görmedim. İkinci oğlum DOĞALGAZ… Harçlığını nedense kışın iyice artırıyor, sürekli sızlanıyor. ‘Bu ay masrafım daha çok, daha fazla para ver baba’ diyor. Evlat işte, borç harç para bulup veriyorum.

Bir haylaz oğlan daha var ki, harçlığı ödemezsem evden kaçıp gidiyor!

Adını, söyleyince çarpıntı tutuyor beni o da ELEKTRİK… Bir de peşine kuyruk takıyor. ‘Ben onunla teselli buluyorum, milli duyguların yok mu baba’ diye bana çıkışıyor. Ona da isterim harçlık diyor. Arkadaşının adı pek iyi bir şey değil TIRT, pardon TRT PAYI canım… Neden harçlığını veriyorsam bir türlü anlamıyorum zaten!

Kız çocuğu bambaşka oluyor. En insaflısı o adı SU… Fazla iş yapmaz ise, dersine çalışırsa her şey yolunda gidiyor. Bazen rengi kaçıyor o kadar…      Zaten onun kabahati de değil, havalardan, rüzgardan, yağmurdan yüzü sararıyor. Bir de küçük kabahati oluyor. Arada bir arkadaşının yol parasını benden istiyor. Arkadaşı da ATIK SU BEDELİ… Ne yapalım sineye çekiyoruz, ne de olsa yabancı değil o da nihayetinde komşu çocuğu!

Bu kadar çocuğun arasına bir de mahallenin öksüzünü eve aldık, bakıyoruz. Adı da pek ihtişamlı ÖTV… Nereden kim nasıl peydahlamış belli değil. Ne zaman, nereden ortaya çıkacak anlayamıyoruz bir türlü… Üstelik dört büyüğünün arasına girip kendini kaybettiriyor. Evden bazı kaçıyor gelmiyor, sonra geri dönüyor be kez harçlığını da astronomik miktarda istiyor!

Baş belası ve babanın derdi biter mi? Karşı komşunun çocuğu var bizimkileri iyice azdıran… O ne yaramaz bir bilseniz,  mahalleli bile başa çıkamıyor. Merak ettiniz değil mi? Söylüyorum adı da çok afili DÖVİZ… Tek olsa neyse… Bir de ağabeyi var, iş büyüdü mü ona koşuyor. O çok belalı, yabancı mı nedir, adı ENFLASYON çünkü. Görmeyelim diye yolu değiştiriyoruz mahalleli olarak. Nafile, nereye saptıysak oradan karşımıza çıkıyor.

Böyle bir arkası olduğu için DÖVİZ ne yapıyor biliyor musunuz? Yanına ENFLASYONU takıyor ve her gün bir başka giysi, her saat başka bir ayakkabı ayağında. Ona bakan bizimkiler dayanıyor odamın kapısına, ‘para istiyoruz’ diye bağırıyorlar.’ Verdiğin para hiçbir şeye yetmiyor, zam yine zam hem de büyük zam’ diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar.
 
Ben bu durumda ne mi yapıyorum?

Hemen bir bankaya koşuyor, yeni bir kredi kartı alıyorum. Öderim ödemem kime ne? Öldürecekler mi beni, hapse girerim paşalar gibi yatarım. Bu ülkede eşini kıtır kıtır doğrayanlar bile biraz yatıp çıkıyor! Sesinizi duyar gibiyim. Bana sahtekâr damgası vuruyorsunuz. Siz de haklısınız ama başka yolu kaldı mı bu kadar çocuğu doyurabilmenin?
 
Size bunları bana gelen esin sonucu iç sesim ile anlatırken, gözüm haberlere takılıyor. Tezkere mi varmış neymiş… İki yıl sonraya kadar süresi varmış. Savaş çıkabilme ile, yabancı askerlerin mecburen ülkemizden geçme ihtimali de yazıyormuş tezkere denen şeyin içinde. Ben yine bir şey anlamadım. İnsan bir kere tezkere alır ve terhis olur eve döner. Bu başka tezkere imiş. İki yıl sonrasına uzarsa, kutsal vatani görevini yapan kumandanlar, uzatmaya gidebilirmiş görevlerini.

Yani, sonunda onlar mı, onların değişmesini isteyen mi alacak TEZKERE o da belli değilmiş.

Bir türlü anlamadım, anlamak da istemedim zaten!
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Biraz da nostalji

Bursa ve onu yaşayıp yazanlar

Cumhuriyeti anlamak…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava