GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Parçalı Bulutlu
DOLAR 7.85
EURO 9.47
ALTIN 458.18
BİST $19.075

Oylar Marem'e be!..

13 Ağustos 2020 Perşembe, 12:26

Başlık, kimi mutlu eder, kimi öfkelendirir? Cevap veriyorum, "hiç kimseyi."

24 Haziran gecesini hatırlayıp bu başlığı kullandım. Trakya'da bir ilçeydi sanırım... Oylar tahtaya yazılmıştı... Marem, Tayip ve diğerleri diye... Trakyalılar "H" harfini kullanmadan konuşurlar ya, işte ondan çıktı bu başlık...

Sadece bunun için mi, değil tabii... Yaklaşık 30 dakikaya sığan, tek kişilik gösterisinde Muharrem İnce, öyle sözler söyledi, öyle eleştiriler yaptı ki, bilinç altında oluşan gizli simgelere de dikkat çekti. Örneğin, girişiminin parti kurma olmadığını, 4 Eylül'de Sivas'tan başlayacak bir Türkiye turuna çıkacağını vurguladı ve buna "Bin günde Memleket Hareketi" diyerek, hem Kılıçdaroğlu'nun "Adalet Yürüyüşü" hem de Gazi Mustafa Kemal'in Sivas'tan Ankara'ya kadar olan süredeki, o tarihi kongre günlerine atıf yaptı. Mustafa Kemal'in Sivas'tan Ankara'ya geldiği 4/11 Eylül-27 Aralık 1919 arasındaki aşağı yukarı 100 günlük süreye...

Bu sembol anlatım yerindeydi... Konuşmasında söylediği gibi hem iktidara hem de muhalefete "sadece siz alternatif değilsiniz, ben ve arkadaşlarım da var" demek istedi açıkça... Yani kurtarıcı rolüne soyundu daha önce aldığı oya dayanarak... Burası tamam, şu anda içinde bulunduğumuz, ekonomik, sosyal sorunlar, krizler ve dış politikadaki tıkanma da tamam... Tespitler yerinde...

Bu kadar sıkıntılı ortama, iktidarın önemli konulardaki açmaz ve çaresizliğine karşın, partisine karşı sarf ettiği cümle oldukça okkalıydı.

"Bu kadar sıkıntıya rağmen CHP alternatif görünmüyor."

Bu arada, Kurultay'daki bazı saçmalıklardan söz etti... Yine sloganlaşmış biçimde "Yıpratmaya değil kurtarmaya geldim" dedi. CHP'yi mi, ülkeyi mi kurtaracak, ben anlayamadım.

En çarpıcı iddiası da "hem iktidarda hem de muhalefet partilerinde demokrasi yok... Lider partileri bizi bu duruma getirdi" dedi ve geçmişten CHP'ye dair uygulamalara örnek verdi. Ön seçim ve grup başkan vekillerinin seçimle belirlenmesinin ortadan kalktığına işaret etti. Bir anlamda, Cumhurbaşkanlığı seçiminde uğradığı haksızlıklarla birlikte, kendisinin parti içi yarışta da önünün kesildiğini savundu.

Bunları bekliyorduk zaten... Seçim gecesine dair açıklamasında, hem özür vardı, hem de sandıkların boş bırakılmasının kasıtlı olduğu değerlendirmesi vardı. Bildiğim kadarıyla son yerel seçimlere kadar CHP, bir türlü bu sandık işini beceremiyordu aslında... İddiasına göre YSK'dan bilgi alarak konuştuğunu söyledi ve "13 bin sandıkta gözlemci yoktu. Bu da 4 milyon oy demektir. 1,5 milyon oy kaybolmasa seçim ikinci tura kalabilirdi" gibi çok sert bir iddiada bulundu. Bu arada 51 günde 107 miting yaptığına dikkat çekerek enerjisini ortaya koydu. Bir CHP'linin Saray'a gittiği iddiasına da iddialı bir yanıt verdi. Bunu yazan iki gazeteci hakkında dava açtığını, CHP Genel Merkezi'nin ise neden böyle bir girişimi olmadığına işaret ederek, manidar bir cümle kurdu.

Ağzındaki en büyük baklayı sona saklamış olacak ki, açıklamanın tam ortasına getirdi. Ve dedi ki "Bu sistemde iktidara gelmek demek Cumhurbaşkanlığını kazanmakla oluyor. Siz genel başkan olarak aday olmaktan kaçınırsanız, Cumhurbaşkanı'nın eski bir arkadaşını aday göstermeye çalışırsanız, nasıl iktidar olacaksınız?"

İşte, zurnanın "zırt" dediği nokta burası...

Türkçe mealini, kendi kelime dağarcığıma ve yorumuma göre vereyim.

"Ey Kılıçdaroğlu, neden Cumhurbaşkanlığı adaylığından kaçıyorsun? Seçilemezsen, partinin liderliğini kaybetmekten mi korkuyor, AKP'den oy alamayacağını bildiğin için Abdullah Gül kozunu mu oynamak istiyorsun? Benim AKP'den, İYİ Parti'den, HDP'den ve hatta MHP'den bile oy alabildiğimi, CHP oyundan 8 puan önde yarışı bitirdiğimden mi ürküyorsun?"

Araya girerek, uzun süredir kafamı kurcalayan bir sorunun yanıtını aramak istiyorum. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi savunan Millet İttifakı'nın ifade edilmeyen düsturuna göre, Cumhurbaşkanı bu denli yetkili ve tek karar verici olmamalı. Bu tamam... Ortak bir aday ikinci turda da olsa seçildi diyelim. Öyle bir gelişme oldu ki, ağzımız açık kaldı! Seçilen Cumhurbaşkanı yetkilerini kullanmaya devam etti, söz verdiği taahhüdü yerine getirmedi diyelim. O zaman ne olacak? İşte burada Kılıçdaroğlu'nu anlamaya çalışıyorum. Eleştirdiğiniz ve yetkilerini daraltmak istediğiniz bir makama, partinize bir daha geri dönmemek kaydıyla oturabilecek misiniz?

İşte bu kadar...

Muharrem İnce, soyadı gibi "ince bir politika" ile enerjik yapısına güvenerek, yurt turuna çıkıyor. Asıl amacı da Abdullah Gül veya Meral Akşener gibi potansiyel adayların önüne keserek, CHP'nin önderliğinde "Millet İttifakı"nın tek adayı olmak istiyor. Şu anda böyle bir hareket içine girmesinin de bir anlamı budur diye düşünüyorum. Atatürkçü olduğuna işaret için 4 Eylül tarihi ve Ankara'ya gelinceye kadar geçen süreyle örtüşen bin gün sloganını kullanmış olabilir.

Bin gün aşağı yukarı Haziran 2023'e denk geliyor. Acaba İnce son günlerde sıkça dillendirilen erken seçim olasılığını hiç mi düşünmüyor.

Bunlar İnce'nin kafasında yanıtlanmış ve duruyor olabilir. Öğrenme şansımız şimdilik yok. Buna karşın yıldırım hızıyla değişen, doğal ve yaratılmış gündem maddeleri arasında biz de tecrübe sahibi olduk. Gerçek gündemi bir ara zorlayan "İnce Dalgası" bence eski hızını birkaç gün içinde kaybeder ve biz yine, dövizden ve işsizlikten uzak, sun'i gündemlere süratle kavuşuruz!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!

Dik dur eğilme, Cumhuriyet seninle…

Futbol bu, kaderden kaçılmaz!

Bir yemine yüklü bir maaş!

NOT DEFTERİ: Bir yerel seçim nasıl hükümet düşürdü?

Konu Bursaspor ise herkes haklıdır!

Seçmen nereye bakıyor?

SMA belası ve pompalı dehşeti!

Hem EYT'li hem KHK'lı olmak!

Enerji mi, yetenek mi kazandı ?

NOT DEFTERİ: Gazi’nin ilk Bursa ziyareti  

Laik bir ülke ve Dilipak’ın sözleri

Burası Bursa, şaşırmayacaksın!

16 Ekim Milli Takım ve bir Güzelırmak…

Bakan emekliye nasıl bakıyor?

Sağlık ve eğitim neden sorunlu?

Ülkesinden önde olan Türk futbolcular!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın rüya gibi ortak girişim dönemi

Sayıştay da kapanmalı mı?

Eğitimde para hesabı olur mu?

İlk EBA kurbanı!

Bursa'da Covid cenazeleri nasıl defnediliyor?

Sürprizin adı Bursaspor

Atatürk doğarken…

Vaka uymadı, hasta verelim!

Siyaseti hiç sevmem çünkü!..

Dini rüşvet nasıl olur?

Uzaktan eğitime uzaktan bakanlar!

Bu bir futbol yazısı değildir!

NOT DEFTERİ: Bursa'da Hıristiyan okulları ve misyonerlik

Oyun kâğıdı ve Çukur Kahve...

200 liranın sırrı!..

Fabrika yerine hapishane...

Bursa Şehir Kütüphanesi de Vakıflara!..

Bursaspor'u anlamak beceri ister!

NOT DEFTERİ: Menderes gerçeği ve hazin bir son

Guguktan hukuk olur mu?

Bu fasulya yedi buçuk lira!..

Eğitimde hak eşitsizliği olur mu?

Covid maçı sahada bitermiş!

Şimdi karar zamanı