GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
26°
Az Bulutlu
DOLAR 8.45
EURO 10.26
ALTIN 499.57
BİST 1.441

Patron kim?

03 Mayıs 2021 Pazartesi, 17:26

Genelde emekçinin hayali bir gün kendi işinin “patronu” olmaktır. Bu hayal ya da istek, kendi işi olmasa da yönetici olanların da bir düşüdür. Geniş yetkilerle donatılmak ve de istediğini uygulamanın diğer adı da patronluktur.

Bunları iş yaşamının içindeyseniz görebilirsiniz. Aile hekimi de işinin patronudur, bir ilçe ya da kentin en büyük mülki amiri de…

Ama bir gün gelecek ülkeyi “Patronlar Hükümeti” yönetecek, demokrasinin tek gerçeği ve de kuvvetler ayrılığının üç öğesi “Yasama, Yürütme  Yargı” da tek patronaj ile görev yapacak dense hiç inandırıcı gelmezdi.

Ama ülkemizde bu fiilen gerçekleşti. Bunun sonucu olarak, bazı gelişmelerde şaşırma ve tepki verme özelliğimizi yitirdik. Bu durum sadece ülkenin genel yönetimi için mi? Tabii ki değil. Siyasal iradeden güç alan, ya da böyle bir özelliği olduğunu çevresine inandıran tipler, küçük birer “patroncuk” oldu.

İktidar Partisi’nde yakını olanlar, en azından aracına çakar taktırma lüksünü yaşıyor. Daha büyük hedefleri ardında olanlar da , devlet erkânı içindekiler ile aracı marifetiyle randevu alarak ve de bu anı ölümsüzleştiren bir fotoğrafla resmettiklerinde patronluk alanını büyütüyorlar.

Ama daha önemlisi,direkt  patronluktan gelenlerin bakanlık (doğrusu CB sekreterliği) makamına oturmasıydı. Bu durum belki yasaldı ama meşru değildi. TBMM denetiminden muaf, isterse hesap veren bir model ortaya çıktı.

Son örnek Gümrük ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan… Kendi gitti marifetleri kaldı yadigâr! Önce, ortağı olduğu şirketinden kendi bakanlığına ürün satışı haberi piyasaya sürüldü. Ardından, bir önceki Ticaret Bakanı’nın gümrüklere gönderdiği genelge ile ünlendi. İlginç bir dil ile yazılan bu genelgede, “kendini Emine Erdoğan Hanımefendi ile yakını olarak gösteren bu kişi, gümrüksüz ürün ithal etmek isteyebilir. Bu durum için müteyakkız olunuz.” gibi bir ifade ile Bakanlık nezdinde kara listeye alınmış. Tam benim yukarıdaki satırlarda belirttiğim üzere, güçlü bir isme yakın olma marifetinden söz ediliyor. Bu gelişme de siyasi kulis pazarına sürüldü. Yetmedi,  bir şirketi varken, buna bir yenisi eklenerek“dezenfektan satışı” yapan söz konusu şirketin oluşturulma biçimi, ile kuruluş tarihinin Hanımefendinin bakanlığa atanması sonrasına denk geldiği belirtildi... Bir pozisyonda üç faul birden. Dünyanın en iyi futbolcusu bile bunu başaramazdı! Bu da yetmedi, devir-teslim töreni ile kendisini bakanlık koltuğuna oturtan bir önceki Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi’nin sözleri de ortalığa saçıldı. “ Ne yapsaydım yani… Devir-teslim yapmasa mıydım. Uyardığımız kişinin 20 ay sonra bakan olacağını nereden bilirdim. Hem ben mi atadım ki, bana soruyorsunuz !” gibi anlamı çok büyük bir açıklama yaptı Tüfenkçi…

Üstelik bu skandalın sonunda görevden affedilen Pekcan, yaptığı hizmetler nedeniyle en üst mertebeden teşekkür ile uğurlandı.

Geçelim bir başka bakan öyküsüne… Çiftçinin perişanlığı, ürün yetiştirme desteğinin geç ödenmesi ve de ithal ikamesi ile üreticinin belinin bükülmesinin yaşandığı, yılların kuruluşu Türk Hava Kurumu’nun yerle bir edildiği bir ortamda  Tarım ve  Orman  Bakanlığı’nın başındaki zat böylesine gündeme gelse ne olurdu? Önce “Fetöcü” yaftası ile hapiste olan kardeşi öne çıkardı, sonra da bakanlık öncesi profesyonel yönetici olduğu “ithalat firması” adına yapılan alımlar gündeme gelirdi. Sebze ve meyve fiyatlarının yükselişi, ithal ikamesini uygulayışına bağlanırdı. Ama, skandal hiç sesi çıkmayan bir bakanlıktan geldi. Bekir Pakdemirli diyordum, Tarım Bakanlığı diyordum. Biyografisinde “çalışma hayatı boyunca gıda, gıda, tarım, hayvancılık, teknoloji ve otomotiv alanında serbest girişimcilik yaptı. Çeşitli şirketlerin kuruluşunda ve yönetiminde bulundu.” yazıyor. Yani onun da patronluğuna bir itirazınız olabilir mi? Bitmedi…Turizm alanında en önemli şirketlerin sahibi olan Kültür ve Turizm Bakanı, her iş kolu kapalıyken, otelleri açık tutacak beceriyi göstermese, rakip olduğu diğer turizmciler ne yapardı? Neyse bu patronun da henüz büyük bir falsosu görülmedi.

Milli Eğitim’e nasıl bir parantez açmalı? Özel okul sahibi bakanımız, uzaktan eğitimi güle oynaya açarken, devlet okullarındaki öğrencileri, kendi okullarındakilere benzer olanaklara sahip gibi mi gördü? Tablet ve televizyon sıkıntısı çeken, interneti olmayan yerleşimleri hiç duymamış veya görmemiş olan bu patron bakan en azından bir kötü niyet göstermedi diyelim. Sadece, kendisi aşı olurken fotoğraf verip, öğretmenlere bu yüceliği (!) gösteremedi. Eyvah, sıra Sağlık Bakanımıza geldi. Salgının ilk kurbanını açıklarken gösterdiği duyarlık ve sonrasındaki gayreti ile bu yeni hükümet sisteminin “en sağlıklı bakanı” payesini kaptı. Sağlık emekçileri için hemen herkesin kullandığı “hakları ödenmez”  açıklamasına sadık kalarak, virüsten  öldüğü bilinen sağlıkçılar için “meslek hastalığı” hakkına destek vermemesi de dürüstlüğünün örneğiydi! Bir ara “en fazla tanınan siyasetçi ” anketinde Cumhurbaşkanını bile geçtiği dönemleri yaşadık. Bu yüzden, Medipol Üniversitesi’ne, Devlet Demir Yolları’nın Ankara’daki tarihi binasını ekleyivermesini bile unutuvermiştik!  Ama, sağlıkçıların haklarının ödenmemesi yanında, aşı anlaşmaları patladı, Cumhurbaşkanı’nın son Cuma çıkışı yaptığı konuşma ile tam olarak “mat” oldu. Tarikat hatırlı atamalar temposunu düşürdü.

Az daha unutuyordum çok önemli bir konuyu…Dışişleri Bakanlığı içinde eski patronlar yani “monşerler” eve gönderilince, geriye eski milletvekilleri ve patron yakınları kaldı. ABD nezdinde Vaşington’a Büyükelçi atanan  ve ülkemizin en büyük patronlarından birinin damadına yakınlığı bilinen eski vekil Murat Mercan da, patron uygulamasına kurban giderek üç aydan beri  “güven mektubunu” veremezken, Türkiye henüz Amerika’da resmi temsil kazanamadı.

Son noktayı da, belde, ilçe ve kentlerin belediye başkanları, ya da onların adına yetkili olanlar patronluk yaparak koydu. Gri pasaport ile “sevabına” yurt dışına gönderdikleri binlerce kişiden sadece 8 yüz kadarı Avrupa’ya iltica etti!

Şimdi eğri oturup, doğru düşünelim. Patronlar yerine, emekçi temsilcileri, sendikacılar bakan yapılsa ne olurdu? Ben, “dünya yerinden oynar, işçiden bakan olsa” gibi bir tribün sloganı ile yanıtlayayım. O zaman biz neyi sorguluyoruz? İşsizlik diz boyu, asgari ücret yetersiz, koskoca bakanlar, emekçinin kıdem tazminatı fonuna göz dikiyor diye niye haykırıyoruz ?
Yanıt belli; patronlar bakan oldu, işçiye kimse bakmaz oldu. Nokta.

Şimdi de benim küçük bir merakım var:

Duyarlı, tepkili halkım sandık başına gittiğinde “Patronlar Hükümeti de  neymiş, asıl patron benim” diyebilecek mi?
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım

Sosyal devlet ya da..!

Bahar gelir mi?

Bursa için Anayasa hayal mi?

Yaşamak emek ister, ölmek bedava!

Milenyumun altın çocukları

NOT DEFTERİ: 1 Mayıs, Walesa ve Denizer

Görmek ya da görmemek işte bütün mesele!

'Tam kapan-ma!'

Bugünlerde ne düşünüyorlar?

24 Nisan ve iki üç küçük anı!

NOT Defteri: 23 Nisan, Bursa ve siyah örtü

Kamu-özel iş benzerliği!

Yıl 1961 ve bir 23 Nisan günü

Siz hangi Yıldırım’ı tanıyorsunuz?

Gençler de sezonu kapatmış!

On bir yıl gecikmiş bir makale !

NOT Defteri: Toprak Mahsulleri Ofisi nasıl hatırlandı?

Çukur kahve isyanda!

Alın teri ile kazanılan üç puan

Gülelim ama düşünelim de…

Afiş mi, 128 milyar dolar mı sakıncalı?

Bu maça isim koymak zor!

NOT Defteri: AKP Bursa’da Şahin ile nasıl başlamıştı?

Karadeniz’de gemilerimiz mi battı?

Acilen paniklememiz lazım!

20 yıl sonra nasıl bir Bursa?

Sıklet farkı skora yansıdı

Mahmut Hoca kızdı sınav iptal !

NOT DEFTERİ: Bursa’da sporun altın çağı yaşanmıştı!

İktidarlar ve ihtilaller (2)

İktidarlar ve ihtilaller-1

Bal tutan 'pudra şekeri' de yalar!

Bursa’dan bir muhalefet geçti!

Milli Takım ve Anadolu futbolu

Bursa Nutku neydi, hangi nedenle söylendi?

Çukur Kahve’de 'ayran yoğurt' komedisi!

Bursa’nın sessizliği!

Karaca ve Türkoğlu ilk adım sizden gelmeli

Bitmeyen cuma geceleri !

Üç gollü tarifeye devam

NOT DEFTERİ: İsimsiz kahraman Bursa Jandarma Taburu

Aç-kapat ve demokrasi!

Otomotiv kenti değil miydik?

Bursaspor böyle mi gündeme gelmeliydi!

Devrim yasaları ve yeni anayasa

Üç gol, üç puan ve üç gencin gecesi

NOT DEFTERİ: Türkiye ve Anayasa

Destek paketi böyle olur!

Son bir yılda neler yaşadık?

Vergi deyince ne anlarsınız?

Hangi 8 Mart?

Ataberk bir de gol atsa !

NOT DEFTERİ: Bursa’nın tek adası İmralı

Facia, acı ve sıra dışı bir siyasetçi

İnsan hakları ve eylem!

Bursa’ya 5 yıllık planlama!

Bursa pilavı mı, Bursa planı mı!

Bursaspor mucizesi!

NOT DEFTERİ: Bursa ortak Türkiye pazar

Salgında ruh sağlığı ve kayıplar

Evet, zor günler başladı

Mizahı da biz yaparız!

Kültür, sanat ve Bursa Festivali