GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
16.68°
şiddetli Yağmur
DOLAR 12.67
EURO 14.31
ALTIN 730.67
BİST 1.78507

Pozitif hasta çok önlem yok

28 Eylül 2021 Salı , 16:12

Her zaman olduğu gibi bir kabine toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkacak her cümleye dikkat kesilmiş izliyoruz. Çünkü TV kanalları, toplantı sürerken sürekli “salgına dair yeni önlem alınacak mı?” diye alt yazı geçiyor. Yine de tedbirliyiz. Önce genel konular ve özellikle dış politikaya dair bir menü, üzerine Bay Kemal veya HDP sosu ekilmiş bir propaganda konuşması, sonra da bir tutam salgına dair gelişmeler.. Ümidimizi yitirmeden beklemeye devam ediyoruz. Merakımın nedeni çok açık ve bilinen bir gerçek. Cumhurbaşkanı konuşurken, sadece kendini iyi hissetmeyenlerin en yakın sağlık kuruluşuna giderek test yaptırması sonucu ortaya çıkabilen “olgu sayısı” 28 bine çok yakındı. Bu konuda son günlerde dünyada ilk üçe girmişiz. Kaybettiğimiz vatandaşımız da sadece 206 olmuş önceki gün! Bir otobüs kazası olsa, dört-beş kişi can verse önce üzülür, ardından  “ya benim başıma gelseydi” diyerek endişeye kapılırız, ya da kapılırdık. Artık yüzlü,  ikiyüzlü rakamlar bile toplum nezdinde sanki önemsiz kabul ediliyor. Bir suskunluk, bir pervasızlık bir başıboşluk almış yürümüş ve gidiyor.
Balık baştan kokar özdeyişine bir kez daha anlam yüklüyorum bu arada… Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı, halkına büyük bir özgürlük tanıyarak, okulları, işyerlerini kapatmıyor, seyahati kısıtlamıyor, üstüne üstlük İngiltere’den bile turist gelmesi için çaba sarf ediyor! Nedeni de çok geçerli. Çünkü Devlet kasasında para bitti. Sanal rakamlar ile Merkez Bankası rezervlerine inanmamız isteniyor. Bir günde yüz kişinin, iki yüz kişinin ölümü bizi ne kadar endişelendirip üzüyorsa, o da o kadar kaygı duyuyor sanki… Çünkü öğrencilerin artık yüz yüze eğitim görmesi şart. Bu olmadığı takdirde bir kuşağın ve ülkenin geleceği heba olup gidecek. Bir de internet erişimi olmayan 1 milyon çocuk sorunu var. Bu durumda en yüce makam ne yapsın, sadece “maske, mesafe ve hijyen” diyebiliyor. Çünkü öğrencisinin bir bölümü internet erişiminden yoksun, esnafa, işsize, işçiye ve sanayiciye verecek dolarları da yok.
 
Yurt çıkmazı ve çatışan rakamlar
Konu salgından açılmışken üniversite gençliğini unutmamak gerek. Yaklaşık 18 ay aradan sonra yüz yüze eğitim için eski üniversiteliler ve bu yıl girecek bir okulu bulabilenler, bu kez de yurt için sınav veriyor. Hem de ne sınav. Parklarda yatarak, İktidarın onuru zedeliyor ve “sanal bir sorun” yaratıyorlar! Bu iddia ülkeyi yönetenlere ait. Ama bazı muhalefet partilerinin münafık temsilcileri rakamları yorumlayarak, Cumhurbaşkanı’nın “Biz geldiğimizde doğru dürüst yurt yoktu. 1 milyon yatak kapasiteli yurtlar yaptık” sözünün üzerine söz söylüyor nezaket dışına çıkarak! Ama diğer yanda da ülkemizin tamamında 8 milyon üniversite öğrencisinden söz ediliyor.

İşte İstanbul rakamları… CHP sözcülerinden Engin Özkoç İstanbul’da 8 yüz bin üniversite öğrencisi olduğunu, buna karşın devlet yurtlarının kapasitesini 24 bin olarak telaffuz ediyor. Gel de çık işin içinden… Kim haklı, kim haksız, kim doğru söylüyor bilemedim. Demek ki yurt ve para bulamayınca sokakta yatan öğrenci olabiliyormuş, sadece buna inandım. Bu yıl bu konu neden bu kadar öne çıkartılıp, abartılıyor anlamaya çalışıyorum. Önce şunu ortaya koyalım, iki yıldan beri üniversiteler kapalıydı. Kentler arasında zaman zaman geliş-gidiş yasakları vardı. Mevcutlara iki yılda büyük oranda yenileri katıldı işte size yatacak yer sıkıntısı. Bir de buna fahiş kira bedellerini ekleyin ortaya bu manzara çıkıyor. “Bu çocuklar çok yaramaz,  yatacak yerleri yok”  deriz kızınca. Bu kez gerçek oldu galiba… Şunu da unutmayalım, her küçük şehre bir üniversite kuranlar, arkalarında cemaat ve tarikat olan vakıf üniversitelerine yol veren zihniyet, istihdam yaratayım, dindar bir kuşak yetişsin derken yersiz yurtsuz kalan öğrenci ahalisi oluştu.



Sayın Cumhurbaşkanı, “bunların çoğu üniversite öğrencisi bile değil. Gezi’yi tekrarlamak istiyorlar” gibi bir cümle kurdu o arada…Bu kez işin rengi değişik, gezide ağaçlar korunuyordu ve de provokasyona getirilmişti gençler, bu kez kendileri aç ve açıkta kaldılar. Bence, bu da Corona virüsten sonra ikinci salgınımız.
 
İsmail Ertekin en zorlu maçında
Vakıfköy eğitiminden sonra Bursaspor’un her kademesinde forma giydi. Gurbete gitti oynadı. Döndü antrenörlüğü başladı, hem de eğitim alarak… Çok sayıda kulüpte görevini yapmaya çalıştı. Arada bir şampiyonluklar da kazandırdı gittiği şehirlere! Ama bir türlü vazgeçmedi, öğrenmek ve öğretmekten. Kendini kabul ettirmekten de yılmadı. Adı İsmail Ertekin mesleği futbol antrenörlüğü idi.



Her maçın kendince olan stresini bu işi yapan bilir. Çünkü en kolay sanılıp, en zor sonuç alınan, el yerine kullanması en zor uzuv ayak ile oynanan bu oyunda, futbol dışında ayak oyunları da sergilenir. Bu da işin diğer yönü.

Meslek büyüğüm merhum Kahraman Atılgan yeni tanıştığımız günlerde bana “top hocası” diye hitap ederdi. Arkadaşlar bu cümle ile dalga geçerdi ama içinde bir gerçek saklıydı bu cümlenin. Affınıza sığınarak söyleyeceğim konusu ve malzemesi de insandır futbol antrenörünün.  Benim bildiğim üç meslek birbirine benzer. Öğretmenlik, doktorluk ve antrenörlük. Sonucu, üçünde de insan davranışlarından alırsınız. Başta da dedim ya, Ertekin şimdi en zor maçını kendi yaşamı için oynuyor. Bu kez oynayan da oynatan da kendisi.  

Arkadaşım, kardeşim ve kadim dostuma önce şifa sonra da uzun ve sağlıklı bir ömür diliyorum.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Biraz da nostalji

Bursa ve onu yaşayıp yazanlar

Cumhuriyeti anlamak…

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava