GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Hafif Yağmur
DOLAR 7.36
EURO 8.93
ALTIN 437.23
BİST 1.533

Sağlık ve eğitim neden sorunlu?

12 Ekim 2020 Pazartesi, 18:19

Kendimi de içine katarak söylüyorum, toplumsal sorunlar çıktığında önce sonucu konuşuyor, öfkeleniyor, tartışıyor ve saatlerce tartışıyoruz…

Katılmayan elini kaldırsın!

Oysa, sorunların çıkış nedenlerine insek, çözülmesi için bilgimiz varsa ortaya koysak, farklı bir alandaysa bir bilene sorsak, daha yerinde ve yararlı bir tartışma olmaz mı?

Durup dururken nereden çıktı bu garip yorum diyebilirsiniz. Hak veririm…

Eğer içinde bulunduğumuz günler ve yıl içinde bizi eve hapseden, gelecek kuşaklar için endişe duyuran bir müsibet ve iki birbirine bağlı konu varsa bu yorum yapılır.

Covid 19 denilen, sırrı çözülemeyen, ne zaman biteceği ve bizi soluklandıracağı bilinmeyen, gözle görülmez elle tutulmaz bir bela var başımızda!

Önce sağlığımızı tehdit etti, şimdi de öğrenim görmek isteyen öğrencileri, yani geleceğimizi ipotek altına alıyor. Bu nedenle, sağlık ve eğitim demek istedim. Üstelik bu iki temel konu, laik demokratik bir ülkede Anayasa güvencesi altında olması gerekirken… Oysa tüm dünya yöneticileri ve halkların önemli bir bölümü, pervasızca günlük yaşamına devam ediyor. Tüm dünya olarak bu ortak düşmanla mücadeleyi aklına bile getirmiyor. Kimi ülkeler aşıyı önce bulup satmanın peşinde, kimileri de bu salgından etkilenerek iş gücü iyice ucuzlayan ülkeleri sömürme derdinde.

Neyse, bunları bırakarak içeriye dönelim isterseniz…

Şu günlerde ülkemizde ne isteniyor çokça? Yeterli sayıda sağlık personelimiz olsa, filyasyon ekipleri hastalık tanısı konulanları yeterince izlese ve dertlerine derman olsa… İnsanca bir istek ve vatandaşlık hakkı. Ama gerçek öyle mi ya?

Küçücük bir araştırma yaparak sağlık personeli açığı hakkında bilgi sorguladım. Son 20 yıl içinde eğitim ve sağlıktaki devlet dışı organizasyonların çığ gibi arttığını gördüm. Yani sağlığa ve kaliteli eğitime ulaşmanın yolu paraya dayanıyor. Daha da önemli bir sorun var sağlıkta… Eskiden “Sağlık Meslek Liseleri” mezunlarının bir bölümü hemşire, bir kısmı ebe ve de özellikle erkekler sağlık memuru olarak kentlerde veya çoğunlukla kırsalda görev yapardı. Okulları bitince mesleki yeterlik yerinde görülerek atanırdı.

Şimdi durum değişmiş… Okul bitiyor, sınav sınav üstüne… Atanırsa ne ala, atanamazsa tarlaya, bahçeye çalışmaya… Bakanlık da ancak sözleşmeli olarak işe alıyor. İşte bu bir sonuç… Nedeni nedir acaba?

Sokaklarda kafanızı kaldırıp, hiç özel hemşire ve hemşir (erkekler için böyle de deniyor) yetiştiren ve iş garantili olduğunu belirten okul ilanlarını görmediniz mi? Vakıf üniversitelerinin tıp fakülteleri açarak, öğrenci adaylarını önce paralı eğitime davet ettiklerini, bu daveti güçlendirmek için de açtıkları hastanelerde iş garantili diye ilan verdiklerini, böylece nasıl bir düzen kurduklarını biliyor muyuz? Bu konuda, Hacettepe Tıp Fakültesi’nin eski mezunlarından bir uzman doktorun paylaşımına bakalım şimdi de…

“1990'ların başlarından itibaren ülkemizde yasal ortamın uygun hale getirilmesiyle, vakıf üniversiteleri, devlet üniversitelerinin küçük ve çelimsiz kardeşleri olarak doğmuş, zamanla yürümeye başlamışlardır. Bünyelerinde tıp fakülteleri ve hastanelerinin açılmasıyla da, kimi özel hastane mantığıyla hizmet vermiş, kimisi de sosyal güvenceli hastaları kabul ederek sağlık sisteminde yer almıştır. Eksikleri ve farklılıkları olsa da devlet fakülteleriyle yarışabilir konumdaki vakıf tıp fakülteleri var. Buna karşın, eğitim, donanım ve kadro olarak geride olan örnekler daha fazla.”

Konuya dair bir rakam vereyim… Bakanlık tarafından, 2019 yılı sonunda 29 bin 600 sağlık personeli ataması yapılması sözü verilmiş, bunun sadece 12 bini kamuya atanmış, hem de “sözleşmeli” olarak. Yani sosyal hakların bir bölümünden yoksun biçimde. Kamuda çalışmayı ve de kadrolu olmayı bekleyen sağlıkçıların sayısını öğrenmek ister misiniz? Ben de şaşırdım, tam 700 bin kadarmış. Aç okulu, ver mezunu, al KPSS’ye, sonra da sokağa bırak…

Salgın gibi aniden bastıran felakette de, mücadele sırasında diş hekimlerinden, kamudaki herhangi bir personelden hizmet bekle!..

EĞİTİMDEKİ SORUN NEDİR?

Bir de eğitim demiştim size… Vakıf üniversitelerinin resmiyet kazandığı ve 1990 yılında başlayan bu furya, sanırım son 15 yılda daha bir hızlandı…

Son rakamlara göre ülkemizde 130 devlet üniversitesine karşı 73 vakıf üniversitesi varmış. Yani devletinkinin yarısı kadar özel üniversite…

Son açılan devlet üniversiteleri de, kanımca kurulduğu kentlere prestij sağlamasının yanı sıra yöre esnafının kazancına yönelik uygulamalar.

Kadro eksiği, bilimsel çalışmadan uzak, ulaşım zorlukları olan bu eğitim kurumları, planlama yapılmadan, gerekli olmayan branşlarda mezun veriyor ve günümüzde İŞKUR önündeki kuyruklu manzaralara tema oluşturuyor! Bir de sözüm ona rektör denilen bazı örnekleri sayesinde bizler de “nepotizm” denilen bir kavramla tanışmış oluyoruz.

Taşımalı sistem denilerek kapatılan köy okulları şimdi yine gündemde… Pandemi  nedeniyle uzaktan eğitim modeli geldi ya; çocuklar bilgisayar, tablet veya TV başına geçti ya, işte oradan öğrendikleri ile yıl kaybetmeyecekler. Ama kötü bir rakama göre 110 ilçede internet alt yapısı yok. Çoğunluk sahip ama bazı evlerde televizyon bile bulunmuyor. Üstelik köy okullarının açılması hesaba katılmadan, tam 190 bin öğretmen açığından söz ediliyor. Bu iki rakam da CHP Bursa milletvekili Prof. Dr. Lale Karabıyık’a ait…

Son bir rakam daha vereyim ve bitireyim bu tatsız konuları…

2019 istatistiğine göre, ilk ve orta öğretimde “özel sektör” payı yüzde 8…

İş dersliğe gelince gerçek ortaya çıkıyor… Devlet okullarının derslik sayısı 54 bin, özel sektörün de 13 bin… Öğrenci sayısı açısından yüzde 8'lik paya sahip olan özel okulların,  devletin tam yüzde 25’i kadar dersliği var.

İşte size Anayasa güvencesindeki eğitim ve günümüzde bu konudaki “fırsat eşitsizliğine” çarpıcı bir örnek.

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Belediyeler yarışıyor ama…

Geçmiş zaman ve şu an…

NOT DEFTERİ: Sergi ve fuar şehri olarak Bursa

Bursaspor 'demir' gibi…

Sakin Bursa’da 'TAK' diye bir ses!

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..