GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
14.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 496.99
BİST 1.36

Seçmen nereye bakıyor?

22 Ekim 2020 Perşembe , 18:17

Yıl 2007, aylardan Temmuz… Uzun süreden beri planladığım bir gezi projesini gerçekleştirmiş ve güney doğu kentlerinde tur atıyorum. Gezimin ikinci gününde minibüsle Batman-Bitlis arasında yolculuk yapıyorum. Önümdeki iki şahıstan biri orta yaşlı, diğeri de henüz yirmili yaşlarda… Konuşmalarından ikisinin de öğretmen olduğunu öğreniyorum. Sohbet arasında, kısa bir süre önce sonuçlanan genel seçimlerden söz ediliyor. AKP iktidarı, halkın bu denli güvenini nasıl kazandı sorusu tartışılıyor iki eğitimci arasında… Sanki ikisi de farklı görüş ve siyasi tercihlerde… Genç olan yeni iktidarın öncesine çok hakim olamadığı için “iki önemli icraatı var AKP’nin… Birincisi şu üzerinde gittiğimiz bölünmüş yollar… Diğeri de herkesin, her hastaneye giderek tedavi olması. Buralardaki kuyrukların bitmiş olması… Daha kaliteli doktorlara, imkanlara sahip özel sağlık kuruluşlarına gidebilmesi…” diyerek konuyu bir güzel özetliyor. Buna karşın olgun yaştaki eğitimci de önemli bir konuya dikkat çekiyor ve diyor ki “bak kardeşim, Türkiye’nin bu güne kadar dış borcu toplamı 200 milyar dolardı. Şimdi katlandı ve iki katına çıktı. 5 yıl içinde bu denli borçlanırsan işin içinden çıkamazsın. Buna kimse bakmıyor.”

Deneyimli öğretmen haklı ama, genç eğitimci de insana değmiş olan iki önemli icraatın her şeyin üstünde olduğuna bir kez daha parmak basıyor. Sohbet bu denli koyulaşmışken bir de bakıyorum, minibüs yavaşlıyor ama ortada bir yerleşim falan yok… Öndeki sakallı ve yaşlı şahısların ağzında “ziyaret, ziyarete geldik” sözleri var. Anladığım kadarıyla yöre için kıymetli ve kutsal bir kabir var geldiğimiz yerde… Duruyoruz, on-on beş dakika sonra, biraz ileriye gidenler ziyareti tamamlayarak geri dönüyor ve Bitlis’e doğru tekrar yola çıkıyoruz. Yine önden bir ses yükseliyor, “bugün cuma kaptan, namaza yetişebilecek miyiz?” sorusunu yöneltiyor. O da kafasıyla tamam diyor.

Kısa süre sonra Bitlis’in merkezindeyiz… İniyorum, çünkü Tatvan üzerinden Van’a geçeceğim. Oraya kalkacak araç henüz dolmamış, biraz dolaşıyorum. Cami önleri kalabalık ama her yer çok sakin. Bir polis memuruna “biraz zamanım var, nereleri görebilirim?” diyorum. O da mutsuz biçimde “abi ne işin var burada, işte bu kale var, o da kapalı, başka bir yere gidemezsin” diye yanıtlıyor. Bunu duyunca, yörenin insanları için siyasi seçimini yaparken önemli faktörlerin başında inançlı yönetimler, sağlık ve ulaşım sorunun çözebilecek iktidarlar önemli. Bunun yanı sıra ülkeyi oluşturan insan mozaiğini oluşturan, kökene dayalı kimlikler önemli olduğuna kanaatim iyice oluşuyor. Bu sırada 2007 genel seçimleri öncesi, Bitlis’te yapılan kamuoyu araştırmasından bir pasajı yayınlayan gazete haberi gözümün önüne geliyor. Vatandaşa soruyorlar “kime oy vereceksin?” Yanıt bu kısa ziyarette gördüğüm ve düşündüğüm gibiydi… 

“Ya dinime, ya köküme…”

Başımdan geçen gerçek bir seyahat izlenimi böyle... Buradan nereye gelmek istiyorum, anlatayım; iktidar sahipleri, bunu devam ettirmek için bir hikaye bulmak ve bunu gerçeğe çevirmek zorunda. Diğer partilerin kötü yönetiminden, dönemin konjoktürünün getirdiği siyasal ortamdan beslenerek, kuruluşundan daha bir yıl geçmeden AKP iktidar olmuştu. Yukarıda anlattığım olaydaki iki, üç konu da halkın önemli bir bölümünü tatmin etmişti. AKP daha sonra bu projeleri hızlandırdı ve 2011’e kadar süratini korudu…

Sonrasını hep birlikte yaşadık, yaşıyoruz. Önce sağlıktaki bu kolaylığın geçici olduğu ortaya çıktı. Bölünmüş yollara otoyollar eklendi ama, bu durum hem kanıksandı, hem de bu projelerden kimin daha fazla yararlandığı (!) ortaya çıktı.

Kökene dayalı kimlikler konusunda iktidar gel-gitler yaşayarak bu anlamda da güven kaybetti. Parti içi hizipler, iktidar olmanın kibri, yanlış bir tercihle hükümet sisteminin değiştirilmesi ve yeni bir hikayenin yazılamayışı, içinde bulunduğumuz ekonomik buhran ve salgın ortamına kadar geldi. Eğer buhran ve salgın olmasa, belki de bu süreç devam edecekti. Şimdi dış borçlar daha katlandı. Devlet malı önemli kurumlar elden çıktı, hazine boşaldı ve halk giderek fakirleşti. Sağlığa ulaşmak, 2007 Türkiyesi’nden çok uzaklarda kaldı. Türkiye’yi borç sarmalı içinde bırakan köprü, otoyol ve diğer inşaata dayalı projeler, toplum refahı yerine istihdam aracı olarak kullanıldı.

... Ve deniz bitti… Sizi bilmem, ama ben seçmenin tercihini neye göre yaptığına dair nihayet fikir sahibi oldum!

Dilerim, ülkeyi yönetmeye talip olanlar da anlamıştır…

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!