GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
18.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.58
BİST 1.36

Sıklet farkı skora yansıdı

5 Nisan 2021 Pazartesi , 21:54

Uzun bir ara…Uzakta kalan final grubu şansı ve 28 maçı geride bırakan bir avuç genç futbolcu… İşte Bursaspor’un özeti. Gerisi eski deyimle laf-ı güzaf!

Kulüp gibi bir şey ortada kalmadı zaten. Örneğin kadro deneyimli isimlerden kurulu olsa, sahaya çıkaracak oyuncu bulmak daha zor olurdu. Ama genç bunlar, her şeyden çok gündeme gelmeyi, milyonlarca insanı ekrana bağlamayı ve de futbol oynamaya çok hevesli. Böyle olmasa bu kadar puan bile toplanamazdı.

Erken olacak ama, ben başta teknik ekip olmak üzere, kadroda yer alan tüm futbolculara, bunlara deneyimli olanlar da dahil, şimdiden teşekkür ediyorum.

Uzun yıllar sonra, Bursaspor maçlarını başka bir heyecanla seyrediyorum. Bazen kızıyor, bazen de büyük keyif alıyorum. Ama tüm bunlar bir üst lige yükselerek, futbolcuların sırtında kulübü kurtarmaya yetmiyor! Artık, yarından itibaren Bursaspor’un geleceği konuşulmalı. Sorunları dile getirmek yerine, çözüm önermeli ve de çıkış yolu olmayanlar da lütfen susmalı.



Şu anda futbolcu kadrosu, ekilmeyi bekleyen verimli toprak gibi. Önce futbolcu simsarlarından onları korumalı ve de her biri için gelecek belirlemeli. Şimdiki teknik kadro bunu yapabilecek yeterliliktedir diye düşünüyorum. Gerisi yönetim bazında düşünülecek ve de hayata geçirilecek konular.

Bu sözlerim için çabuk pes etti diyecenler olacaktır. Saygı duyarım. İstenilen hedefe varılırsa, yanılmayı şampiyonluk kadar kıymetli kılarım, merak etmeyin.

Biraz da saha içine girelim. Altay kadrosu tamam yaşlı ama, bu  ligin bir parmak üstünde bir kalitede…Bulundukları yer ve topladıkları puana göre daha alt seviyede kalmışlar gibi görünüyor. Bu da onların sorunu. Böyle bir kadroya karşı Bursaspor ne yapabilirdi? Maç başlayıp aradan bir on dakika geçtiğinde konu hemen anlaşıldı! Oyuncu kalitesi, kadro kıyaslaması yapılamayacak üstünlükte göründü.

Son maçlardaki başarılı sonuçları da buna katmıyorum. Bunun yanı sıra, ikili mücadele ve devamlılık konusunda da bir üstünlük görünüyordu. İlk gole kadar bile bu durum kendini açıkça gösteriyordu. Maç uzun süre tek golle giderken içimden “bu maçın skoru bu değil” diyordum. Bu yorumum geç de olsa tabelaya yansıdı. Doğal olarak kazanılan bir gol için rakibin hatası da gerekiyor.



İlk golde Furkan Emre kademe hatası yaptı. İkinci golde, virüs mağduru Onur rakibine resmen yetişemedi ve bu lige yakışmayan bir gol daha yendi.

Öyle bir 90 dakika oynandı ki, ayakta kalan bir yeşil-beyazlı formalı genci arayıp bulmakta güçlük çekiyorum. Yine de kendini hissettirmeye azami gayret gösteren sadece Taha idi. O da önemli bir sakatlık geçirdi. Tam bir talihsizlik örneğiydi. Burak Kapacak gereğinden fazla gergindi. Geriye ne kaldı? Tam kalmadı diyordum, Batuhan’ın 94.  dakikadaki golü geldi. O da gol yapmayı hatırlamış oldu.



Bir de teknik kadro eleştirisi…Her maça göre değil üçlü savunma sanırım. Rakibin çok iyi kanat oyuncuları varsa bu kez savunmanın kanatları zor durumda kalıyor. Takımın en önemli güç kaynağı iki bek İsmail ve Onur yaşadıkları güçlüklerle bunu gösterdi. İsmail’in sakatlığı da hem zamansız, hem de takım için büyük kayıp oldu. Dilerim çabuk iyileşir. Bundan sonra sadece gençlerin sakatlık kurbanı olmaması için duacı olacağız sanırım. Çünkü koskoca kulüpten geriye sadece Vakıfköy mirası bu çocuklar kaldı! Onu da saçıp dökmeden iyi değerlendirmek gerek.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!