GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Parçalı Bulutlu
DOLAR 7.86
EURO 9.53
ALTIN 462.81
BİST $18.981

Siyaseti hiç sevmem çünkü!..

01 Ekim 2020 Perşembe, 17:32

Başlığa bakarak sakın aldanmayın, cümle bana ait değil... Orta sınıfın sığındığı bir liman... Aslında ülke yöneticilerine, yönetime talip olan liderlere bir tepki...

Velhasıl "toplumsal bir ironi" diye nitelendiriyorum.

Yani, ülke yöneticilerinin sorunlara çare bulamaması, makamlarını kaybetmemek için popülist yaklaşımlarda bulunarak, bu yönde yasa ve yönetmeliklere imza atmalarına karşı bir tepkidir bu sihirli cümle...

Siyasete yaklaşık 10 yıl önce kıyısından köşesinden bulaşmama, sonra da uzaklaşmama karşın ülke geleceği için "siyaset" kurumunun vazgeçilmezliğini, bunun demokratik bir ülke için tek çözüm olduğunu bilenlerdenim. Örnek mi? Başta emeklilik gibi sosyal haklar, yaşamak için yaptığımız mücadelenin zarar görmemesi için çıkarılan yasalar, hatta imar yasaları ile soluduğumuz ve bu günlerde çok kıymetli olan o hava bile siyasilerin ellerinde...

Bu cümleleri neden harcadığıma gelince; sıkça rastlıyorum bu kaçış cümlesine de ondan... Çünkü siyasi tandanslarını, partilerin topluma bakışına, eşitlik ilkesine, pozitif ayrımcılığına, istihdam yaratıcı yatırımlara verdikleri öneme göre değil de geleneksel hayat görüşü, inanç temelli yaklaşıma göre belirliyorlar.

Ama artık öyle değil... Şimdilerde çok kullanılan bir Z Kuşağı kavramı var. Artık bu genç adayları, kendilerini mutlu edecek söz ve davranışlara göre politik duruşlarını belirlemeye çalışıyormuş. Anne ve babaları ile aynı görüşte olmayabiliyorlarmış.

Ben gözlemedim, bunu yapanlardan duyuyorum.

Anayasa Mahkemesi ve Bahçeli'nin sözleri

Neyse, asıl meramımı anlatmaya henüz başlayamadım.

Meramım şu; Devlet Bahçeli gibi - bugünkü Türkiye politikasının en deneyimli, en eski ve en yaşlı ismi - konuştuğunda, ülkede köklü değişimler yaşıyoruz. Sırasıyla anlatayım.

Geçmişten çarpıcı örnekleri de var. 2002 yılının bir Temmuz günü Uludağ Kocayayla'dan bir seslendi, Türkiye "erken seçimi" yaşadı ve bir yıllık geçmişi olan AKP'yi iktidara getirdi.

2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde "Ekmelettin" ismini ortaya, CHP'ye de oltayı attı. Recep Tayyip Erdoğan da açık farkla Cumhurbaşkanı seçildi.

2015 Genel Seçimi akşamı, "muhalefeti tercih ediyoruz" dedi, AKP ile CHP'yi mecburi bir "koalisyona" zorladı. O da meşhur "istikşafi görüşmeler" adı altında iç edildi ve aynı yıl bir seçime daha gidildi. Bu iki seçim arasında Türkiye'de neler oldu, o malûm suikastler niçin yapıldı, doğrusu anlayamadık! Bu dönemin sırrını da açıklayan çıkmadı bugüne kadar!.. Sonra mı? Sonrası belli, AKP'nin oy oranı 4 ayda öyle bir patladı ki, tek başına iktidar oldu. Bunları da mı hatırlamıyor benim siyaseti sevmeyen dostlarım.

Artık günümüze doğru gelelim yavaş, yavaş...

Bahçeli, kısa süre önce "kader mahkûmları" dedi, infaz yasası değiştirilerek örtülü bir af çıkarıldı. Hapishaneler ve ülkenin elektriği boşaldı!

Taleplerine biraz ara verince, büyük ortak bunu fırsat bildi "çoklu baro" yasası çıkarılarak, Yargı'nın bir ayağına kurşun sıkıldı. Salgınla mücadelede eleştiri dozunu artıran Türk Tabipleri Birliği'nin kapatılmasını istedi, şimdilik bu sıkıntılı dönem nedeniyle yapılamadı. Sağlık çalışanlarının bu özverisi karşısında büyük ortak da bunu göze almadı sanırım!

Son bombayı da birkaç gün önce patlattı ve "Anayasa Mahkemesi Yasası değiştirmeli, yerine Alî Divan oluşturulmalı" dedi.

... Ve bu çıkışı ile beni de yanılttı! Bu hamleyi Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan beklerken, Sayın Bahçeli ön aldı ve varlığını yine hissettirdi...

Seçildiği günden beri hiç seçim kazanamayan bir lider, Türkiye'ye istediği şekli, yönetim biçimini ve değişimi getirebiliyor. Sanki gizli bir gücü var gibi...

Aslında bu günlerin geleceği belliydi Anayasa Mahkemesi için... Günümüzün siyasi iklimine göre gerçekten "sıradışı" kararlara imza attı bu önemli kurum...

Biiir... İçişleri Bakanı Soylu'yu kızdıran, "şehirlerarası yollarda gösteri ve yürüyüşlerin iptalini isteyen kararı" iptal etti... Mahkeme Başkanı Soylu'dan fena halde fırça yedi!

İkiii... CHP eski milletvekili Enis Berberoğlu'nu mahkûm eden yargı kararını "ifade özgürlüğü" diyerek iptaline ve yeniden yargılanmasına karar verdi.

Böylece Berberoğlu'nun milletvekilliğinin düşürülmesi kararının da iptali gündem oluşturdu.

Üüççç... Belediye meclislerinin bazı kararlarına karşı belediye başkanlarının yüksek yargıya gidebilmesi hakkının iptali için yapılan başvuruyu esastan bozdu. Böylece CHP'nin kazandığı önemli illerdeki başkanların, bazı meclis kararlarını Yargı yoluyla iptaline yol açtı.

Daha ne olsun?.. Bir de buna Osman Kavala'nın başvurusunu gündeme alacağını açıklaması, İktidara da darbe etkisi yaptı... Bahçeli de hemen hareket geçerek muradını beyan etti!

Anayasa Mahkemesi kapatılarak yerine Yüce Divan gibi bir kurum getirilirse vatandaşın, bireysel başvurusu ortadan kalkacak. Üstelik bu hak, 2010 yılındaki "yetmez ama evet" sloganlı referandum sonucu getirilmişti. Bunun sahiplerinden biri de iktidar değil miydi?

Gelelim Anayasa Mahkemesi'nin bu denli demokrat kararlar almasına... Aslına mı döndü, işin içinde başka bir hesap mı var, benim bilgim bunu öğrenmeye ve yorumlamaya yetme! Çünkü Başkan Zühtü Arslan, diğer yüksek yargı başkanlarıyla birlikte muhalefet ve özellikle CHP tarafından kıyasıya eleştiriliyordu. Ama o kadar... O eleştiriler Arslan'ın şahsına idi ve kurumun yara almamasına yönelikti. 1961 Anayasası ile oluşturulan devrim nitelikli bu önemli kurumu kim yönetirse yönetsin, ortadan kaldırılma gibi bir düşünceyi hiç yansıtmadı muhalefet... Bu anlamda, Bahçeli'nin çıkışı çok farklı yorumlanacaktır kamuoyunda...

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!

Dik dur eğilme, Cumhuriyet seninle…

Futbol bu, kaderden kaçılmaz!

Bir yemine yüklü bir maaş!

NOT DEFTERİ: Bir yerel seçim nasıl hükümet düşürdü?

Konu Bursaspor ise herkes haklıdır!

Seçmen nereye bakıyor?

SMA belası ve pompalı dehşeti!

Hem EYT'li hem KHK'lı olmak!

Enerji mi, yetenek mi kazandı ?

NOT DEFTERİ: Gazi’nin ilk Bursa ziyareti  

Laik bir ülke ve Dilipak’ın sözleri

Burası Bursa, şaşırmayacaksın!

16 Ekim Milli Takım ve bir Güzelırmak…

Bakan emekliye nasıl bakıyor?

Sağlık ve eğitim neden sorunlu?

Ülkesinden önde olan Türk futbolcular!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın rüya gibi ortak girişim dönemi

Sayıştay da kapanmalı mı?

Eğitimde para hesabı olur mu?

İlk EBA kurbanı!

Bursa'da Covid cenazeleri nasıl defnediliyor?

Sürprizin adı Bursaspor

Atatürk doğarken…

Vaka uymadı, hasta verelim!

Dini rüşvet nasıl olur?

Uzaktan eğitime uzaktan bakanlar!

Bu bir futbol yazısı değildir!

NOT DEFTERİ: Bursa'da Hıristiyan okulları ve misyonerlik

Oyun kâğıdı ve Çukur Kahve...

200 liranın sırrı!..

Fabrika yerine hapishane...

Bursa Şehir Kütüphanesi de Vakıflara!..

Bursaspor'u anlamak beceri ister!

NOT DEFTERİ: Menderes gerçeği ve hazin bir son

Guguktan hukuk olur mu?

Bu fasulya yedi buçuk lira!..

Eğitimde hak eşitsizliği olur mu?

Covid maçı sahada bitermiş!

Şimdi karar zamanı

NOT DEFTERİ: Bursa'nın festivali