GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
17.02°
Parçalı Az Bulutlu
DOLAR 8.55
EURO 10.09
ALTIN 495.39
BİST 1.352

Siz hangi Yıldırım’ı tanıyorsunuz?

20 Nisan 2021 Salı , 17:08

Ülke sıkıntılı ve de ekonomik kriz ile boğuşuyorsa, küresel bir salgın ile baş etmekte zorlanıyorsa, önce muhalif sesler yükselir, ardından da muhbirler iş başı yapar. Çoğu kez de gerçekler bu yöntemle su yüzüne çıkar!

Son günlerin tipik gündem konusu, “gri pasaport” meselesine takıldım kaldım! 



Yangın için ilk kıvılcım Malatya’da bir ilçede parlamış, oradan Elazığ’a sıçramış, hızını artırıp Ordu Korgun’a kadar sınırları zorlamış! Birçok ilçe de bu anlamda ateş içinde kalmış. Son durum böyle. Bilmeyenleri merakta bırakmayalım. Olay şu; kimden güç aldığı bilinmeyen bir şirket ve sahipleri, genellikle İktidar Partisi’nin ilçe belediyelerine bir öneri götürüyor, sosyal amaçlı bir derneğin, bilgi ve görgüsünü artırıp, kısa bir eğitim alması için Avrupa ülkelerinden birine gideceğini belirterek destek istiyor. Destek de “hizmet” adıyla da bilinen “gri pasaport” almasını sağlamak. Böylece ikinci bir vize işlemi, harç ödemesi yapılmadan ülkeler arasında, giriş-çıkış kolaylaşıyor. 



Olayın görünen yüzü böyle. Ama  gerçek çok farklı. Ortaya çıkan ilk örnekte şirket önce 40-45 kişilik bir grup oluşturuyor ve onlardan örneğin Almanya’ya götürmek karşılığında yüklüce bir avro alıyor. Sonra da söz konusu belediyeden pasaportları çıkarmasını rica ediyor! Onlar da Vilayet makamına baş vurarak işlemi tamamlıyor. Karşılığında, ambulans gibi, kamyon gibi küçük hediyeler takdim ediliyor belediyelere…Sonra da grup yurt dışına çıkıyor ve de bu sosyal gönüllüler (!) Türkiye’ye dönmüyor. Yani, kaçak göçmenler bu kez yüzerek değil de, rahat koltuklarında ulaşıyor hedeflerine… Ama bir farkla; bu kez göçmenler bizim öz vatandaşlarımız. Galiba İktidar’a da yakın olanlar da çoğunlukta. Büyük bölümü yeni bir hayat özlemi ile, bir kısmı da gizlenecek suçlarını örtmek amaçlı kaçıyor. İşte bu örneklere az daha Yıldırım Belediyesi de eklenecekmiş ki, son anda virajdan dönülmüş sanırım.

Neden Yıldırım? 

İşte bu sorunun yanıtı benim başlığıma anlam katacak. Çünkü günümüzde Yıldırım dendiğinde, ilk akla gelen son 30-40 yılda oluşan ve de Duaçınarı’ndan doğudaki Kestel’e kadar yolun altı ve üstünde yer alan yeni mahalleler akla geliyor. Bir de sayıları çığ gibi artan ve de seçim zamanı partilerin gözbebeği haline gelen hemşeri dernekleri anlaşılıyor. Çünkü “gri pasaport” skandalında, hemşericilik kavramı önemliymiş, bunu da öğrendik. Yaygın medyadaki haberler ve de siyasiler böyle söylüyor.

Tarihi izleri ile eski Yıldırım

Neyse, bu can sıkıcı konudan asıl meramıma geleyim artık. Yani Yıldırım dendiğini neyi ve de eski ya da yeni Bursalıların neyi anımsadığına…
İkinci veya üçüncü kuşaktan olanlara “Yıldırım nedir?” sorusu yöneltildiğinde, Yıldırım Camii ve Külliyesi’ni söyleyebilir.  Daha yaşlı ise, uzun yıllar kullanılan Verem Savaş Dispanseri’ni hatırlar. Çünkü Yıldırım Külliyesi’nin İmaret binası geçmişte uzun yıllar bu yönde kullanılmıştı. Osmanlı’nın Beylik’ten Devlet’e geçiş döneminde ve de Yıldırım Beyazıt’ın yaptırdığı bu toprakların ilk hastanesi Darüşşifa bu gün bir özel vakfın “göz polikliniği” olarak kullanılıyor. O da Sinandede Muhtarlığı sınırları içinde…



Bursalıların bir bölümüne “Yıldırım nedir?” sorusu ısrarla sorulduğunda belki, Kara Davut lakaplı bir kadının adını taşıyan Davutkadı mahallesini ve de İslam düşünürlerinden Üftade Hazretleri’nin gözden kaybolduğu rivayet edilen  Duaçınarı’nı (yolun ortasında kaldığı için kesildi)  ve de semti akla gelebilir. Sakın ola, Yeşil ve Emirsultan türbe ve külliyelerini, Irgandı Köprüsü’nün yarısını, İpekçilik Caddesi boyunca yer alan eski Ermeni Mahallesi’ni, İpekçilik Enstitüsü’nün yerini ve de Temenyeri veya Temennayeri’ni (Padişahların Köşk’ten halkı selamladığı alan)  hatırlayacaklarını falan sanmayın.



Osmangazi’nin Fetih öncesi yaptırdığı Balabancık Kalesi’ni, Osmanlı döneminde burada işlevini sürdüren Ermeni Yetimhanesi’ni saymalarını, boşuna beklemeyin.  Osmangazi’nin oğullarının ismini taşıyan Çobanbey Türbesi ile İpekçilik Caddesi girişindeki Savcı Bey sokağını ve de  Ermenilere ait ipek fabrikalarını hatırlamalarını beklemek de aymazlık olur! Sultan Abdülmecit’in 19 günde yaptırdığı av köşkü nerede gibi bir soruya sakın girmeyin. Hadi diyelim bir kısmına Atatürk, biraz anlayacağını umduklarınıza da Hünkar Köşkü deyince ancak doğru cevabı alırsınız. Geçtiğimiz günlerde meslektaşım ve sütun komşum Yüksel Baysal,  Mollaarap semtinin tarihe tutkun mensubu Ayşe Yandayan Hanım ile bir tur yaparak bunların bir bölümünü anlatmış, o da beni bu yazı için tetikledi. Doğal olarak benim ilave edeceklerimin yaşanmışlıkları da var. Çünkü doğduğum mahallenin adı Vefikiye idi. Çünkü  annemin anne tarafı 1875 yılında Kırım’dan buraya göç gelen bir aile… Dönemin Valisi Ahmet Vefik Paşa,  büyükannemin dedesi Hasan Efendi’ye  (yıl 1879 veya 1880 olabilir) mahalleyi buraya kurmalarını önermiş. Bir dönem “Mezarlık Mahallesi” diye de adlandırılan bu yer büyük olasılıkla Ermeni mezarlığı…Ben ilk okulda okurken, Vefikiye diye adres yazardık. Sonra Mollaarap  Muhtarlığı’na katmışlar. Bir ilginç belge daha var Yıldırım’da. Fransız Mezarlığı araştırmacılar tarafından ortaya çıkartılmış ve biliniyor



Ona yakın yerdeki ve de Türkiye’de bir ilk Uludağ Teleferiği herkesçe malum. Az aşağıdaki mahallenin adı da aslında Pir Emir diye yazılıp okunması gereken Piremir... Emir Sultan sülalesinden geldiği rivayet edilen Buharalı bir ailenin ferdi Mısri Tekkesi mensuplarından Şeyh Sabit de bu bölgenin insanı. Onun adı bir otobüs durağında bildiğim kadarıyla yaşıyor. Tekkesi de Namazgâhta ama, şu anda yeri saptanamıyor. Bu bilgi de yine ailemden. Bunları, Yıldırım’ın tarihi ve kültürel yönlerinden bir parça söz etmek için hatırlattım sadece… Az daha unutuyordum Bu bölgede Işıklar Askeri Lisesi’nin dimdik ayakta duran tarihi binası da var. Tanzimat dönemi ürünlerinden, Kuleli gibi o dönemin eserlerinden… Gelecekteki akıbeti yine meçhul ! Cumhuriyet döneminde de Yıldırım’ın önemli yapıtları ve de olaylara tanıklıkları da bulunuyor. Ama bunu değerlendirecek bir yerel yönetim henüz göreve gelemedi. Ya da onlara bu talepler ile gidecek siyasi kadrolar da oluşmadı diyebiliriz. Anlattıklarımın da bir bütünün küçük bir parçası olduğu da unutulmamalı. Onlara en tipik örnek, Talimhane ve Fevziye Parkı’dır. O da BTSO’nun ilk başkanı Osman Fevzi Bey’e sanırım kimsesiz çocuklara sahiplenmesi ve de iskan yaratması adına İpekçilik Enstitüsü alanından verilmiş. Parkın karşısındaki konutu kendinden sonraki dönemlerde Çocuk Esirgeme Kurumu olarak değerlendirilmiş. Şimdi yıkılmayı bekleyen o binalarda yıllarca kimsesiz çocuklara sünnet düğünleri yapıldı. Öğrenim görmeleri sağlandı. Son bir hatırlatma daha…1961 yılında, Piccinato Planı çerçevesinde projelendirilen Yalakçayır’daki Türkiye’nin ilk Organize Sanayi Bölgesi’nin sanki bir ünitesi olarak düşünülmüş Türkiye’ninilk Sanayi Çarşısı da Yıldırım’da. Hem de üzerinde Yıldırım Belediyesi hizmet binası yükseliyor.

Ne garip değil mi, belki de burada görev yapanlar bile bu gerçeği bilmiyor. Nereden, nereye geldik. Amacım, Yıldırım adının, tarihi ve turistik bölgeleri ile anılmasını istemekti. Ama yurt sathındaki bir skandal girişimi ile anmak varmış. Bu da bizim kaderimiz olsa gerek!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım

Sosyal devlet ya da..!