GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
4.02°
Açık
DOLAR 9.51
EURO 11.05
ALTIN 549.43
BİST 1.519

Son çare inanç iklimi

16 Eylül 2021 Perşembe , 16:00

Derdimi anlatabilmek için, ülkemizde yaşanan ilginç, yerine göre düşündürücü ve hatta ürkütücü olaylardan bir kaçını vermem gerek.

Virüs salgını halen 2 yüzlü rakamlarla ölüme yol açarken, tüm hızıyla yayılmaya devam ediyor. Mutfak yangını, ormandakinden daha fazla can yakıyor! Dış politikada umut verici bir gelişme de yok. Sınır ötesinde görev yapan kınalı ana kuzuları askerlerimiz, kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen saldırılarda şehit oluyor. Geçici sığınmacılar, kalıcı olma yolunda hızla ilerlerken, yakın gelecekte bu sorunu çözebilecek bir önlem görünmüyor. Buna karşın “laiklik tartışması” en sıcak gündem maddesi haline getiriliyor.

Bu ustalık nasıl beceriliyor sorusuna geldiğimizde, son aylarda sahaya sürülen Diyanet İşleri Başkanı karşımıza çıkıyor. Konuşuyor ve de konuşuyor. Hem de ne konuşmak… Sanki yüz yıldan beri uykudaymış susmuş, artık dile gelmiş gibi! Bu durumu bir vatandaş şöyle özetlemiş.“Dün genelkurmay başkanları konuşurdu, şimdi diyanet işleri başkanları konuşuyor.” Aklıma şu soru da takılmıyor değil,  acaba onlar kendiliğinden mi, yoksa bir gücün desteği ile mi konuşuyorlardı ve şimdi de konuşuyorlar? Bu gelişmede sadece sonuca bakıyorum. Bu kadar sıkıntı, dert arasında bu tür değişimleri  siyasi iklim değişikliği diye tanımlayabilirim.. Ve de  yeni vesayet odağını “inanç iklimi” olarak tanımlayabilirim. Belki de anlatacak başka bir hikaye olmayınca,  bu yöntem ve temsilcileri sahaya sürülüyor…

İşte bu iklim üzerine birkaç düşündürücü örnek. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın Ayasofya çıkışını bir kenara koyalım, çünkü üzerinden çok zaman geçti ve unutuldu gibi, ama Yargıtay’daki dualı bina açılışı, ustalıkla denk getirilmiş müthiş bir ritüeldi! Hele, bir başka ortamda kendi camiası önünde yaptığı konuşmanın içindeki manifestosu dört dörtlüktü.

“Önderler olarak boş alan bırakmamamız lazım. Adaletsiz İslam olur mu? ‘İnanç, sokakta olmasın insanın içinde olsun, insanla Allah arasında olsun, evine, ticaretine, siyasetine, adaletine, yargısına yansımasın.’ Görüyorsunuz ortalığı ayağa kaldırıyorlar. İnançtan ayıklansın istiyorlar oraları adeta.”

Bu söylem hiç eğip bükmeden söylemek gerekirse, güncel hayatta İslami kuralların geçerli olması gerektiği vurgusudur. Sırf çatışma ortamı yaratılmasın, İktidar bundan siyasi rant elde etmesin diye muhalefet partileri, her zamankinden nazik biçimde eleştiride bulunuyor. Ama bu da yetmedi, TV kanallarında eski vekil olarak görüş bildiren Resul Tosun, Star gazetesindeki yazısında, laikliğin anayasadan çıkarılması isteğini şu sözler ile dile getirdi. "90 senedir dindarlara hayatı zehir etmeye çalışanların ve toplumu İslam'dan uzaklaştırmaya çalışanların tek gerekçeleri laiklik.”

Güzel…90 yıl eklemesi ile asıl derdin kurucu değerler olduğu da ortaya çıkmış oldu. Dürüstlüğü için Resul Tosun’u kutlamak gerek diye düşünüyorum!   O da verilen görevi başarı ile yaptı! Bu iklim öyle yaygın ki, son örneği Taliban’ın kadınlara reva gördüğü yaşam tarzında da görüyoruz. Yani bu iklim küresel bazda. Yine uzaktan bir örnek. Görüntü ne zaman çekildi bilmiyorum ama çok ilginç ve düşündürücü.. Kabe’nin etrafında bir Müslüman “scooter”  üzerinde “tavaf” yapıyor. Güler misin, ağlar mısın türünden bir örnek.

Ah şu iklim yok mu? Suudi Arabistan’dan örnek olur da bizden olmaz mı?

Doksanlı yılların renkli politikacısı Hasan Mezarcı, kendini önce “Mesih” ilan etmiş, sonra da yaş günü kutlaması yapmış! Demek ki, İslamiyet’te yaş günü kutlanabiliyor, geç de olsa öğrendik. Sahi kendini “Mesih” ilan eden sadece o değilmiş, iddiaya göre, dizilerine unutulmaz kahramanı, yedi düveli yola getiren Polat Alemdar vardı. Yani Necati Şaşmaz… İşte o şahıs da önce “Mesih” olduğuna karar vermiş, yanlış duymadıysam oğlunu da veliaht ilan etmiş. Bir TV haberinde izledim bu konuyu…

İnanç iklimi ve ötelediği gerçek olaylar
Belli ki bu gelişmeler rastlantı değil, radikal inancı olanlar ile mütedeyyin kesime el sallama ve de muhalefetin gerçek gündemi ortaya sürmesini engelleme amaçlı. Ama güneş balçıkla sıvanmıyor. İşte örnekler…

Cumhurbaşkanı’nın sıkça dile getirdiği “Avrupa ülkeleri bile bizi kıskanıyor” sözleri var ya, bu durum tipik bir örnek ile karşımıza çıktı! Almanya’da iki yüz yıldan beri görülmeyen sel felaketinde 200 kişi yaşamını yitirmiş. Bu durum yaklaşan seçim öncesi Hristiyan Demokrat Parti’yi sarsmış. Şansölye Merkel hedefe konmuş. Kıskanılacak bir durum değil mi? Merkel liderimizi mutlaka kıskanmıştır! “Orada da sel felaketi oluyor, onlarca insan ölüyor ve de henüz bazı kayıplar bulunamamış, ama halk liderine yine de saygılı” demiştir belki de… Ama Merkel ve yönetimi ne yapmışı biliyor musunuz, felaketten etkilenen bölgelere gönderilmek üzere 400 milyon euroluk yardım paketini onaylamış. Maliye Bakanı bu konu ile ilgili olarak eleştirilere de maruz kalmış. Bazı muhalif siyasiler bakana “bu kadar yardımı nereden ve niçin dağıtıyorsunuz ?” biçiminde eleştiride bulunmuş. Bakan da “halkın parasını halka dağıtıyoruz” yanıtını vermiş. Bilmem anlatabildim mi?

Bir de dikkatimi çeken önemli bir atama oldu ülkemizdeki yangın ve sel felaketleri sonrası… Haber aynen şöyleydi:  Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'na göre, AFAD Başkanlığına Kırıkkale Valisi Yunus Sezer getirildi.” Bundan ne anlarsınız? Demek ki, afetler sırasında AFAD yeterince etkin olamadı diye anlaşılmaz mı? Daha önceki başkan vekaleten kurumun başındaymış zaten. Adı da Hamza Taşdelen. Sosyal bilimler dalında bir eğitimi var. Farklı kamu kurumlarında üst düzey yöneticilik yapmış. 2014 yılı Aralık ayında Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış. Yine sosyal bilimlere yönelik bir görev. Ama öncesi var. 2012 yılında Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nda (SETA) Proje Koordinatörü olarak çalışmaya başlamış. Yani arama-kurtarma ve benzeri görevleri olan bir kurum ile ilgisi yok.

Ama ortada SETA var. SETA kimlerin emeği ile ortaya çıktı. Fahrettin Altun, İbrahim Kalın… Gerisini de siz anlayın! Gitti liyakat, geldi itaat…
 
 
 
 
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa