GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
-6.98°
Açık
DOLAR 13.62
EURO 15.14
ALTIN 787.00
BİST 1.998

Taliban ve laiklik

18 Ağustos 2021 Çarşamba , 14:33

Dünyanın tüm dikkatinin yöneldiği Afganistan’da bir insanlık dramı yaşanıyor. Haber bülteni izleme alışkanlığınız varsa, hava alanına duvardan atlayarak girmeye, uçağın tekerleklerine tutunmaya çalışan, sonra da düşüp ölenlerin yanı sıra, boş bulduğu kargo uçağının içine kendini güçlükle atabilenlerin ibretlik görüntülerini birkaç günden beri izliyoruz!



Sadece izliyoruz, çünkü bir başka ülke ve de onların korkusunu buradan anlamamız çok güç. Önce, bu ülkeyi cazip bulan ABD’nin, 20 yıl sonra neden apar topar terk ederek Afganistan yönetimini yalnız bırakmasına şöyle bir bakalım. ABD’yi bu ülkeye çeken birince neden, bölgede Rusya’nın etkinliğini azaltmak. Hatta, kendisi hakim olamasa bile, istikrarsız bir komşu ülke ile rakibini zora sokmak. İkinci neden ise her emperyalist ülkenin ağzının suyunu akıtacak gibi… Ülkenin doğal kaynakları şöyle. Dünyanın afyon üretiminin neredeyse yüzde doksanına sahip, yani uyuşturucunun merkezi. Bunun yanında talk gibi başka bir yerde bulunmayan bir madeni çıkarıyor oluşu. Ayrıca kömür, bakır, lityum ve altın madenleri..Ve de petrol. İşte bu ülkeye binlerce kilometre uzaktan gelenlerin amacı bunlara ulaşmak olsa gerek.



Şunu da unutmayalım, Amerika’nın canını yakan El Kaide’ye rakip benzer bir garip oluşumdu Taliban… Şimdi de onlara ülkeyi terk eden ABD oldu. Geçmişinde, hem stratejik konumu,  hem de bundan çok iyi bir yönetime sahip Afganistan son dönemlerde ulus olmayı beceremeyen, çok uyruklu bir yönetime dönüştü. Bunun sonucu, ülkeyi ele geçirmeye çalışan terör örgütüne karşı savaşmaktan kaçarak teslim olan Afganistan Ordusu eklendi ve bu durum ortaya çıktı. Başlığımın önemine geliyorum şimdi de… Önce Taliban sözcüsünün ilk basın toplantısı ve yaptığı açıklamadaki cümlesi; “Şeriat çerçevesinde kadın haklarına saygılıyız.”



Dini inancını, yaşam biçimine yansıtan ve İslamiyet’in ilk yıllarındaki ayetlerine dayalı, doğruluğu konusunda şüpheler olduğu iddia edilen bazı hadislerden ülke yönetimi çıkaran Taliban, aslında en fazla kadınları korkutuyor. Onların anlayışındaki şeriata dayalı yönetime göre, kadınlar bir yakınları yanlarında olmayan sokağa çıkamıyor, eğitim alamıyor ve de çocuk doğururken bile erkek doktor varsa kaderine terk ediliyor. Çalışma yaşamı içinde zaten hiç bulunamıyor kadınlar… Şimdilik, kadınlara bazı haklar tanındığı ifade edilse de, inandırıcı bulunamıyor.



En tipik örnek Afganistan tarihinde ilk kez belediye başkanı seçilen Zarife Gaffari… Gaffari ilk başta kaçmayacağını, ölümü beklediğin söylerken, Taliban’a güvenemediği için kaçış planı yapıyor doğal olarak.

İşte işin püf noktası burası… Dini inancı devlet yönetimine yansıtan ülkeler “laiklik kavramını benimseyemeyenler. Böyle olunca böyle katı kurallar geçerli oluyor ve şeriat adına cezalandırıcı, acımasızca katliamlar yaşanıyor.



İşin aslı ve de uzun yıllardır Türkiye’de bile anlatılamayan nokta, devletlerin dini olmaz, vatandaşın dini olur felsefesini içselleştirememek. Daha doğrusu kulların yerine laik ülkelerde vatandaşların yaşadığı ve de kadın-erkek, zengin-fakir, eğitimli-eğitimsiz herkesin eşit haklara sahip olduğu gerçeğini bir türlü anlatamamak. Buradan hareketle,  dünyanın meraklı gözleri ve şaşkınlığı arasında “laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” olması kaydıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve de bunu geliştirmeye çalışan Mustafa Kemal Atatürk’e, silah ve yol arkadaşlarına ne kadar şükretsek azdır.



Yüzüncü yıla giderken Türkiye ve laiklik
Yüzüncü yıla doğru gittiğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nde belki de bu konu, yani laiklik ve demokrasi tam olarak anlaşılamadı… Dini kuralların hakim olması istenen “siyasal iklimin” yaygınlaştığı ve de buna hasret çekenlerin artma eğilimi gösterdiği ülkeleri ve yaptıklarını görünce bu konu daha iyi anlaşılacaktır. Türkiye’de son yıllarda artan tarikat ve cemaat söylemleri, onlara intisap edenlerin ülke yönetiminin bazı yerlerinde etkin konuma gelmesi, ülkedeki siyasi iklimi de etkiledi. Küresel ısınma kadar olmasa da yine de hafif bir laiklik karşıtı rüzgar esiyor ülkemizde…

Aksoy Araştırma Şirketi’nin yaptığı bir çalışma bu anlamda ilginç sonuçlar bulmuş. Ankete katılanların yüzde 89.7’si,  en azından laiklik karşıtı olmadığını belirtmiş. Buna karşın yüzde 10.3 kadarı laikliği benimsemediğini rahatça söylemiş. Belki bu oran az görünebilir. Yüzüncü yılına layık ve de laik biçimde girme aşamasında olan bir ülkede,  bu oranda laiklik karşıtı yaşıyorsa bunu küçümsememek gerek. Demek ki, bazı söylemler ile, hatta cezalandırılması gereken bazı eylemlerin görmezden gelinmesi ile böyle bir siyasal iklim yaratılmış ülkemizde… Küresel ısınmanın ve de ihmalin yaktığı ormanlar kadar tehlikeli bu iklimin etkilerini azaltmak, belki de Afganistan örneğine bakarak mümkün olabilecek. Ben en azından bunu umutla bekliyorum. Ulus bilinci taşımayan ordusu savaşmadan teslim olan Afganistan’ın, son Cumhurbaşkanı’nın ülkeden kaçarken altın ve milyonlarca dolar varlığı yanına alması da eski yönetimin kalitesi hakkında bilgi veriyor.

Çok şükür, ülkemizi yüz yıla yakın bir süredir yöneten cumhurbaşkanları, başbakanlar bazen can verdi, bazen hapiste yattı ama, böyle bir yola girmedi. Dilerim bundan sonra da Afganistan’daki gibi görmeyiz böyle bir kaçışı… Bu güne kadar değerini pek de iyi anlayamadığımız laikliğin önemini anlatması açısından tipik örnek ile karşı karşıyayız. Dilerim, bunu anlamak istemeyenler, ikna olur da, elimizdekinin kıymetini daha bir anlarız.

Bize örnek bir devlet yönetimi ve bunun emniyet kilidi laikliği kazandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha binlerce teşekkür.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Biraz da nostalji

Bursa ve onu yaşayıp yazanlar

Cumhuriyeti anlamak…

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava