GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Hafif Yağmur
DOLAR 7.36
EURO 8.93
ALTIN 437.23
BİST 1.533

Tek suçlu var o da ahlâk…

02 Kasım 2020 Pazartesi, 18:22

Dinleyemeyeceğim,

Ekranda, fay hatlarını anlatan “deprem baronlarının” açıklamalarını…

Dinleyemeyeceğim,

1999 Depremi’ni İzmir’deki ile kıyaslayan ülkenin iki numaralı yetkilisini…

Dinleyemeyeceğim,

Sonu “cek, cakla” biten bakan cümlelerini…

Dinleyemeyeceğim,

“Şu kadar bin personelle olay yerindeyiz” diyen politikacıları…

Dinleyemeyeceğim,

“Kimse aç ve açıkta kalmayacak, ev ve kira bedeli ödeyeceğiz” cümlelerini…

Dinleyemeyeceğim,

“Bu bir milat olsun, bundan sonra her yapı iyi zemine ve yapı tekniğine uygun yapılacak…” cümlelerini…

Dinleyemeyeceğim,

Uzun süreden beri komisyonda bekleyen Fay Hattı Yasası’nın neden çıkarılmadığını…

Yetti artık, ne milat bitti ne de iktidar-muhalefet çekişmesi…

Ölülere ve mağdurlara da mı saygı kalmadı. Bir dizi ahlaksızlık yüzünden yaşanan bu faciaların asıl nedeni dururken, ne anlamsız tartışmalar yaşanıyor. Bunu hazmedemiyorum.

Bunu İzmir özelinde görüyoruz şimdi... Belediye başkanı çırpınıyor yaptıklarını ve yapmak istediklerini anlatmak için… Çünkü kendisini ifade edecek bir kanal bulamıyor bu kadar kalabalık arasında! Kurtarma çalışmalarından sonra en büyük sorumluluğun kendi belediyesinde olduğunu bile anlatmakta güçlük çekiyor. Yetkililer, en vasatından en yetkilisine kadar “Devlet burada ayakta” diyerek, bitmeyen öfkeyle, yıllardır kaybettiği İzmir için bu cümlenin altını çiziyor. Gerçekten de bunları izlemek ve dinlemekten yoruldum.

Kimse kızmasın, itiraz etmesin, biz bu kadar bölünmüş, gözü hırs bürümüş değildik eskiden… 1999’da deprem sonrasında bunu olay mahallinde yaşamıştım. Siyaset bir tarafa bırakılmış, kısıtlı olanaklarla, canhıraş biçimde felaketten kurtulma savaşı veriyordu herkes... İşte bunun altını çizerek yazıyorum bu yazıyı…

Korkum da şu; İzmir’de deprem bir kenarda kalacak, yerel yönetim-genel yönetim yarışı başlayacak ve sonunda ölen, yıkılan, yok olan bir kenara, yerine kısır çekişme gündem olacak... Ve de yeni bir başlangıç ile depremi önleme çalışmaları güme gidecek! Yanılmayı çok isterim, işte buraya not düşüyorum.

BURSA İÇİN DE ARTIK HAREKET ZAMANI

Konuşma bitsin artık, bu kadar kötü bir İzmir örneği varken, 165 yıldan beri büyük bir deprem görmemiş Bursa için artık harekete geçilsin. Bunu gerçekten ve yürekten, bir vatandaş olarak talep ediyorum. Belediye başkanları, akademik oda temsilcileri, STK yetkilileri, siyasi parti il başkanları, iktidarı ile muhalefeti ile bir araya gelerek, Bursa’ya özgün bir “Strateji Planı” için kolları sıvamalı… 1960’taki gibi, 1970'lerdeki gibi ve 1994 sonrası yapılan gibi ve ondan daha kapsamlı, daha ileri projeksiyonlu bir plan için ne yapılmalı sorusunu önce kendilerine sormalılar… Sonra da bazı bilgi ve değerlerin toplanması, sonra da planlanması için, yerli ya da yabancı bir planlayıcı bulunmalı. Ama, tam anlamıyla yerele has, vatandaşın lehine olan, Ankara’nın burnunu sokmadığı Bursa’ya özel, ama herkesin, iktidar ve muhalefetin katkı koyduğu bir “Çevre Düzeni Planı” yapılmalı... Ve de 2023’e kadar yetiştirilmeli ki, yeni yüzyılda Bursa’nın özgün bir yapısı ortaya çıksın. Öncelikli olarak, tarihini, yapı stokunu ve Bursalıları koruma altına alacak, depremselliğe öncelik veren bir planlama… Hayal gibi ama, şimdi tam zamanı… Zararın neresinden dönülürse kârdır… Çünkü deprem, zaman mekân dinlemiyor ve aman vermiyor.

 

 

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Belediyeler yarışıyor ama…

Geçmiş zaman ve şu an…

NOT DEFTERİ: Sergi ve fuar şehri olarak Bursa

Bursaspor 'demir' gibi…

Sakin Bursa’da 'TAK' diye bir ses!

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..