GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
11.02°
Hafif Yağmur
DOLAR 9.62
EURO 11.24
ALTIN 554.27
BİST 1.48

Varlığı dert yokluğu yara!

13 Ekim 2021 Çarşamba , 13:52

Gençliğimizde Türkçe sözlü hafif müzik, ya da aranjman dediğimiz bir tür vardı. Şimdilerde pop diye kısa kesiliyor bu tür için… Söyleyeni hatırlayamadım ama şarkının sözleri dikkate alınmasa da çok anlamlıydı. Hele bu gün bir kat daha anlam kazandı. Kadın şarkıcı boğuk sesi ile “parraa, parraa, para… Varlığı dert yokluğu yara” diye nakarat kısmını beynimize sokarcasına icra ederdi. Biz de sadece ritmine bakar neşe dolardık!

Şimdi öylemi ya? Hemen her gün TV ekranlarının alt köşesine bakmaktan boynumuzun ağrıdığını fark etmiyoruz bile… Derdimiz ne acaba diye kendimize de soramıyoruz nedense! Dolar karşısında Türk liramız ne kadar erimiş diye bakıyor, sonra da yaşamımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Çünkü başka çaremiz yok. Aslında her rakam değişikliğinde alım gücümüz düşüyor ve fakirleşiyoruz. Sabit bir rakamı bile telaffuz etmek mümkün değil. Bildiğim kadarı ile rekor kırılarak, 1 dolar 9 liranın üzerine çıktı.

Beni hem üzen ve düşündüren fakirleşme yanında, bazı habercilerin yaptığı kıyaslama oldu ve bu durum beni gerilere götürdü. Yıllar önce, galiba 1996 yılıydı Bulgaristan’a giderek Bursaspor’un kampını izlemiştik. Önce liramızı Türkiye’de “mark” yaptık, sonra da Bulgaristan’da  “leva” üzerinden yerelleştirdik! Sonra ne mi oldu? İnanmayacaksınız ama elimdeki siyah bir poşete 100 mark bozdurup kağıt banknot levaları yerleştirdim zor sığdı.

O yıllar Bulgaristan’ın geçiş dönemiydi. Rejim değişikliği ihtiyacı vardı, Doğu Bloku’ndan AB’ne yöneliş aşamasındaydı. İşte o Bulgaristan’ın milli parası leva,  liramız karşısında şu günlerde büyük değer kazanmış. 1 leva 5.33 lira olmuş. Bazı münafıklar üşenmemiş bir de Papua Yeni Gine parası “kina” nın lira karşısındaki değerini bulmuşlar. O da 2.2 lira ediyormuş. Ama bir Akit yazarı, bu münafıkları bu kez aptallıkla suçlayarak “siz onun kimin sömürgesi olduğunu biliyor musunuz? Papua Yeni Gine’de Avusturalya doları geçerli ve İngiliz sömürgesi. Üstelik halkın bu paradan bile haberi yok. Sevinin de kına yakın” demiş ve böylece Türk Lirası’nı kahramanca savunmuş.

Yine aynı cenahtan ve sözü her zaman yasa değerinde kabul edilen(!) Sayın Abdurrahman Dilipak da neden bu cümleyi sarf ettiyse “her emeklinin bankada 50 bin doları var” demiş. Belki de “cennet adaları” denilen “vergiden kaçınma merkezlerine” atıfta bulunarak, yurdumuzda helal süt emmiş, haramdan kaçan dostlarımız da var, dolarları kendi bankalarımıza yatırıyor mu demek istemiş acaba? Bunu duyar duymaz hemen defterimdeki nota göz attım. Şu anda bankalarımızda 261 milyar dolar döviz hesabı varmış. Bu miktar geçtiğimiz ay içinde sadece iki haftada 151 milyar kadar yükselerek bu meblağa ulaşmış.

Acaba neden? Bu paraların sahibi kim? Dilipak’ın söylediği gibi yoksul ve iyi bir yaşamdan yoksun halkımız mı?

Yoksa vatansever para babalarımız mı? Veya hiçbirimiz masum değiliz mi?

Bir yanda Pandora Paper, diğer yanda bankalarımızdaki döviz hesabı. Tam anlamıyla zenginin parası fakirin çenesini yoracak bir durum. Bir fakir de çenesini Kılıçdaroğlu’nun atık toplayıcıları ziyaretinde yormuş.

 “28 yaşındayım. Çöpü mü karıştırıyorsun dediklerinde utanıyorum. Çaresizim, ama yapacak başka bir işim yok.”  

Bu gelişmeleri yorumlamak için klavyenin başına oturduğumda, yine “arabesk” damarım tuttu. Unutulmaz Türk filmlerinin birindeki Münir Özkul repliği beynime dank etti. Tıp öğrencisi üvey oğlu ile, okul arkadaşı fabrikatör kızı evlenip, çok çocuklu ailede mutlu, mesut yaşarken başlarına bir çok dert açılır. Fabrikatör baba, para gücü ile aileyi iyice sıkıştırır ve evin reisi Yaşar Usta zenginin işyerine giderek onunla konuşur.

“Sen mi büyüksün, ben mi? Bben büyüğüm… Fabrikatööör Ahmet Bey, zengin olmuşsun ama kıymeti yok. Dokunma yavrularıma… Ben Yaşar Usta, onlara bir daha dokunursan çeker seni vururum.”

İşte zenginin parası, fakirin çenesi yormadan, gururlandıracak bir sahne.

Ama gerçek,  bu sahne kadar yürek soğutucu olmuyor.
 
Pandemi de yok, Pandora da
Para derdine düşünce galiba salgını unuttuk. Olgu sayıları 30 binler civarında dolaşıyor. Aşılama hızı giderek yavaşlıyor. Salgın okulların açılması ile gençlerden büyüklere doğru yayılmaya da başladı. Son haftaların olgu sayısı bakımından tehlikeli illerinden biri de Bursa. Ölenlerin yaş-aralığı, hangi ilçe ve mahallelerden olduklarını bilme şansımız da yok. Kim neye göre önlem alacak, duyarsızlıklar nasıl önlenecek konu bile edilmiyor.

Aynen kanıksadığımız Pandora Paper belgelerinden çıkan, yeni tanıdık isimler ve de önce Hükümet, ardından söz konusu şirketlerden ses çıkmaması gibi…

Unutmadan Pandora’nın kutusundan bu kez Cengiz Holding ve Demirören Grup çıktı. Şaşırmadık değil mi? Neden şaşıralım ki, “işsizlik fonu” sayesinde alınan maaştan, damga vergisi kesebilen bir ülkede bu söylediklerimin sözü mü olur!

Ne güzel memleket… Pandora da yok, Pandemi de…
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa

NOT DEFTERİ: Bursalı Çılgın Türkkuşları

“Üğretmenim… böğün canlı ders vaa mı?”

Türk Tayyare Cemiyeti ve Bursa