GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
19.27°
Orta şiddetli Yağmur
DOLAR 12.67
EURO 14.31
ALTIN 730.67
BİST 1.78507

Vatandaş zarar eder mi?

20 Ekim 2021 Çarşamba , 15:31

Ne kadar abuk bir soru yönelttim değil mi? “Sorun bakalım neden bunu yaptım?” Bu son cümle bir film repliğiydi. Kurnaz adam, kazığı attıktan sonra, mağdura döner ve bu cümleyi kurardı. Ama benimki o cinsten değil. Sadece meraktan. Demek ki başıma gelecek var! Hani yaygın ve güldürürken düşündüren bir gerçek var ya, başına bir şey gelecekse “meraktan” ve saçını taradığın “taraktan” gelir derler. Olsun, merak içinde sorgulama da olur.

Diyeceğim o ki, bu kış çok çetin ve de halkın ümüğünü sıkacak kadar yüksek faturalar ile geçecek. İktisatçı olmaya gerek de yok. Yiyecek içecekten tutun da, kullandığınız doğalgaza, üretimin ayrılmaz parçası petrole astronomik zamlar olacak. O da her ürüne yansıyacak. Üretici, sanayici, onların alıcısı satıcı, tüccar ve dağıtım şirketleri zarar etmemek pahasına, girdi maliyetini artıran miktarı ve üstüne kâr marjını da koyarak tüketiciye bir güzel sunacak. Gerekçe çok makul, masum ve tartışılmaz çünkü… Zararına mal ettiği ürünü neden bu yükü taşıyarak piyasa sürsünler ki? Yani devlet, özel şirketler, pazarcı, marketçi, ürün artışı üzerine, gelir yani kâr koymadan satış yapamaz. Son değerlendirmeye ve medyaya göre, tabir aynen şöyle “raflara yüzde otuz zam gelecek.” Yani, yiyecek, içecek, giyim, kuşam ve hizmetler zamlanacak.

Onlar ise, yani üretici ve satıcılar zarar etmez, edemez. Eşyanın tabiatına aykırı bir durum çünkü! Bunu bilen muhalif liderler de harekete geçti. Ne yapabileceklerse… Kılıçdaroğlu, derhal “Karakış Fonu” oluşturulsun diyor. “Paydaşlar yani sanayiciler, imalatçılar ve belediyeler bir araya gelerek konuşalım” biçiminde sözler sarf ediyor. Galiba durum vahim! Ya vatandaş ne yapacak? Sadece tüketici olan, maaş ve günlük ücret ile geçinen, yıldan yıla yönetici ve patronun insafına kalmış bir zam alan vatandaşın zarar etme hakkı var mı? Düz mantık ile yok. Aslında var da yok! Örgütlü olarak bir kuruluşta çalışan vatandaşın, sendikal hakları nedeni ile “grev” hakkı var. Bunun güvencesi de bağımsız ve haktan yana olması gereken mahkemeler. Bu süreç, anlattığım ve de elinde örgütlü olmaktan başka güvencesi olmayan emekçiler için bile doğru işliyor mu? Belki de birçoğunuz böyle saçma(!) bir konuya ilgi göstermeyeceksiniz, Ne zamana kadar, başınıza gelinceye kadar.

Çok net, çok çarpıcı ve çok özel bir örnek veriyorum…

Urfa’da bir fabrika… Yöre halkının istihdamı açısından yüzünü güldürecek bir atılım. Fabrikanın iştigal konusu “ayakkabı” imalatı. Açılışı, 22 Haziran 2021 günü bizzat Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank iftihar ile yapıyor.

Aradan dört ay geçiyor. Çalışanlar bir iki aksama ile ancak maaş alabiliyor. Üstelik işyerine her geldikleri gün, bazı makinelerin eksildiğini fark ediyorlar ama bir anlam veremiyorlar. Bu garabete bir de maaş ödenmemesi ekleniyor. Bir gün kapıdan içeri giriyorlar ve de şaşkınlıktan dona kalıyorlar. Ayakkabı fabrikasını tüm makineleri sökülüp götürülmüş. Patron kayıp.

Bunca emek verilmiş ama ne maaş ne de tazminat patron gibi ortada yok. Çünkü muhatap yok. Belki de işyeri bir başkasına devredildi ve işveren kayıplara karıştı. Kim kimi bulacak, kim için yargıya gidilecek belli değil. Bunun adı düpedüz “ayakkabı fabrikasında, akla gelmeyecek bir ayak oyunu.”Açılışı anlı şanlı biçimde yapan Bakan Varank, buna ne diyecek? Tak diye olaya el koyup, şak diye işçi alacaklarının ödenmesini sağlayacak mı?

Anket yapsak, büyük olasılıkla “hiç biri olmayacak” çıkar. Çünkü burası güzel Türkiyem. Dini bütün, alnı secdeye değenlerden kurulu bir de ülke yönetimimiz var. Haramı, helalı çok iyi bilen insanlara emanet ülkemiz… Onlar başka bir çare bularak, “hakkınız helal edin, sizler ahrette bu mağduriyetinizin karşılığını alırsınız, hiç merak etmeyin mi” diyecek? Zor bir ihtimal!

Şimdi gelelim kâr-zarar meselesine… Bu olayda emekçiler zarar etti mi, etmedi mi? İşveren en küçük bir aksilik ve zarar ihtimalinde sırra kadem basıp kaçtı mı kaçmadı mı? Bu hak hukuk bilen(!) işveren zarara katlandı mı katlanmadı mı? Bunca haksızlığın, güldürürken düşünmeyi bırakın ağlatacak bu olayda sorumlu kim, ya da kimler? Soruları halka yönetseniz Kocaman bir bilmiyorum çıkar. İşte başlangıçta söylediğim saçma konuya geldik yine. Tüccar, sanayici, orta ölçekli esnaf kâr koymadan hizmet ve mal satar mı?  Satmaz. O zaman ekmeğini emeği ile kazanan neden zarar etmez, onların hakkı yok mu, alım gücünün adeta eriğini gerekçe göstererek zarar ettiğini bildirip, bunun telifi edilmesini beklemeye? Onu da kim yapacak, tabii ki DEVLET… Yanlış anlaşılmasın, Devlet Bahçeli’yi kast etmedim. Kamu sorumlu demek istedim. Ama kamunun işi şu anda ülkenin bütçesini hazırlamak. Örneğin Cumhurbaşkanlığı makamı için 400 küsur araç yetmemiş, 20-30 kadar yine araç alınacakmış. Yine aramızda kalsın diyeceğim bir araştırma bilgisi (araştırmayı ben değil, münafık bir siyasetçi Sayıştay raporlarına bakarak yapmış)

Sayın Cumhurbaşkanı 2019 yılında 59 bin lira maaş alıyormuş. 2022 yılı için maaşı arta arta 100 bin liraya çıkmış. Demek ki onun da zarar etme ihtimali var!  Diyanet ise bütçesini geçtiğimiz yıl bitmeden harcamış. İlave istiyormuş. Huzur hakkı alan bazı bürokratlar da, huzurları kaçmasın diye, yan ödemelerine zam bekliyormuş. Bu sırada dünyada da gelişmeler oluyor. Afrika ülkeleri,  ne yiyecek aşı, ne de salgından korunmak için aşı bulabiliyormuş.

Sayın Cumhurbaşkanımız son Afrika gezisi içinde onlara moral ve destek vererek bu küresel sorunu bir aşsın, sıra bizim asgari ücretli, ya da bunun da altında emekli maaşı alanlara gelebilir. Gerekli mi bilemem! İşte örnek bazı Avrupa ülkelerinde bile halk yiyecek bulamıyormuş! Bizimkiler ise ne aç, ne de açıkta. İşte ispatı. Bir haber bülteninde gördüm, 82 yaşındaki bir yaşlı emekli , “doğalgaz var para yok, elektrik var faturayı ödeyemiyoruz, daha bunun su parası, ekmeği aşı da var. Şükür ki zemin katta bir evimiz var. Ne yapayım, ben de sokaklarda geziyorum, kapalı yerlere giriyor ısınıyorum. Hanım 72 yaşında o da evde yorganın altına giriyor.”

Bu sözlerin ardından yaşlı vatandaş,  maskesinin üzerinden gözyaşı döküyor. Ve de “bu kışı nasıl geçireceğiz” diye hıçkırıyor. İşte böyle dostlar, Türk insanı isyankâr değildir. Her daim sorununa bir çözüm bulur ve hiç zarar etmez!
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Biraz da nostalji

Bursa ve onu yaşayıp yazanlar

Cumhuriyeti anlamak…

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava