GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
20.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.04
BİST 1.36

Yıl 1961 ve bir 23 Nisan günü

22 Nisan 2021 Perşembe , 17:36

İlk kez bayram korteji içinde yer alacağım. Üzerimde baharın gelişini temsil eden, krepon kâğıdından bir gelincik sembolü… Okulda arkadaşlarıma katılmadan önce, komşumuzun bahçesinde fotoğrafımı çekiyor teyzem… Heyecan içindeyim. Atatürk Caddesi’nde tören geçişi yapacak ve bizleri alkışlayan coşkulu kalabalığın önünden disiplini bozmadan geçeceğiz. Tüm dikkatimiz bu yöne çevrilmiş durumda. O günün anlamı konusunda bizlere ezberletilen dışında tam olarak bir yorum yapmamız mümkün değil.

Geçişi tamamlayıp biz de izleyici konuma geçtiğimiz bir an. Yeni açılan Piremir İlkokulu öğrencilerinin temsil ettiği sembolü nefes almadan izliyoruz binlerce Bursalı ile birlikte… Eski model bir kamyonun kasasında, hemen her okulda olan tahta sıralara oturtulmuş kalpaklı, sarıklı çocuk mebuslar. Öylesine vakur bir tavırla geçiş yaptılar ki, bu sembol çılgınca bir alkış aldı. Sonradan öğreniyoruz, bu okul sade ama anlamlı sembolü ile birinci seçilmişti.

Çünkü, en az masrafla ve tam anlamıyla 23 Nisan 1920 günün Ankara’da açılan o küçük Meclis binası ve mensuplarını bire bir anlatıyordu. Aslında anlatılmak istenen, ülke yönetiminde artık  “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” cümlesinin canlı bir fotoğrafıydı o gördüğümüz.

İşte o yıl akıl erdirebildiğimiz oranda, egemenlik ve halk kavramlarını anlamaya çalışıyorduk. Çünkü geçmişi bilemezdik o yaşlarda… Ancak kitapların yazdıkları ile yetinebilirdik. Sanki o anlatımı canlı izlemiştik bu gösteri sayesinde. Tam 60 yıl önce gördüğüm o tablo bilinçlenmem için ilk kıvılcımdı.

“Öğretmenim, böğün canlı yayın va mı?”
Yıl 2021 bir 23 Nisan günü daha yaşıyoruz. Geleceğin sahibi kuşakların, içinde bulunduğu duruma bir göz atalım birlikte… Salgın belası nedeniyle neredeyse ikinci ders yılı da kaçmak üzere…Yoksulluk ve işsizlik toplumun yakasına yapışmış bırakmıyor. Bu nedenle, cep telefonu ve de tabletten yoksun milyonlarca çocuk okula gidemediği gibi ekrandan dersleri de izleyemiyor.

Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir görüntü, gerçek mi yoksa kurgu mu bilemiyorum ama, gerçeği tüm çıplaklığı ile yansıtıyor. Köydeki bir minik öğrenci, öğretmenine rastlıyor ve o müthiş cümleyi sarf ediyor:

“Öğretmenim böğün canlı yayın va mı?” Belli ki, orta Anadolu’da bir köyde yaşıyor bu çocuğumuz. Canlı yayına ulaşması zor olmalı ki, bu soruyu soruyor.

Diğer bir yurt köşesi, hem de Akdeniz’den geliyor. Koltuğuna kasılmış oturan ve de külhanbeyi görünümlü çok genç bir ilçe Milli Eğitim Müdürü “ benim ilçemde Nutuk dağıtılamaz” diye fetva veriyor adeta . Nutuk dediği de Kurtuluş Mücadelesi’nin baştan sona anlatan Atatürk’ün Büyük Nutku…

Üstelik dağıtan da Cumhur İttifakı’nın önemli parçası MHP’nin vazgeçilmez destekçisi Ülkü Ocakları mensupları...Bu pervasız müdürün gerekçesi de, son padişahları aşağılayan sözleri ile eli sigaralı bir fotoğrafının Nutuk içinde bir sayfada bulunuşu. Olayın büyümemesi için derhal ve zorunlulukla görevden affediliyor (Yeni jargon böyle). Bunun yanı sıra, bazı kamu görevlilerinden biri de “bir de şu laiklik saçmalığından kurtulsak” diyo rahat bir üslupla… Aklınıza gelir miydi böyle bir karar ve de böylesi sözlerin söylenebileceği? Biliyorum, çoğunlukla “aklıma gelmezdi” diyecek. Ama az da olsa Nutuk için söylenenler için içimizden bazıları  “ne var bunda? O da padişahlardan böyle söz etmeseydi” diyerek haklı bulanları temsil edecek!

Evet 101 yıl sonra 23 Nisan coşkusunu yaşamak isteyeceğimiz bir gündeyiz. Bu günü layıkıyla kutlamak için de Yüce Devletimiz bizi tatile çıkardı, ama sokağa çıkmamak kaydıyla!
Başöğretmen sıfatını gururla taşıyan Mustafa Kemal Atatürk’ün yoktan ve de mucizevi biçimde var ettiği bu ülkede, TBMM çatısı altında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener tarafından kürsüye çıkarılan “sözleşmeli” bir öğretmen, hak yoksunluklarını, meslekteki farklı statüleri ve de özel sorununu dile getirirken, sözünü tamamlayamadı ve kürsüden ağlayarak indi. Tayin hakları olmadığı ve de eşi ile aile büyüklerinden uzakta görev yaptıkları için, işlerine giderken çocuklarını eve kilitlediklerini anlatırken döktü bu göz yaşlarını.

101 yıl sonra bir 23 Nisan günü ve de ülkemizde öğretmene reva görülen bir davranış örneği. Hz. Ali’nin “bir harf öğretenin kölesi olurum” veciz cümlesinden geçtim, çağdaş, bölgesinde önemli konumda kabul edilen, buna karşın halkına varlık içinde yoksulluk yaşatan bir ülkeden bahsediyorum, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünü perçinleyen bir 23 Nisan gününde… Bu gerçekler ile evinizde otururken isterseniz marş söyleyin, isterseniz bayrağınızı dalgalandırın, ama bu kadar soruna karşın umudunuzu yitirmeyin, yitirmeyelim. Bu umut da de genç kuşağa armağanımız olsun.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!