GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
3.02°
Açık
DOLAR 9.49
EURO 11.04
ALTIN 548.03
BİST 1.519

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

16 Ağustos 2021 Pazartesi , 15:41

Bugün 17 Ağustos… Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşamamızın üzerinden 22 yıl geçti. Ama ülkemiz yine yeniden başka nedenler ile felaketi yaşadı. Önce orman yangınları ardından Batı Karadeniz’de sel felaketi yaşadık. Onlarca insanımızı yitirdik ve de ihmali, alınamayan önlemleri keskin biçimde tartışıyoruz. Bu acı dolu günlerde geriye dönerek 22 yıl önceki Marmara depremini ve de yaşananları anımsatmak istedim.



Benzerine rastlamamak dileğim ile 17 Ağustos 1999 tarihinde kaybettiğimiz canları bir kez daha anıyorum. Bunu yaparken, o dehşet gecesini, ülkemize kaybettirdiği değerleri, neden ve sonuçlarını vurgularken, yapılması gerekenler ile yapılanların sonuçlarına değineceğim.

Bu arada bu yıkıcı deprem sonrası oluşan “toplumsal dayanışma” ile bu gün yaşanan felaketlerdeki çelişkileri de ortaya koymak istiyorum.

On binlerce can kaybı
Önce Türkiye tarihinde görülmemiş bu felaketi hatırlayalım.

Türkiye'nin kuzeyinden geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın batı bölümünde meydana gelen deprem, 17 Ağustos 1999 Salı günü saat 03.01'de başladı ve 45 saniye sürdü. Merkez üssü Gölcük ilçesi olarak açıklandı ve büyüklüğü de Richter ölçeğine göre 7.6, Kandilli Rasathanesi tarafından ise 7.8 olarak ölçüldü. Bugün genel olarak depremin büyüklüğü, ilk yapılan açıklama olan 7.4 olarak kabul ediliyor. Jeoloji Mühendisleri Odası, fayın üzerinden geçen alanların ortalama 4 metre civarında sağa ve ileriye doğru kaydığını raporladı. Bu tarihten üç ay sonra, bu kez 12 Kasım'da 7.2 büyüklüğünde olan ve 30 saniye süren Düzce Depremi'nde 845 kişi hayatını kaybetti.



17 Ağustos Depremi,  nüfus yoğunluğu ve de ekonomi açısından Türkiye'nin en önemli bölgesini etkiledi. Resmi rakamlara göre, depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi de yaralandı. 5 bin 840 kişi de kayboldu. Bazı kaynaklar can kaybının 50 bin olduğunu da iddia etti.

Bu konuya dair kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'nun Temmuz 2010'da yayımladığı raporda, depremde 364 bin 905 konut ve işyerinin yıkıldığı ya da çeşitli düzeylerde hasar gördüğü belirtildi. DSP-MHP-ANAP Koalisyonu böyle bir komisyonu rahatça kurup yapılacakları da belirlemişti. Çünkü İktidar-Muhalefet arasında keskin bir kutuplaşma yoktu.

Can kaybını artıran nedenler
Jeoloji Mühendisleri Odası’nın raporunda, can kaybını artıran en önemli üç unsuru şöyle sıralanmıştı. Birincisi; Aktif Fay Zonu boyunca yoğun yapılaşma ve yüksek nüfus potansiyeli.  İkincisi; Sulu Alüvyon Zemin… Bolu-Yalova arası alüvyon zeminden oluştuğu halde çok fazla yapılaşma..Ve de üçüncüsü; yapım hataları depremin yıkıcılığını artıran diğer bir unsurdu. Buna kötü inşaat işçiliğini de eklersek neden daha açık ortaya çıkar. O dönemi iyi bilenler Veli Göçer adını hatırlayacaktır. Yaptığı binalar gerçekten de göçmüştü rahmetlinin. Zaten yargılandı ve sanırım mahkum oldu.



Depremin ekonomik etkileri
Farklı hesaplamalara göre, depremin ekonomik maliyeti 12 ile 20 milyar dolar arasında değişiyor. Özellikle yeniden yapılanma çalışmaları ve de sanayide bir süre üretime ara verilmesi de ekonomiyi küçülttü. TÜPRAŞ'ta çıkan yangının da etkisi büyük oldu.1999 depremi 2001 ekonomik krizinin en etkili nedeniydi.

Toplumsal dayanışma daha sağlamdı
Bu yorumu,  deprem bölgesine 10 küsur kez yardım götüren küçük bir oluşumun parçası olarak yapıyorum. 1999 depreminde Kızılay ve Sivil Savunma Birlikleri gibi kamu oluşumlarının yanı sıra AKUT benzeri özel ve gönüllü gruplar da yardım çalışmalarında faal rol oynadı. Ayrıca, birçok ülkeden de kurtarma ekipleri geldi. Özellikle gönüllü gruplara kimse engel olmadı. Bireysel veya grup olarak yapılan yardımlar, Kızılay, bazen de sivil toplum eliyle dağıtıldı.



Örnek vereyim; semtteki spor kulübümüz bünyesinde oluşturduğumuz destek grubu ile, önce parasal yardım toplandı. Pilot olarak bir depremzede kampı belirlendi. Sonra da ihtiyaç listesi çıkarıldı. Vilayet izni ile yaklaşık 12 kez deprem bölgesine gidildi. Yardımlar, bazen yetkililere teslim edildi, bazen kendi elimiz ile dağıtım yaptık. Örneğin bizim gittiğimiz kamp Değirmendere’de idi. Bursa BŞB üstlenmişti buradaki organizeyi… Belediye Başkanı Erdoğan Bilenser, sanayicileri örgütlemişti. Örneğin bir firma elektrik getirilmesini sağlarken, diğer bir sanayici mutfak kurmuştu. Bir başkası seyyar tuvalet ile desteğini gösterdi. Bizim grup, çadır zemini için tahta palet, sünger yatak, iç çamaşırı, battaniye, hatta el aynası ve süpürge gibi gerekli eşyaları temin etmişti.

Bu arada özellikle İstanbul’dan gelen Fazilet Partili belediyeler de yemek dağıtımı ile birlikte kendilerini de ifade ediyordu! Buna kimse karşı çıkmıyordu. Bugün; yangınlarda, sel baskını ve diğer felaket anlarında “gönüllülere” karşı yapılanları, desteklere konan ambargoyu varın siz yorumlayın.

O imkansızlıklar ve felaketin büyüklüğüne karşın Hükümet ağır eleştirilere maruz kaldı ama bunlara ambargo koyma yoluna gidilmedi nedense! Üstelik deprem sonrası da bir dizi düzenleme getirilmişti. Başta Özel İletişim Vergisi olmak üzere yeni vergiler getirildi ve bu vergilerin çok büyük bir kısmı halen yürürlükte bulunuyor. 20 bilim insanı ve araştırmacıdan oluşan Ulusal Deprem Konseyi kuruldu ancak bu Konsey 2007 yılında lağvedildi! İstanbul'un birçok noktasına deprem konteynırları yerleştirildi ve toplanma alanları belirlendi. Bu toplanma alanlarının büyük bölümü daha sonra imara açıldı. Deprem sigortası zorunlu hale getirildi.
İmar yasalarında bir dizi değişiklik yapıldı. Depremin ardından yapıların depreme dayanıklılık esasları ve denetim kuralları değiştirildi. Yapı Denetim Sistemi ve zorunluluğu getirildi. Bu sistemin işlerliğinin akıbeti bence meçhul!

Bu gün neredeyiz?
19 yıldan bu yana ve son olarak batı ve güneydeki yangınlarda, kuzeydeki  ve doğudaki sel baskınlarında, Marmara’daki müsilaj belasında yaşadıklarımıza bakarak, “toplumsal dayanışma” ile Devlet’in ve daha doğrusu Kabine’nin hazırlıklı olduğunu gördük mü? Daha önce alınan önlemler ve de çıkarılan yönetmeliklere uygunluk sağlandı mı? Toplumsal dayanışma eskiye göre daha pekişti mi? Birkaç dakika düşünün ve yorumlayın lütfen.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa