GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
11°
Açık
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

Artık kolları sıvamak gerekmiyor mu?

02 Kasım 2020 Pazartesi, 22:49

Bugün,

Acıyan yanımız İzmir. Hepimiz İzmir'iz, İzmirliyiz. 65 saat sonra enkazdan yaralı kurtarılan Elif'imiz hepimizin yürek yongası. Hepimiz, o kahredici enkazların etrafında umutla bekleşen canlarız. Gözlerimiz yaşlı, canımız ise çok acıyor.

Bu yazı için,

Klavyenin başına geçtiğimde, kelimeler boğazıma düğümlenmiş ve nasıl başlayacağımı düşünürken can kaybımız 93'e yükselmişti. Şehircilik Bakanı Murat Kurum, acil yıkılması gereken ağır hasarlı 53 binadan ve 46 bin metrekarelik bir alanda kurulması planlanan bin kişilik konteynır kentten söz ediyordu.

Özellikle,

1999'daki büyük felaketten sonra gündemimizde yer eden deprem konusunda hepten de bilinçsiz sayılmayız. Yaşadıklarımız bize ne yapmamız gerektiğini öğretti. Biliyoruz fakat yap(a)mıyoruz. Biz bilgiyi unutup, bildiğimizi okumaya devam ettikçe, işin uzmanlarının, her defasında ve ısrarla, "gelecek" diye uyarıda bulunduğu felaketler bir bir adeta adrese teslim gelmeye devam ediyor.

Evet,

Deprem gerçeğinin farkındayız. Hazırlıklı olmamız gerektiğini de biliyoruz. Buna karşın, binanın kolonlarını kesmeye cüret eden vatandaştan, "İmar Barışı" adı altında kaçak yapılara ruhsat veren devlete kadar hala her deprem sonrasında yitirdiğimiz canlar, büyük acılar ve maddi kayıplar karşısında kolları kararlılıkla sıvayıp konuya olması gerektiği gibi vaziyet edemiyoruz. Olacağını adımız gibi bildiğimiz depremi sadece olduğu zaman hatırlıyor ve acıların sıcaklığı bir nebze geçtiğinde ise unutuyoruz.

Bu da gösteriyor ki;

Deprem konusunda, bunca acı tecrübeye rağmen gerçek manada tek mesafe kat ettiğimiz alan daha profesyonel çalışan arama kurtarma ekiplerimizin varlığı ile çadır, sıcak çorba ve vatandaşların getirdiği insani yardımların daha dikkatli dağıtılmasını sağlayan organizasyon yeteneğimiz.

Peki; neden böyle?

Bu yakıcı sorunun cevabı, Karar Gazetesi Yazarı İbrahim Kiras'ın, Elazığ depreminden sonra kaleme aldığı şu satırlarda gizli olsa gerek.   

"Çünkü deprem meselesinde siyasi iktidarın tutumunu değerlendirirken gözden kaçırılan husus şu: “Bizim millet hangisini alkışlar?” Bir deprem yaşandığında bölgeye derhal çadır ve battaniye gönderen, ölüleri milli bir matem atmosferinde defneden, depremzedelere ayni ve nakdi yardım ulaştırıp çorba ve sıcak yemek dağıtan, bilahare eskisinden çok daha güzel deprem konutları inşa eden bir hükümeti mi? Yoksa kaçak yapılmış veya şartlara uygun inşa edilmemiş yapılar için “deprem tehlikesi var diye” imar affı çıkarmaktan imtina eden, üstüne üstlük riskli yapıları tespit edip bunların yıkılarak yeniden inşası için insanların düzenini bozan, hatta keselerine zarar veren bir hükümeti mi? İlkinin daha fazla alkış alacağı (ve aldığı) ortada olduğuna göre mesela Türkiye ile Japonya arasında deprem yönetimi sahasında ciddi bir farklılık varsa bunun kaynağını yalnızca yönetici zümrenin kalitesinde ve karakterinde aramak yanlış olur herhalde."

SON SÖZ:

Demek ki; neymiş? Devletin bildiğini okuması biraz da vatandaşın bilgiyi okumamasından kaynaklanıyormuş. Demek ki; neymiş? Vatandaş olarak bizler gerekeni gerektiği gibi talep etmesini bilirsek hükümetler de ona uygun davranmak zorunda kalırlarmış. Mesela Bursalılar olarak, Doğanbey ucubelerine gerektiği gibi karşı çıksaydık, hadi karşı çıkamadık bari ders alsaydık Timsah Arena faciası yaşanır mıydı? Geçelim bunları, İzmir'de olan, işin uzmanlarınca Bursa'da da her an olabileceği duyurulan depremden hakkıyla ders alsak Yunuseli Havaalanı imara açılabilir, betona kurban edilebilir mi? Tabii ki; hayır. Öyleyse esaslı bir itiraz için artık kolları sıvamak gerekmiyor mu?

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

'Su neden boşa akıyor baba'

Açık konuşun da bilelim!

'Bakan olsam ne yazar'

Reis'in hiç mi günahı yok?

Şiddetin manevi muadili yok mu?

Yazsam öldürürler yazmasam ölürüm!

Tartışmanın büyüğü heybede duruyor!

Bu yol, yol değil!

Davut Başkan iyi başladı!

Gelecekten gelen başkan!

'Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!'

Atmaca'dan Aktaş'a yumruk gibi sözler!

Saadet'te kazan kaynıyor!

'Kentsel Dönüşüm ve Muhafazakârlık'

Alinur Başkan heves ediyor ama...

'Din, ülkelerin kalkınmasına hizmet etmedi!'  

Bir şey deniyorlar, dikkatli olun!

Başörtülüler için yeni sınırlama mı?

Gördüğü halde görmeyen körler!

Yeni yıla otuz yıl geriden başladık!

Yönettiği şehirle kavga eden adam!

'Altın beyinli adam'

Bursa, 'Yaratıcı Şehirler Ağı'na girecek!

Hamza buysa Ömer kalsın!

AK Parti'nin Gordion düğümü!

'En iyisi için bir başlangıç mümkündür'

AK Parti Bursa nereye gidiyor?

Yeni başlayanlar için 'Kasaba Siyaseti' dersi!

AK Parti Bursa'da il başkanı krizi!

'Hak yemek, sol elle yemek yemek kadar dikkat çekmedi bu ülkede'

Orhaneli, cezaeviyle mi kalkınacak?

AK Parti'de 6 aday için yeni davet!

AK Parti Bursa'da il başkanı bilmecesi!

Kendine düşman!

En çok çocuklar etkileniyor!

AK Parti'deki ithal siyaset!

Erdoğan'sız Meclis'in kralı Kılıçdaroğlu!

AK Parti Bursa il başkanı kim olacak?

'Bursa'nın 'DEVA'sı neden hazır değil?'

Sultan sofrasında evliya olunmaz!

Sabır güç biriktirmek midir?

Fikrimi açıklıyorum, aman beni öldürmeyin!

Aksini düşünmek bile istemiyorum!

En son anketten çıkan çarpıcı sonuçlar!

Alinur Aktaş yalnız değildir!

İki AK Parti!

Sadece Erdoğan'a söylerim!

Karpuz gibi ortadan ikiye ayrıldık!

'Horolop şorolop' işler bunlar!

Fırtınalı çölde yol işareti gibi...

Neden kaşlarınızı çatmıyorsunuz?

Alinur Aktaş'tan muhteşem hizmet!

Kaderin cilvesine bakın!

Ceyar'ı vurdular!

AK Parti, kendi bağımlılığının tutsağı oldu!

Arınç'tan, AK Parti için derin hamle!

Kim o AK Parti ilçe başkanı?

AK Parti Bursa'da çarşı karışacak!

Alinur Aktaş'a zor sorular!

Bu ayıp AK Parti'ye yeter!

Bu heyecanın ölmemesi lazım!

Bin günün sonunda dağ fare doğurdu!

Alinur Aktaş'a yumurtalı tehdit!

'At izi, it izine karıştı'

Kanat kırana hükmünü verecek bir Süleyman olur elbette!

AK Parti'deki haksız işgalciler!

Bu işte bir gariplik yok mu?

İkinci yüzyıla girerken!