GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
-6.98°
Açık
DOLAR 13.60
EURO 15.15
ALTIN 779.00
BİST 1.998

Devletin tarikatlaşması!

12 Kasım 2021 Cuma , 01:07

İran coğrafyasının,
Tarih boyunca birçok önemli medeniyete ev sahipliği yaptığı bilinen bir gerçektir. Bunlardan bir tanesi de Safevi Devleti'dir ki; bu devletin, modern İran'ın temellerini attığını bile yazar tarih kitapları...
 
İran tarihinde,
Fazlaca dikkat çeken devletlerden birisi olan Safeviler, aslında bir siyasi hanedan ve/veya bir siyasi organizasyon olarak çıkmadılar sahneye. Bildiğimiz bir tarikattılar. Şeyh Safiyüddin-i Erdebili'nin kurduğu bu tarikatın benimsediği misyon ise Moğolları İslamlaştırmaktı.
 
Moğollar ise,
Safevilerin, Türk olması hasebiyle misyonlarını yerine getirmede zorluk çıkarmıyor, aksine yardımcı bile oluyordu. Tanınan bu ayrıcalık sayesinde Safevi Tarikatı, sayısız mürit edinerek gücüne güç kattı.
 
Sonraki süreçte,
Safevi Tarikatı'nın gücünden faydalanmak isteyen Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan, kız kardeşini, Safevi Tarikatı şeyhi Cüneyt ile evlendirince tarikat daha serbest propaganda yapma kabiliyetiyle daha geniş bir alanda politik manevra imkanı kazandı ve bu sürecin sonunda da devlete dönüştü. Özetlemek gerekirse, dini bir tarikatın zaman içinde devletleşmesinin hikayesidir Safeviler.
 
Buradan,
Başa/başlığa dönüp, bir tarikatın devletleşmesinden, bir devletin tarikatlaşması hikayesine bakalım biraz da. Verilen çok büyük mücadeleler sonrasında 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla yeni Türkiye Cumhuriyeti uluslararası alanda tanındı. 29 Ekim 1923'te ise Mustafa Kemal Atatürk'ün hazırladığı anayasa değişikliği teklifi kabul edilerek cumhuriyet resmen ilan edilmiş oldu. Bir büyük millet, küllerinden dirilerek yeniden yeni devletini kurdu. Türkiye Cumhuriyeti, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olarak tarih sahnesindeki yerini aldı.
 
Aldı almasına ama,
En son 15 Temmuz hain darbe girişimiyle arsızlıklarının zirvesini gördüğümüz/yaşadığımız tarikatlardan ise bir türlü yakasını sıyırmayı başaramadı Türkiye.
 
Yunan mitolojisinin,
Berbat taklidi gibi örgütlenen  ve cehaletin yeryüzündeki bayraktarlığını üstlenen tarikatlar/cemaatler hemen her iktidar döneminde akıl almaz bir şekilde kendilerine yer açtılar, devlet içinde devletleştiler. Bir bakıma devleti tarikatlaştırdılar da denilebilir buna. Nitekim, 15 Temmuz'da, kendilerine, "ne istediniz de vermedik" diyen iktidarı bile gözden çıkarıp, devlete tarikat bayrağını asmak üzere milletin tepesine kurşun yağdırmaktan, milletin Meclis'ini bile bombalamaktan, ihanetin en görülmemişini göstermekten geri durmadılar.
 
Neyse ki;
Milletin basireti, tarikatın hainliğine galebe çaldı da, bir büyük ihanet geri püskürtülebildi. Fakat tehlikenin tamamen geçtiğini söylemek henüz mümkün değil. Zira tek tehlike FETÖ değil. FETÖ'den çektiğini, nasırından çekmeyen AK Parti, ne yazık ki; FETÖ'den kurtardığı alanları, küçük (şimdilik) FETÖ'cüklere terk ederek gelecekte yaşanması muhtemel büyük tehlikelere adeta davetiye hazırladı.
 
Çok uzağa gitmeye gerek yok,
Hemen yanı başımızda duran Bursa Teknik Üniversitesi'ndeki uygulamalara bakmak bile akıbete dair fikir edinmemize yetecektir. Bu köşenin takipçileri hatırlar. Yüksel Baysal'ın, BTÜ'de yaşandığı iddia edilen vahim olayları Türkiye gündemine taşımasıyla tartışmaya dahil olmuş ve "Birisi Bursa Teknik Üniversitesi'ne el atsın!" başlıklı bir yazıyla izlenimlerimi paylaşmıştım.
 
Devam eden günlerde,
Bir defa basınla toplu olarak bir defa da Yüksel Baysal ile birlikte özel  buluşmada BTÜ Rektörü Arif Karademir'i dinleme imkanım oldu. Açık söyleyeyim, her ne kadar bir tarikatın üniversite yönetimine sinmiş kokusu çok çabuk fark ediliyor olsa da özellikle baş başa görüşmedeki ifadelerini samimi bulmuştum Arif Hoca'nın. Ne var ki; icraatları, bize yaptığı konuşmayla çelişiyor. Hem de çok çelişiyor. İnanmak istediğim sözlerinin tersi davranışları görünce "ah tarikat, sen nelere kadirsin!" demekten alamıyorum kendimi. Yazımın konusu BTÜ değil. Buna sebep daha fazla ileriye gitmeyeceğim ama keşke Arif Hoca, tarikat aklıyla değil de, kendi aklıyla ve Müslüman vicdanıyla yapsa yapacaklarını. Emin olsun, bu onu daha çok yüceltir.
 
Sadece BTÜ değil,
Memlekette kamunun hemen her köşesi başka bir tarikatın kurtarılmış alanı, o alanın imkanları ise onların ganimeti gibi olmuş adeta. Kimse hiçbir yerde, "liyakat" diye bir şey aramıyor. En istenen özellik, "bizden" olması ki; bu, bazen daha özele indirgenip, "benden" olmasına kadar varıyor iş. Özellikle üniversitelerde eşlere, çocuklara, yakın akrabalara açılan kadro haberleri bunun en ölümcül örneği olsa gerek.
 
SON SÖZ:
Son tahlilde demem o ki; bir tarikat olarak yola çıkıp devletleşen Safevilerin tersine, bir devlet olarak yola çıkmış Türkiye Cumhuriyeti'nin, bir sürü Safeviciklerle tarikatlaştırılmak istenmesine şahit oluyoruz. Bunun en acı tecrübesini 15 Temmuz'da alabildiğine yaşamış olmamıza rağmen kimse bir ders almışa da benzemiyor. Tarikatlar, hem devlete, hem millete, hem İslam'a ve hem de insana zarar veren koca birer ur gibi kamu kaynaklarıyla semirmeye devam ediyor. Size bir şey diyeyim mi? Bu devleti, ne "dış güçler" yıkabilir, ne ekonomik buhranlar... Bu devleti, yıksa yıksa, devletin imkanlarını sömürerek semiren, ipleri başkalarının elindeki tarikatlar yıkar. 15 Temmuz tam da işte bunun önemli bir denemesiydi... 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

AK Parti'nin kanayan yaralarından birisi de rektörler!

Emin Adanur, mavracılara meydan okudu!

Alinur Başkan'a soralım, kim bu Hüsnü Arslan?

Bursa Teknik Üniversitesi'nde sular durulmuyor!

Bunların hepsi AK Parti'ye tuzak!

AK Parti, FETÖ ve PKK söylemine reset atmalı!

İktidar mağarası!

Alinur Başkan da okusun!

Davutoğlu, Millet İttifakı'nı Alpaslan Yıldız'la mı tasarlayacak?

Uyanmış Bursaspor, uyuyan Bursa!

Olsun, direne direne kazanacağım!

Karardı vicdanlar, inanın!

İslam'ın Müslümanlardan çekeceği var!

Vazgeçmiş gibi yaşamak!

Birilerinin yazılmasını istemediği şeyler!

Kestel'de fırtına, kasırgaya dönüştü!

İki yanlıştan bir doğru çıkmaz!

Çaldık hacet kapısını, açan olmadı Reis!

Birinin anası ağlayacak!

Ben, Reis'in yerinde olsam!

Erdoğan'a gününü gösteriyorlar!

Babaları, evlatlarına mahcup etme Allah'ım!

Velhasıl Bursa'da 'kazık' geri geldi!

Adaletin iktidarı mı, iktidarın adaleti mi?

Öttükleri için güneşin doğduğunu sanan horozlar!

Baharda seçim mi var?

'Kuluz, kul. Önünde sonunda gideceğimiz yer toprak'

'Karanlıkta iyi gören gözleri aradılar, oymak için'

Ne gerek vardı bunca fanteziye?

Seçilmişseniz, vezirlik de rezillik de bir harekete bakar!

Kasımdan marta kış uykusuna yatmış gibiler!

Bu bir, 'Nereden Nereye' hikayesidir!

'Hayvanlar samansız insanlar somunsuz kalacak!'

'Zaten olağanüstü haldeyiz!'

'Hepsinden iyicesi bir gönle girmektir'

Millet gülmeye başladı!

Türkiye, dünyanın köle pazarına döner!

Bugün siyaset yazmayacağım!

Faruk Çelik'e sefer görev emri!

Sen ne yüce gönüllü bir adamsın Emin Adanur!

Yerel yönetimler merkezin emanet komisyoncusu mu?

Gelecek Partisi Bursa'da yönetim düştü!

Özgöz kazandı, Deva kaybetti!

Piramidin ucunda, bir başına bayrak sallamak!

Nebati'nin tezini buldum!

Tehdit, suç değil midir?

'AK Parti, beni mahcup etti!'

'Görev sürem bitince başım dik gezeceğim!'

'Fark var, Saadet Var!'

Davut Gürkan'dan Ayhan Salman'a 'Van Minit!'

Kiminle derleyip toparlayacaksın Reis?

DEVA, Bursa'da 'DEVA'sını arıyor!

Bir kulaklarından girip öbüründen çıkıyor!

Alinur bizimle eyleniy!

AK Parti'nin önünde üç yol var!

Bursasporlu oyuncuları dava edeceğim!

Alinur'a, 'otur' diyecek kimse yok mu?

Küllerinden dirilen adam!

AK Parti'ye en büyük muhalefeti MHP yapıyor!

Çocukların Nilüfer Belediyesi'nden bir isteği var!

İstenmeyen adam Alinur!

Deva'nın tenceresinde dert kaynıyor!

Belediyelere bir önerim var!

Erdoğan'ı çekilmeye zorluyorlar!

Aldırmazlık virüsü bulaşan Alinur'un durumu ağırlaşıyor!

Ben böyle bir kepazelik görmedim!

Şehir Hastanesi'nde 'virüs' kuyruğu!

Tatlıoğlu'ndan, Büyükşehir'e 'Kanal İstanbul' ikazı!