GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
23.02°
Parçalı Az Bulutlu
DOLAR 16.88
EURO 17.82
ALTIN 991.00
BİST 2.554

Dün Ankara'da ne oldu?

28 Nisan 2022 Perşembe , 11:21

Dün, Ankara hiç olmadığı kadar hareketliydi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, her zamanki grup konuşmalarından farklı olarak, kısa konuşması ve o konuşmada, "Ya bana katılın ya şimdi şu anda yolumdan çekilin..." diyerek mesaj vermesi güne, gündeme adeta damga vurdu.
 
Naif duruşuyla muhalefeti bir arada tutan liderden böylesine sert ve kararlı bir açıklamanın, altılı masanın son toplantısını takiben yapılması hemen herkesin aklına, "masa devrildi mi?" sorusunu getirdi ki; peşi sıra DEVAPartisi Lideri Ali Babacan'ın,  beklenmedik bir hararetle, "Demokrasi ve Atılım Partisi, önümüzdeki seçimlere kendi adıyla, kendi şanıyla, kendi logosuyla girme kararını almıştır..." açıklaması da "masa dağılıyor" kanaatinin üzerine tuz biber oldu.
 
Gerçekten masa mı dağılıyor, yoksa başka bir şey mi var diye başkent kulislerine uzandık. İlk edindiğim bilgi, Kılıçdaroğlu'nu dinleyen CHP'liler bile şaşkın bir halde meclisin bahçesinde öbek öbek toplanmışlar ve ne olup bittiğini anlamaya çalıştıkları yönündeydi.
 
Gün içinde, Kılıçdaroğlu'na daha yakın kaynaklara ulaştıkça işin rengi de netleşmeye başladı. Hemen söyleyeyim, Kılıçdaroğlu'nun açıklamasının altılı masayla bir ilgisi yok.
 
Kılıçdaroğlu'nun sert mesajı tamamen parti içine yönelik.
Birinci mesaj: Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı'na aday olmak istiyor ve bu konuda hala tereddütleri olan partililere açık ve net olarak, "Ya beni olması gerektiği gibi destekleyin ya da yolumdan çekilin..." dedi.
 
İkinci mesaj: Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş'ın adaylığı ile ilgili devam eden tartışmalar partiyi üçe bölmüş vaziyette.  O kadar ki; partide hemen herkesin, kendine daha yakın gördüğü adayın gölgesinde pozisyon alma çabası bütünlüğü bozarken enerjinin de boşa harcanması anlamına geliyor. Kılıçdaroğlu, birbirinden farklı altı partiyi aynı masa etrafında birleştirmeyi başarmışken, en sağlam durması gereken kendi partisinin üçe bölünmesine karşı bir toparlama hamlesidir. Yani, parti içinde giderek yükselen aday hizipleşmesinin önünü kesmek üzere yapılmış bir çıkıştır.
 
Kılıçdaroğlu'nun kaygısını anlamamak elde değil.
Nitekim, kazanmaya hiç olmadığı yaklaşmışken, süreci, gerçeklerden kopuk yaşayan bir gurup partilinin fantezilerine kurban vermek, tabiri caizse bir çuval incirin berbat edilmesine göz yummak istemiyor. Onun için kendisinden beklenmedik ölçüde sert bir mesajla adeta soğuk duş etkisi yaratmak istedi. Durum bundan ibaret...
 
Şimdi gelelim, Ali Babacan'ın, "Seçimlere kendi logomuza girme kararı aldık..." açıklamasına. Açıkçası, bu söylem beni hiç şaşırtmadı. Çünkü bu yeni alınmış bir karar değil. Öyle ki; daha önce çok defa altını çizdiğim gibi, DEVA Partisi'nin, "Acelesi olmayan seçkinler partisi!" olduğu her hallerinden belliydi ve bu çıkışla bir bakıma bilineni bildirmiş oldular.
 
Evet, DEVA Partisi, acelesi olmayan bir parti. Kısa vadeli bir planı yok. Mesela, 2023 seçimlerine dair bir hedefi yok. Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve en çok da Erdoğan'dan oluşan günümüz siyasi aktörlerinden sonrası için bir hazırlık içindeler. Özellikle Erdoğan sonrası oluşacak siyasi boşluğu doldurmaya talipler. Bundan mütevellit, kendi logolarıyla seçime girme isteğinin/kararının en baştan beri hakim görüş olduğu bilinen bir gerçekti. Babacan, bu gerçeği ilan etmiş oldu.
 
Burada, DEVA'nın karar verici kadrolarının yola çıkarken, "İYİ Parti bile yüze on oy aldı" diyerek kendilerine fazladan rol biçtiklerini de hatırlatmak isterim. Fakat yüzde yirmiyi zorlayan İYİ Parti'ye karşılık yüzde iki görünen DEVA'nın evdeki hesabının çarşıya uymadığı da ortada. Tamam, aceleleri olmadığı için şimdilik bunu dert etmiyor olabilirler fakat hayal ettikleri Erdoğan sonrası siyasi boşluğu doldurmaya bugün itibariyle İYİ Parti'nin daha yakın/yatkın olduğu gerçeğini de yabana atmamak lazım. Bunun en açık göstergesi ise Meral Akşener'in dünkü ayakta alkışlanan konuşmasının son bölümünde söylediği, "Buradan, bir kez daha ilan ediyorum: Parola vatan, işareti namus! Kahrolsun istibdat, kahrolsun zulüm! Yaşasın hürriyet, adalet, müsavat ve meşveret!" sözleri olsa gerek.
 
SON SÖZ:
Muhalefet muhitindeki bu ateşli konuşmalar bir tarafa; ateşten bir yola girdiklerini de hatırlatmak isterim. O yol, "gezi" meselesidir. Gündemin, "gezi" üzerinden yeniden şekillenmesi tam da iktidarın istediği bir şeydir. Ülkedeki ekonomik buhran dururken, tamamen "güvenlik" algısını körükleyecek bir konu, muhalefetin başka kulvarda kulaç atmasına neden olur. Ekonomiden çıkıp, "gezi"de mevzilenmek, tek cümleyle alnının çatından vurulacak kadar açık hedef haline gelmek demektir.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bursa'da bir garip görevden alma!

Hakan Çavuşoğlu'na bir sualim var!

Ummadığınız Oktay'dan Yılmaz bir başkan çıktı!

DEVA Bursa'da istifa depremi sürüyor!

Bursa siyasetinde şok istifa!

Kestel'de, kaçak inşaatla kaçak güreşenler kim?

İnsan, kalbinin ihtiyacı olan besini nereden alacak?

'Sizi fazla sıkmeyeceum!'

DEVA Bursa'da yaprak dökümü!

Adamlar, arıları balık ilan ettiler!

Mücahit Alkan neden görevden alındı?

Zorla artist yapacaklar!

Artık kimsenin sütten ağzı yanmayacak!

Asgari ücret 6 bin lira olur mu?

Bekaroğlu da "Beka sorunu" dedi!

Ak Parti'nin işte böyle canına okuyorlar!

Düşman çatlatıp, dost sevindirdiler!

Erbakan'dan Erdoğan'a veryansın!

Bursa'da AK Partililer, yönünü İYİ Parti'ye çevirdi!

Muhasebecilerin kıyameti kopmuş da ağlayanları yok!

28 Şubat AK Parti'ye seçim kazandırmaz!

Erdoğan'ı Abdülhamit'e benzetenlere gelsin!

Kılıçdaroğlu, 'Adayım' dedi!

Oktay Yılmaz'ı dinledim gözlerim kapalı!

AK Parti'nin kuyruğu kesikleri!

CHP'yi, iktidar izi sürme ateşi sarmış!

EYT'liler için kasada para var mı?

Zarfı aldılar ama zarfa gelmediler!

'Türkiye alabildiğine mutsuz!'

Beterin de beteri var!

''Kendi hesabımdan 61 bin 250 lira ödedim!''

Aferin size, İmamoğlu'nun imdadına yetiştiniz!

Tatlıoğlu'ndan Londra çıkarması!

Pusuda bekleyen seçim!

Erkekseniz bu yazıyı okursunuz!

Siyasetçi için kibir kabirdir!

CHP'de hüzün, İYİ Parti'de coşku vardı!

''Uyuyun ama uykuya dalmayın!''

''Bayram o bayram ola!''

O şom ağızlıları dinlesek mi?

Siyasetçiden daha çok siyaset yapan bürokrat!

Kararsızların zihinsel karmaşasına çıkış yolu!

Hem aklınızın hem de yüreğinizin kulaklarıyla dinleyin!

Türkiye'yi kanıyla düşünen bir düşünce kulübü!

Türkiye'de on tane Bursa olsa ne olur?

Bu kaçıncı seferberlik Reis?

Turgay Erdem de o konudan şikâyetçi!

O gazeteci ben oluyorum!

Doğru, eninde sonunda kendini dayatır!

AK Parti'ye kazandıracak formül!

İsmet Karaca'nın, Kılıçdaroğlu'na sunduğu Bursa anketinde ne var?

Bursa'da yer gök Meral Akşener!

Gördüğüm en berbat iftar programı!

İstifa et artık Arif Karademir!

'Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!'

Erdoğan'ın karşısına kim çıkacak?

Çok başlıklı bir yazı!

Deva'dan büyük çalım!

CHP'yi elektrik çarptı!

Hemen kızmayın, az dinleyin!

İsmet Karaca, Bursa'yı Ak Parti'nin elinden alacak!

Sakız çiğnemek orucu bozar mı?

Seçim yasasında ilk çatlak Cumhur İttifakı'nda!

'Yerinde mi acep, ölü ve mezar?'

Masada Abdullah Gül mü eksik?

Eyvah! Yine söyledi kaybettiren o sihirli sözü!

Mehmet Metiner haksız mı?

Ak Parti'ye, 'onur kırıcı bir yenilgi' tattırmak istiyorlar!