GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
10°
Açık
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

İkinci yüzyıla girerken!

04 Kasım 2020 Çarşamba, 22:37

Bu yazının başlığı,
"Gecikmeli Bir Cumhuriyet Bayramı Yazısı" da olabilirdi aslında. Yazı gecikmeli olsa da içeriğinin gecikmemesi dileğiyle başlayalım.
 
AK Parti,
Cumhuriyetin yüzüncü yılına atıfla, "2023 vizyonu" ortaya koymuştu. Bu vizyonda hedeflerin tutturulup tutturulmadığına dair siyasi tartışma başlatmak niyetinde değilim. Böyle bir vizyon ihtiyacının hatırlanmasını, zikredilmesini bile hayra alamet sayıp en azından bu yola revan olunması gerektiğinin altını çiziyorum.
 
Bugün yapmamız gereken,
Birinci yüzyılın "Z Raporu"nu çıkartıp, ikinci yüzyılın fişini takmak olmalıdır. Fakat bunu yaparken ayriyeten yapmamız icap eden çok önemli hususların olduğunu ise unutmamalıyız. Bu manada ilk yapmamız gereken, her konu başlığında başarılı olduğumuz ve olmadığımız yanlarımızı belirleyip, ikinci yüzyıla büyük bir hazırlık, özgür ve akılcı tartışma süreciyle girmemiz gerekiyor.
 
Türkiye,
Özellikle son günlerde daha da artan ciddi bir ayrışma görüntüsü veriyor. Kim haklı, kim haksız tartışmasını körüklemeden, bütün siyasi kompleksleri geride bırakıp, ülkemizin çıkarları ekseninde milletimize gelecekle ilgili öngörülebilir politika setlerinin kılı kırk yararak hazırlanması olmazsa olmazlarımızdandır.
 
Nitekim,
CHP'nin 37. Olağan Kurultayı'nda, yeniden genel başkan seçilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "2. Yüzyıla Çağrı Beyannamesi" adıyla açıkladığı 13 maddeyi hatırlatıp bu maddelerin aslında çoğu partiler ve milletin ekseriyeti tarafından kabul edilebileceğinin altını çizmek isterim.
 
Ancak burada,
Sadece iktidar ve ana muhalefetin değil, bütün siyasi partilerin ve hatta düşünce kuruluşları başta olmak üzere saygın STK'ların da bu minval üzere kapsamlı bir hazırlık yapmaları ve kamuoyuyla paylaşmaları fazlasıyla önem arz ediyor.
 
İzmir'de yaşanan deprem,
Bize bir kez daha gösterdi ki; akşamdan sabaha değişen kararlar, günübirlik politikalarla kaynakların nasıl heba edildiğini, bu ülkeyi bir enkaz alanına çevirdiğini bizzat yaşayarak tecrübe etmedik mi? Bundan mütevellit, siyasi partilerimiz, yeni bir yüzyılın eşiğindeyken milletin/devletin ihtiyacı olan bu hizmeti yapmaları, sadece tepki oylarıyla iktidara gelme dönemlerine son vermeleri gerekiyor.
 
Bu 29 Ekim'de,
Salgın nedeniyle meydanlarda olamadık belki. Fakat büyük bir sevinç ve gururla Cumhuriyetimizin 97. Yılını kutladık. Çağının gerisinde kalan Osmanlı'nın, tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte yedi düvele karşı kurtuluş/kuruluş mücadelesi veren atalarımız genç Cumhuriyeti kurup bizlere armağan ettiler.
 
 
Biran düşünelim,
O mübarek mücadelenin başarısız olunduğunu ve Cumhuriyetin kurulamadığını gözlerimizin önüne getirelim. Böyle bir tabloyu kimse düşünmek bile istemiyor değil mi? Öyleyse başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere ecdadımızın bize su kadar, ekmek kadar, nefes kadar kıymetli nasıl bir armağan verdiğini biran olsun aklımızdan çıkarmayalım.
 
Anadolu'nun,
En ücra bir köşesinde, yoksul bir aile çocuğunun, devletin sunduğu imkanlarla okuyup, kendini okutan devletin en tepesine çıktığı, dolayısıyla devlet idaresini/iradesini belirleme imkanı bulduğu bir sistemden bahsediyoruz.
 
Tam da burada,
En son 15 Temmuz'da olduğu gibi, zaman zaman farklı kılıklarda ama aynı damardan beslenen ihanetin tepemize çullanarak bu asil yürüyüşü askıya alma çabalarıyla da karşılaşmıyor değiliz. Kaldı ki; demokrasisi askıya alınmış, adı Cumhuriyet olan çok sayıda sömürge diktatörlüğünün kepaze hali bize, Türkiye'nin de neden bu kafese sokulmak istendiğini açıkça göstermiyor mu?
 
İşte bütün bu yakıcı örneklere bakarak,
Bugün bize düşen, ecdadımızın yedi düvele karşı savaşarak kurtardığı vatanı ve kurduğu cumhuriyeti, dininin, "oku" emri ışığında,  hukukun üstünlüğüne dayanan, insan hakları ekseninde toplumsal barışını sağlamış demokratik bir düzene kavuşturmaktır. Hiç şüphesiz bunu, kendi tarihimizi, değerlerimizi ihmal etmeden büyük bir başarı ile gerçekleştirebiliriz. Tıpkı, Japonya örneğinde olduğu gibi, insanı önceleyen geleneksel toplum yapımızı, evrensel hukuk, bilim ve yüksek teknoloji ile buluşturup dev bir kalkınma hamlesi başlatabiliriz. Bu, yeryüzüne, yeniden yeni bir medeniyet soluklama hamlesinin anahtarı ise düşünmenin farz olduğunu gerçeğini bilmektir. Sonrası ise, soran, sorgulayan, düşündüğünü ifade edebilen, özgürlüğünün kıymetini bilen, bilimin ışığında yürüyen ahlaklı nesiller yetiştirmektir. Böyle bir nesil Cumhuriyetimiz için de en büyük güvence olacaktır.
 
SON SÖZ:
Bu tespitlerden sonra, şu soruyu sormak isterim. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başlamasına üç yıl gibi kısa bir zaman kalmışken, bütün partiler bir araya gelip, bu durumu muhteşem bir gelecek vizyonuna dönüştürüp, ülke olarak fırsata çeviremez miyiz? Bana öyle geliyor ki; ikinci yüzyıla girerken geçmiş alışkanlıklarından kurtulamayan, bu vizyona ortak olamayan partiler, kendi yetersizliklerini gözden geçirme ve kendilerine yeni istikamet belirleme imkanı da bulacaktır. Aslında, yazı sınırları ben de sabrınızı zorlamıyor olsaydım, "Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında nasıl bir Türkiye'de yaşamak istiyoruz?" sorusunu sormak, cevabını aramak isterdim. Fakat ben yine de sormuş olayım. Cevap vermek isteyenlere bu köşe açıktır.                       

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

'Su neden boşa akıyor baba'

Açık konuşun da bilelim!

'Bakan olsam ne yazar'

Reis'in hiç mi günahı yok?

Şiddetin manevi muadili yok mu?

Yazsam öldürürler yazmasam ölürüm!

Tartışmanın büyüğü heybede duruyor!

Bu yol, yol değil!

Davut Başkan iyi başladı!

Gelecekten gelen başkan!

'Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!'

Atmaca'dan Aktaş'a yumruk gibi sözler!

Saadet'te kazan kaynıyor!

'Kentsel Dönüşüm ve Muhafazakârlık'

Alinur Başkan heves ediyor ama...

'Din, ülkelerin kalkınmasına hizmet etmedi!'  

Bir şey deniyorlar, dikkatli olun!

Başörtülüler için yeni sınırlama mı?

Gördüğü halde görmeyen körler!

Yeni yıla otuz yıl geriden başladık!

Yönettiği şehirle kavga eden adam!

'Altın beyinli adam'

Bursa, 'Yaratıcı Şehirler Ağı'na girecek!

Hamza buysa Ömer kalsın!

AK Parti'nin Gordion düğümü!

'En iyisi için bir başlangıç mümkündür'

AK Parti Bursa nereye gidiyor?

Yeni başlayanlar için 'Kasaba Siyaseti' dersi!

AK Parti Bursa'da il başkanı krizi!

'Hak yemek, sol elle yemek yemek kadar dikkat çekmedi bu ülkede'

Orhaneli, cezaeviyle mi kalkınacak?

AK Parti'de 6 aday için yeni davet!

AK Parti Bursa'da il başkanı bilmecesi!

Kendine düşman!

En çok çocuklar etkileniyor!

AK Parti'deki ithal siyaset!

Erdoğan'sız Meclis'in kralı Kılıçdaroğlu!

AK Parti Bursa il başkanı kim olacak?

'Bursa'nın 'DEVA'sı neden hazır değil?'

Sultan sofrasında evliya olunmaz!

Sabır güç biriktirmek midir?

Fikrimi açıklıyorum, aman beni öldürmeyin!

Aksini düşünmek bile istemiyorum!

En son anketten çıkan çarpıcı sonuçlar!

Alinur Aktaş yalnız değildir!

İki AK Parti!

Sadece Erdoğan'a söylerim!

Karpuz gibi ortadan ikiye ayrıldık!

'Horolop şorolop' işler bunlar!

Fırtınalı çölde yol işareti gibi...

Neden kaşlarınızı çatmıyorsunuz?

Alinur Aktaş'tan muhteşem hizmet!

Kaderin cilvesine bakın!

Ceyar'ı vurdular!

AK Parti, kendi bağımlılığının tutsağı oldu!

Arınç'tan, AK Parti için derin hamle!

Kim o AK Parti ilçe başkanı?

AK Parti Bursa'da çarşı karışacak!

Alinur Aktaş'a zor sorular!

Bu ayıp AK Parti'ye yeter!

Bu heyecanın ölmemesi lazım!

Bin günün sonunda dağ fare doğurdu!

Alinur Aktaş'a yumurtalı tehdit!

'At izi, it izine karıştı'

Kanat kırana hükmünü verecek bir Süleyman olur elbette!

AK Parti'deki haksız işgalciler!

Bu işte bir gariplik yok mu?

Bursa'nın bitmeyen su sorunu!