GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
12°
Açık
DOLAR 7.95
EURO 9.44
ALTIN 462.86
BİST $18.928

Kılıçdaroğlu, tarihi fırsat yakaladı!

27 Ağustos 2020 Perşembe, 00:18

2014'ün 26 Mart'ında,

"Kılıçdaroğlu tarihi fırsatı tepti!" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. "En son söyleyeceğimi, en başta söyleyeyim" diyerek başladığım o yazıda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, şayet iktidar olmak istiyorsa derhal siyasi danışmanlarını değiştirmesini önermiştim.

Gelin önce o yazıya bir göz atalım.
Kılıçdaroğlu, siyasi hayatı boyunca belki de bir daha asla yakalayamayacağı çok önemli bir fırsatı tepti... Tabir-i caiz ise büyük ikramiyeyi kaçırdı...

Peki; neydi o fırsat?

Bakın, Türkiye 17 Aralık'tan beri adeta çalkalanıyor. Düne kadar, "dini cemaat" olarak bildiğimiz Gülen örgütü, devletin içinde oluşturduğu "Paralel Yapı" ve tabii ki; dışarının da desteği ve isteğiyle hükümete karşı bir darbe girişiminde bulundu. Başbakan Erdoğan'a saldırı üstüne saldırı gerçekleştirdi ve hala da aynı yolda ilerliyorlar...

Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. İstiyorlardı ki; seçim arifesinde telefon görüşmeleri veya başka dokümanlar yayınlanınca Tayyip Erdoğan'a duyulan güven azalacak, Ak Parti yara alacak ve nihayet yıkılacak...

Öyle olmadı. Milletin basireti bu alçak oyunu bozdu. Süreç bir anda yerel seçim havasından çıkıp, "Tayyip Erdoğan'ı oylama" havasına büründü. Hal böyle olunca halk Başbakan'ına sahip çıktı...

İşte tam da bu kıldan ince kılıçtan keskin süreçte muhalefetin takınacağı tavrı, ortaya koyacağı vizyonu ve siyasi stratejiyi fazlasıyla merak ettim. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu beni yine yanıltmadı. Bugün oynanan oyunun yarın ne getirip ne götüreceğini zerre kadar düşünmeden adeta, "mal bulmuş mağribi" gibi olayın üstüne atladı...

Ne var ki;
CHP, öteden beri, "Paralel Yapı"nın emniyette ve yargıda hukuk dışı kadrolaştığını iddia etmiş ve hatta bununla alakalı Meclis Araştırma Önergesi açılmasını bile istemişti. Bugün yaşananlar, CHP'nin geçmişteki iddialarının doğruluğunu gösteriyor aslında. Ancak Kılıçdaroğlu, 17 Aralık ile birlikte bu doğrularından vazgeçip Fetullah Gülen'in ipine sarıldı. Bu vahim tabloyla hem Kılıçdaroğlu hem de CHP milletin gözünden düştü. Bununla da kalmadı; hafızalara, "fırsatçılar" olarak kazınmasına da sebep oldu...

Oysa, Kılıçdaroğlu, Pensilvanya'nın dümen suyuna girip Başbakan Erdoğan'a saldırmak yerine, "ben söylemiştim" deyip, iddialarında haklı çıkmış bir lider edasıyla, "Paralel Yapı" hakkında geçmiş söylemlerini daha güçlü ve kararlı bir dille savunsaydı ve bu hukuksuz yapı ile mücadelede hükümete destek olacağını açıklasaydı tablo nasıl olurdu?

Siz ne düşünüyorsunuz bilemiyorum,
Fakat kanaatimce şöyle olurdu:

BİR: CHP, öteden beri dile getirdiği iddiasının doğruluğunu bizzat Ak Parti'ye ve Başbakan Erdoğan'a doğrulatmış olurdu... Böyle bir tablo karşısında Kılıçdaroğlu, "haklı çıkmış adam" olarak bizzat muhafazakâr seçmen tarafından alkışlanırdı...

İKİ: Halk tarafından zaten çok sevilen Başbakan Erdoğan'ın mağduriyeti büyütülmemiş olurdu. Erdoğan'ın, meydanlarda CHP'ye karşı sertleşmesini önleyerek, milletin nefretle andığı geçmişteki "kötü CHP tecrübelerinin" hatırlanmasının önüne geçilirdi.

ÜÇ: Yer yer Başbakan'dan alınacak teşekkür, yıldızı hiç barışmayan yüzde 70'lik sağ seçmenle arasının düzelmesini, en azından buzların erimesini sağlayabilirdi.

DÖRT: 30 Mart'taki seçimler yerelden çıkıp genel seçim havasına girmesi önlenebilir ve Ak Parti'nin birçok yerde yeniden aday gösterdiği yıpranmış belediye başkanlarının yerini CHP'nin adaylarına bırakması kuvvetle muhtemel olabilirdi...

BEŞ: Sağ seçmenle yapılan bu barışma, CHP'nin Kılıçdaroğlu ile "yenilendiği" imajını sağlamlaştırırdı ki; 2015'de, muhtemelen Tayyip Erdoğan'sız girilecek seçimlerde iktidar kapısı aralanabilirdi...

ALTI: Ve tabi ki; en önemlisi, "Paralel Yapı"nın devletten temizlenmesiyle, ileride kendilerine kurulacak tuzaklardan daha bugünden kurtulmuş olacaklardı.

SON SÖZ:
Evet, ne yazık ki; Kılıçdaroğlu, siyaseti okuyamadığı için CHP'yi bu gelecekten mahrum etti. Tıpkı Devlet Bahçeli'nin, DSP ve ANAP iktidarına ortak olup enkazın altında kalarak MHP'nin gelecekteki bütün iktidar ihtimallerini heba etmesi gibi... Bugün, her şeye rağmen MHP asla bir iktidar alternatifi olarak görülmüyor ise sebebi, Bahçeli'nin geçmişte koalisyon ortağı olması ve ne yazık ki; kötü bir sınav vermesidir... Kılıçdaroğlu'da 17 Aralık itibariyle verdiği kötü sınavla CHP'nin gelecekteki olası iktidar ihtimallerini bitirmiştir... 30 Mart'ta, bir daha Ak Parti iktidarı şimdiden memlekete, millete hayırlı olsun...

***

30 Mart'ın sonuçlarını hepimiz biliyoruz değil mi?

Bu yazının da bir katkısı olmuş mudur bilmiyorum,

Fakat 30 Mart yenilgisinden sonra Kılıçdaroğlu, siyasetini daha doğru zemine oturtmak adına ciddi adımlar attı. Yalan yok, epey mesafe de aldı bu yolda. En son, Ayasofya gündeminde, beklenenin aksine açıklamalar yaparak koparılmak istenen gürültüyü önlediği gibi, iktidar adına oya tahvili de en aza indirdi diyebiliriz.

Sadece bu değil,

2019'da Adana'da bir STK toplantısında, partisinin Türkiye'de çok kusuru ve kabahati olduğunu belirterek, "Gerçeği konuşalım. Bir başörtüsü meselesini Türkiye Cumhuriyeti'nin en temel mesele haline getirdik. Sana ne kardeşim. Kadın ister başörtüsü takar, ister takmaz. O kız çocuğumuz üniversiteye gidiyor mu, okuyor mu, imkanını sağlıyor muyuz? Derdin o olmalı. Çocuklarımız okumalı, bilimi öğrenmeli ve hayatı sorgulamalı" demişti ki; sonraki günlerde bu sözler çokta tartışılmakla kalmadı, karşı mahallenin CHP'ye bakışını da değiştirmeye başladı.

Fakat bunlar yeterli değil,

Darbeler noktasında da esaslı bir özeleştiri yapmalı CHP. Öyle ki; Lütfü Oflaz'ın su satırları CHP'yi fazlasıyla sarsmalı, düşündürmeli.

Diyor ki; Lütfü Oflaz;

"1950 yılındaki ilk seçimlerde halk Demokrat Parti'yi iktidara getirdi. Ancak Adnan Menderes'in başbakanı olduğu Demokrat Parti Hükümeti, kendilerine "Kemalist subaylar" diyen ABD destekli darbecilerce 27 Mayıs 1960'da devrildi. Daha sonraki seçimlerde halkın iktidara getirdiği Süleyman Demirel Hükümetleri de, kendilerine "Kemalist subaylar" diyen ABD destekli darbecilerce 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980'de devrildi. Bu darbeleri yapan darbeciler, "Atatürk ilke ve inkılaplarını koruyup kollamak için ülke yönetimine el koyduk" dedi. Yine 1997'deki 28 Şubat döneminde Necmettin Erbakan Hükümeti de, kendilerine "Kemalist subaylar" diyen ve Atatürk ilke ve inkılaplarının koruyup kollayıcısı olduklarını söyleyen ABD destekli darbecilerce alaşağı edildi. Tıpkı ABD gibi darbeciliği huy edinmiş bizdeki darbecilerin bir kısmı subay, diğer kısmı sivildi. Ama hepsi de kendisine "Kemalist" demekteydi. Kendilerine "Kemalist" diyen subaylar ile siviller aralarında bir işbölümü yapmışlardı. Darbelerin ortamını sivil darbeciler hazırlıyorlardı..."

SON SÖZ:

2014'de kaçan tarihi fırsattan sonra, biraz da uydurma sistem sayesinde yeni tarihi bir fırsat daha yakaladı CHP. Sorunlu muhalefetten olabildiğince sorumlu muhalefet anlayışını benimsediği için bu cephede iktidarı boşa düşürecek adımlar da atabiliyor zaman zaman. Yani, muhalefet etme biçimi pek sorunlu gözükmüyor. Eğer enerjisini iç kavgaya kurban etmezse sonuca hiç olmadıkları kadar yakınlar. Tabii, burada oy kaybediyor olsa da Ak Parti'yi/Erdoğan'ı da hafife almamak lazım. Öngörülemez lider karakteriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan, rüzgarı tersine çevirecek potansiyele her zaman sahiptir. Muhalefete adeta hayat bahşeden sorunlu sistemi masaya yatırıp, buradan yürürse siyasette kartların yeniden karılmasına neden olabilir. Evet, CHP başarmaya yakın fakat Ak Parti, isterse ve doğru/gerekli adımları atması halinde bir son dakika golüyle iktidarını yineleyebilir.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Kaderin cilvesine bakın!

Ceyar'ı vurdular!

AK Parti, kendi bağımlılığının tutsağı oldu!

Arınç'tan, AK Parti için derin hamle!

Kim o AK Parti ilçe başkanı?

AK Parti Bursa'da çarşı karışacak!

Alinur Aktaş'a zor sorular!

Bu ayıp AK Parti'ye yeter!

Bu heyecanın ölmemesi lazım!

Bin günün sonunda dağ fare doğurdu!

Alinur Aktaş'a yumurtalı tehdit!

'At izi, it izine karıştı'

Kanat kırana hükmünü verecek bir Süleyman olur elbette!

AK Parti'deki haksız işgalciler!

Bu işte bir gariplik yok mu?

İkinci yüzyıla girerken!

Bursa'nın bitmeyen su sorunu!

Artık kolları sıvamak gerekmiyor mu?

'Kendi görüşüme katılmıyorum'

Bursa'ya felaket adım adım yaklaşıyor!

AK Parti'de kimler kimlerle beraber?

Doğruysa tuzun koktuğu, sözün bittiği yerdir!

Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi!

Yazıma başlık bulamadım!

Siz AK Parti'ye düşman mısınız kardeşim?

İnadına güzel haber!

Tabii yansıtmazlar Reis!

Korkunç miktarda para alacaklar!

İYİ Parti'ye operasyon mu çekiliyor?

Türkiye'nin bir de valiler sorunu var!

'Kurduğumuz gün 40-50 ilde tabelayı asarız!'

Erdoğan'ın, gülmekten karnı ağrımış mıdır?

'Olmayacak' demişse bilin ki; olacaktır'

İdeal Şehir Bursa Platformu!

'BUDO' gelir, 'BUDO' geçer ağlama!

Kestel'in suçu ne?

Acelesi olmayan seçkinler partisi!

'Abi, Salman gidiyor mu?'

Hem Nilüfer'e hem Kestel'e ceza!

Cumhurbaşkanı Erdoğan bırakıyor mu?

AK Parti Bursa'da aday adayları belli oldu!

Yüz yüze hesaplaşmak!

"Buyurun cenaze namazına!"

Bir koyun kellesiyle yıkılır köşkünüz!

Sizi gidi tatlı su kurnazları sizi!

AK Parti'nin koordinatör sorunu!

Ak Parti Bursa pert ama herkes haklı şoför!

Komediye bakar mısınız?

AK Parti Bursa'da kazan kaynıyor!

Rezillik akıyor!

Hokkabazlıkla siyaset olmaz!

Kulağınızı açın ve beni dinleyin!

Akıllı Hans'ın öyküsü!

Birisi ölüyor ve sebebi sizsiniz!

Bay Salman, Reis'i dinledin mi?

Alinur Aktaş'ı terletecekler!

Kahramana ödül yok!

Melekler dişi midir, erkek mi?

"Çanlar kimin için çalıyor"

Maklubeye kaşık sallayan kaymakam var da belediye başkanı yok mu?

Ağzını açana yumruğu vurun!

Kafaya koymuşlar, Bursa'ya kötülük edecekler!

Size bir şey söyleyeyim mi?

"Bursa için canla başla" mı dediniz?

Keşke İnegöl'den hiç gelmeseydin Alinur Başkan!

Ateşleri bol olsun!

"Zalimin kılıcını çeken, kendi elini keser"

"Adalet evrenin ruhudur!"