GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
14°
Açık
DOLAR 8.32
EURO 10
ALTIN 477.64
BİST 1.42

Maklubeye kaşık sallayan kaymakam var da belediye başkanı yok mu?

11 Eylül 2020 Cuma, 20:54

İçişleri Bakanlığı,

Emniyet ve MİT'in ortaklaşa yürüttüğü soruşturma sonrası 31'i kaymakam, 17'si vali yardımcısı, 9'u hukuk müşaviri ve biri de mülkiye müfettişi olmak üzere toplam 58 mülki idare amirine FETÖ soruşturması kapsamında görevden el çektirildi.

Yapılan bu operasyon,

15 Temmuz'da maruz kaldığımız hainliğin boyutlarını bir kez daha gözler önüne sererken, FETÖ'cülerin hepsinin sökülüp atılamadığının, dolayısıyla kahredici tehlikenin tamamen bitmediğinin bir göstergesi olması bakımından çok ama çok önemli.

Bu konuda,

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sarsılmaz kararlılığı, bakanlığın, MİT'in ve emniyetin titiz çalışması olmasa yüzlerce mülki amir hala bu ülkenin en yetkili, etkili makamlarını işgal ediyor olacaklar ki; belki hala henüz tespit edilemeyenler o koltuklarda oturmaya devam ediyordur bile.

Fakat bu mücadele,

Sonuna kadar devam edecek. Etmeli. Sadece FETÖ değil tabii, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne kast etmeye, huzur ve güveni bozmaya yeltenen bütün terör örgütleri tamamen temizleninceye kadar yılmadan, usanmadan bu mücadele sürecek. Ve eminiz ki; mücadele sürdükçe ülkemiz terörden temizlenecek, temizlendikçe de güçlenecek. Bu mücadelenin siyasi değil bir devlet meselesi olarak görülmesi ve herkesin/kesimin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı duruşuna omuz vermesi, milletin selameti için devletin ve hükümetin yanında saf tutması gerekiyor.

Ancak burada,

En büyük sorumluluğun ve görevin hükümette, Ak Parti'de ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'da olduğunun altını özellikle çizmek isterim. Aslında bu görev ve sorumluluğun altını daha önce de çok defa çizmiştim. Sanırım bu hatırlatmaya en iyi örnek, 1 Ağustos 2017 tarihinde kaleme aldığım, "Mümin bir delikten iki kez ısırılmaz" başlıklı yazım olsa gerek. Biraz uzun olacak ama meselenin ehemmiyetine istinaden gelin önce bu yazıya bir göz atalım.

***

"Mümin bir delikten iki kez ısırılmaz"

Bu hadisi, son zamanlarda herhalde en çok Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından duyuyoruz. Erdoğan, hitap ettiği topluluğa ve o topluluk vesilesiyle de bütün topluma bu hadisi hatırlatıp, zarar olan şeyleri ikinci kez yapmamayı öğütlüyor. Erdoğan, yerden göğe kadar haklı. Zararı tecrübeyle sabit olan bir şeyi yapmamak, tehlikesini bildiğimiz şeyleri yinelememek, aynı zamanda Yüce Allah'ın, "akletmez misiniz?" diye sorduğu ve akletmemiz için verdiği aklımızı kullanmanın da bir gereğidir.

İşte tam da burada,
Erdoğan'ın, bize, "Mümin bir delikten iki kez ısırılmaz" hatırlatmasını ben de kendisine hatırlatarak, "ısırıldığınız deliğe elinizi yeniden sokacak mısınız?" diye sormak istiyorum. Birileri çıkıp, "bu ne cüret" diyebilir. Desinler. Ben yine de sormakta ısrar edeceğim. Soracağım, çünkü yetmiş yedi yaşındaki anamın her namazından sonra biz evlatlarıyla birlikte "Allah'ım sen Tayyibimi koru" diye dua ederek bize dua kardeşi yaptığı Tayyip Erdoğan'a kardeşlik hukukum gereği ve kardeş samimiyetinde soru sormak hakkım olsa gerek...

Evet,
Isırıldığın deliğe elini yeniden sokacak mısın Reis?

Şöyle ki;
Din kamuflajıyla kendisini gizleyip, hemen her kurumda sinsice örgütlenen ve nihayetinde yeryüzünün belki de bir daha zor şahit olacağı bir ihanete kalkışan FETÖ pisliğinden devleti temizlemenin mücadelesi veriliyor. Fakat FETÖ'den boşalan alanların kimler tarafından doldurulmak istendiği noktasında ciddi tereddütler var. Sadece kamuda değil, Erdoğan'ın yeniden genel başkan seçilmesiyle Ak Parti'de başlayan yenilenme sürecinde de karşımıza çıkıyor bu durum.

Bir süredir,
Özellikle "metal yorgunluğu" ile özetlenen yeni süreçle Ak Parti'de birçok il başkanının, ilçe başkanının ve belki de belediye başkanlarının, koltuğu bir başkasına bırakması söz konusu. Görünen o ki; boşalma ihtimali olan koltuklar için cemaatler, tarikatlar, STK'lar çoktan harekete geçmişler el ovuşturuyorlar, birbirleriyle yarışırcasına derin kulis, yoğun lobi peşindeler. Oysa sormak lazım, madem siz bir cemaatseniz, tarikatsanız, referansınız İslam ve muradınız Allah rızasını kazanmak, bu manada ahlaklı insanlar yetiştirmek; o halde siyasetin derin dehlizlerinde işiniz ne? Siz tasavvufun ruhuna uygun olarak Allah katındaki makamlar için adam yetiştirmek derdinde misiniz, yoksa adamlarınızı siyasetin makamlarına yerleştirmek niyetinde misiniz? Eğer cevabınız birincisi ise siyaset kapısından size ekmek çıkmaz, siz tekkeye düzgün odun taşımanın hesabını yapın. Yok cevabınız ikincisi ise o halde tasavvuftan dem vurmayın. Bizim bildiğimiz tasavvufta müritliğe soyunanlar Aziz Mahmut Hudayi hazretleri gibi kadılığı bırakıp sokaklarda ciğer satma makamına talip olurlar ki; gönül makamlarında yükselsinler.

Yanlış anlaşılmasın,
Her dini topluluk, bünyesinden bir FETÖ ihaneti çıkaracak imasında falan bulunmuyoruz. Bilmişlik taslayarak kimsenin hizmetini hor görmek gibi bir niyetimiz de yok. Fakat bu işlerin böyle gitmeyeceği de ortada. Bu cemaat, tarikat hatta STK yapılanmalarının yeniden ele alınması ve varoluş amaçları doğrultusunda yeniden disipline edilmesi büyük bir zaruret arz ediyor.

Yaşadığımız çok acı FETÖ tecrübesine rağmen,

liyakati bir kenara bırakıp gerek kamu makamlarını ve gerekse Ak Parti'nin il, ilçe, belediye başkanlıklarını derin kulis yapmayı başaran cemaatlerin, tarikatların veya STK'ların istediği isimlere mi teslim edeceğiz? Olmaz böyle bir şey! Olamaz, olmamalı... Gerek devlet ve gerekse Ak Parti, liyakat sahibi, ehil eller tarafından, şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde yönetilmesi adına bütün insan kaynaklarımızı hareket geçirebilmeliyiz. Buna ölümcül derecede ihtiyacımız var. Nitekim, cemaat, tarikat referansıyla koltuğa oturan kişi özünde "çok iyi insan" da olsa bir müddet sonra kendisini o koltuğa taşıyan grubun etkisiyle belki kendisinin bile tasvip etmeyeceği işleri yapar hale geliyor. Devlet, millet gerçeğine inat kendi gördükleri bir rüyanın etkisinde güçleniyorlar, güçlendikçe de kendilerini kutsayıp, dokunulmaz görmeye başlıyorlar. Bir süre sonra da ipin ucu hepten kaçıyor. Ancak ağır fatura bu kişilere değil Ak Parti'ye kesiliyor. İşte kesilen bu faturaların toplamından çıkacak hesap yüzde 50 artı bir için büyük bir riski de bünyesinde barındırıyor.

Bitirmeden,
Bir önemli hususun daha altını çizmek istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek hedefleri gösterip, bunun gereği olarak yüksek perdeden "değişim" mesajı verince parti tabanı, kamuoyu heyecanlanıyor ve Erdoğan'ın çizdiği o yüksek profile uyan kişilerin kimler olduğunu, olabileceğini araştırmaya başlıyor. Buluyor da... Çünkü herkes kendi ilçesinde, ilinde, teşkilatında kimlerin o profile uyacağını biliyor ve o isimlere görev verileceği kanaatine varıyor. O isimler göreve gelirse taş gediğine oturmuş oluyor. Yok, işin içine cemaat, tarikat, STK'lar girip, alakasız kişilere taşıyamayacağı roller verilir ise ortaya komik, hatta trajikomik bir manzara çıkar ki; böyle bir manzara karşısında gülelim mi, ağlayalım mı?

Oysa Ankara'da
Bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek yok. Bursa'da teşkilatları bir salona toplasak ve nasıl bir il başkanı istediğimizin çerçevesini çizip, "sizce bu çerçeveye kim oturur?" diye sorsak kahir ekseriyet en doğru kişiyi işaretleyecektir. İşte o İl Başkanı, cemaatlerin, tarikatların değil; onları da dışlamadan teşkilatın, toplumun nabzını tutar ki; gerçek başarı budur ve aslında Erdoğan tam da bunu istiyor bence. Fakat bu böyle tecelli etmiyorsa eğer Erdoğan ile teşkilat ve toplum arasında köprü olanlar doğru işler yapmıyorlar demektir. Doğru iş yapmayanlarla doğru sonuçlar alınır mı onu da siz söyleyin.

***

Ak Parti'nin,

Bursa'da başlayan kongre süreci kapsamında, üç yıl önceki bu içten ikazımızı yineleyerek yeniden başa/başlığa dönelim ve titiz çalışmalar sonucu görevden el çektirilen kaymakamlar özelinde, "hala FETÖ'cü kaymakam var da FETÖ'cü belediye başkanı yok mu?" sorusunu soralım.

Siz olmadığına inanıyor musunuz?

Ben inanmıyorum. Nitekim, bunca temizliğe rağmen maklubeye kaşık sallamış ama bir çeşit kendini gizlemeyi başarmış, kaymakamların, vali yardımcılarının olduğu bir ortamda, maklubeye kaşık sallayan ve yine bir çeşit kendini gizlemeyi başaran ve haliyle hala koltuk işgal eden belediye başkanlarının olmadığını düşünmek saflık olmaz mı?

SON SÖZ:

Mesela, 15 Temmuz gecesi, canını ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "meydanlara çıkın" çağrısına ve binlerce insanın gözyaşlarıyla sokaklara akın etmesine rağmen, hala dışarı çıkıp çıkmama konusunda tereddüt yaşayan, "beklemekte fayda var" kurnazlığıyla safını seçmemiş fakat sonraki süreçte, yukarıdaki uzun ikazımızda da belirttiğimiz gibi yine tarikat, cemaat, STK referansıyla aday yapılmış belediye başkanları olamaz mı? Vardır muhakkak. İçişleri Bakanı'na çağrımdır. Biraz daha ince eleyip sık dokuyarak, tıpkı bugüne kadar gizlenmeyi başarmış kaymakamlar gibi maklubeye kaşık sallamış, 15 Temmuz gecesi "beklemekte fayda var" kurnazlığıyla kimin kazanacağını beklemiş olan belediye başkanlarını da ortaya çıkarmalısınız. Onlara da görevden el çektirmelisiniz. Aksi halde bu mücadelenin bir ayağı eksik kalır. Adalet yerini bulmaz. Vicdanlar yaralanır. Kendileri kazanır ama Ak Parti kaybeder. Nihayet ülke kaybeder.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Erdoğan'a tuzak kuruyorlar!

Sorun Bursaspor'sa çare Emin Adanur!

Bursa'da Gelecek düştü düşecek!

Başkan Oktay Yılmaz'a bir önerim var!

'Sahi, kimdi o belediye başkanı?'

Alinur Aktaş görevden alınır mı?

Oktay Yılmaz'ı bu sefer öveceğim!

Bursa'da Gelecek'ten istifa eden edene!

Utanıp da istifa eden çıkmayacak mı?

Sen ne komik bir bakanlıksın Milli Eğitim?

AK Parti'de aday toto erken başladı!

AK Parti'de atılan hileli zar!

Meraklısına yazdım!

İçinde 'Ömer' geçen bir yazı!

Kemal Kılıçdaroğlu başarısız mı?

Bu yöntemle FETÖ'cüler mi kaçırılıyor?

Bugün günlerden yine Yıldırım!

AK Parti Bursa'da satranç oyunu!

Yıldırım'ın bitmeyen borç muhabbeti!

O kadarcık kusur kadı kızında da olur Başkan!

Koltuk krizi!

Kanırta kanırta, bağırta bağırta siyaset!

'Ağam bizimle eyleniy!'

Boyundan büyük konuşacağına istifa et!

Bu ne kibar kayıtsızlıktır böyle?

Erdoğan'a kim/ler yanlış bilgi veriyor?

Bursa'da hayat kime güzel?

'Ben meşhur olunca'

Erdoğan'ın çöpçüleri!

Alinur Aktaş! Otur, sıfır...

Bu 'züppe'ler nasıl girdi buraya?

Alinur Aktaş'ın güldürmeyen şakası!

Dur durak bilmeyen Dilek Durak

Kılıçdaroğlu, Bursa adayını ilan etti!

Vicdan körlüğüne de bir çaren var mı doktorum?

Birlikte iyi salladılar!

Berat Albayrak'ın suçu neydi?

Bursa'nın bir 'Su Politikası' var mı?

Biz de ondan davacıyız, hem de iki cihanda!

‘Ölümlerden yorulduk’ ama öldürmekten yorulmadılar!

Bir roman bir gerçek

Patron çıldırdı!

Muhalefet ‘Andımız’la vuruyor!

Mezar taşı nöbeti tutan insanların öyküsü!

Lazarus refleksi ve dört dağ ilçesi!

Siyasete girip insanlıktan çıkmak...

AK Parti'nin körleşme tutkusu!

DEVA Partisi'nden, Başkan Aktaş'a, 'Bursa'yı bu kadar sevme' ricası!

Dünya hala güzelleşmediyse bunun iki sebebi var!

Ortaya karışık bir yazı!

Yunuseli için bir ses daha yükseliyor!

Avlarken avlanmak da var!

Ben Fırat Yılmaz'ın eylem planını destekliyorum!

Bursa'nın DEVA'sı yeni yerinde!

AK Parti'yi kıyamete zorlamak!

'Yök'leme'

Müslümanlar, Perseverance’den utanmalı!

Zeki Müren gibi siyasetçiler yok mu?

Bu kavganın kaybedeni AK Parti oluyor!

Başkan Aktaş'ın kulaklarını çınlattık!

Gözünü seveyim, yapma Reis!

Kar yağdı kel göründü!

Hamaset, hamaset, nereye kadar?

Meselenin farkında olanlardan biraz daha fazlasını bekliyoruz!

AK Parti'nin erken seçimi!

'Ho babam ho biz de aya yaklaştık'

Gelecek'ten umutsuzum!

Mezit Boğazı'nda ne yediniz?