GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
24.02°
Az Bulutlu
DOLAR 16.88
EURO 17.82
ALTIN 991.00
BİST 2.554

'Uzağı göremeyen tuzağı göremez'

2 Mart 2022 Çarşamba , 00:25

Başlık, Faruk Çelik'ten...
Dün akşam, Tr Düşünce Kulübü'nün, Ördekli Kültür Merkezi'nde düzenlediği "28 Şubat" konulu konferansın konuşmacısı, dönemin önemli tanıklarından eski bakan Faruk Çelik'ti.
 
"Çivisi çıkmış bir dünyada yaşıyoruz" sözleriyle; son dakika, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmasından başlayıp, geriye doğru olaylar silsilesini anlattığı konuşmasında, geleceği görmek için geçmişi bilmek gerektiğinin altını çizdi ve geniş bir özetin kıssası olarak, "uzağı göremeyen tuzağı göremez" cümlesini kurdu.
 
Buna geleceğiz, fakat öncesinde, Faruk Çelik'in de üzerine sinmiş izlerden örnekler vererek anlattığı 28 Şubat'a dair bir parantez açalım.
 


Gerçekte neydi 28 Şubat?
"NATO'da pişen bir projenin Türkiye'yi pilot ülke olarak kullanmasıydı..." diyor, bu konudaki öncü fikir erbaplarından birisi olan Ahmet Taşgetiren.
 
Ve tezini şu cümlelerle açıklıyor:
"Sovyetler dağılmıştı, ona bağlı olarak Varşova Paktı'nın misyonu bitmiş, NATO'nun 'Tehdit değerlendirmesi' de değişmişti. 'Yeni tehdit Ortadoğu'da yükselen İslam fundamantalizmi idi.' Türkiye'de siyasal İslam yükselmiş, Refah (Partisi) iktidara gelmişti. Refah lideri 'D-8' gibi İslam dünyasını ve Türkiye'yi yeni bir dünya tasavvuruna yönelten bir projeyi inşa etmeye çalışıyordu. Türkiye'de İslam çok olmuştu. Bu konsept, İslami gelişmelere zaten mesafeli olan askerler tarafından paylaşıldı. Onlara göre de İslam, siyasette, ekonomide, bürokraside, eğitimde çok olmuştu. Üniversitelerde başörtülü kız öğrenciden geçilmiyordu vs. 28 Şubat devreye girdi: 'İslam'ı azaltma projesi' çerçevesinde Refah kapatıldı, İHL'lere tırpan vuruldu, İlahiyatların kontenjanı düşürüldü, başörtülü öğrencilere ve kamu görevlilerine karşı sürek avı gerçekleştirildi, Yeşil sermayeye karşı operasyon yapıldı, sivil – askeri bürokraside eşi başörtülü olmak 'irtica bağlantısı' ile ihraç gerekçesi oldu, yargı askerlere selam durdu, Anayasa Mahkemesi başörtüsü yasağının gerekçesini yazmaya koyuldu..."
 
Açıkçası zor günlerdi.
Fakat, halk, üzerine zorla giydirilmek istenen elbiseye razı olmadı ve "bin yıl sürecek" denilen sürece karşı, sarsılmaz bir irade koyup; sürecin mağdurlarını sarsıcı bir iktidarla ödüllendirdi. Bu öyle bir ödül ki; kredisi yirmi yıldır artarak devam ediyor.
 
Halihazırda, 28 Şubatçılardan hakkıyla hesap sorulamamış olsa bile, sebep oldukları haksızlıkların giderilmiş olması büyük teselli. Ne var ki; bugün, "mağdurların mağrur olduğu bir dönem" eleştirisini de unutmamak lazım. İşte burada yeniden Faruk Çelik'in, "uzağı göremeyen tuzağı göremez" ikazına müracaat edip, "Ak Parti'nin körleşme tutkusu!"ndan mütevellit kendisi için kurulan ölümcül tuzağı da ıskalamamak gerekiyor.
 
Tamam, Ak Partililer de, tıpkı koyu taraftarların, tuttukları takımın her yıl şampiyon olmasını istemeleri gibi, her seçimde iktidara gelmeyi isteyebilirler. Fakat bunun için, aynı futbolda olduğu gibi iyi oyuncuları çıkartıp kötü oyuncuları maça sokmamak gerekiyor. Kötülerde ısrarın zararını erken görüp, gözünün yaşına bakmadan, hakem kırmızı kartı göstermeden, oyundan almak gerekiyor. Çünkü, bir iyilik muştusu olarak dalga dalga yayılması icap eden, "bir Kadir gecesi, sabah namazından sonra" yapılan kötülüğün kokusu her yerden ve burun direklerini sızlatacak kadar keskin bir şekilde duyuluyor.   
 
İlaveten, nasıl ki; her takım her zaman iyi veya kötü oynamıyorsa her parti de her zaman iyi veya kötü politikalar üretmiyor. Mesela CHP, geçmişte hataları olmuştur. Kaldı ki; bunu en yetkili ağızla kabul edip, bir "halleşme/helalleşme" hamlesi başlattı. Haliyle CHP'nin geçmişte yaptığı hatalar ilanihaye devam edecek değil. Tıpkı, Ak Parti'nin geçmişte yaptığı iyiliklerin ilanihaye devam etmediği gibi.
 
Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişimiyle birlikte daha da derinleşen Türkiye'nin temel sorunlarını çözebilmek için ortak akıldan başka bir yolun olmadığını bilmek, bu sorumlulukla ve buna göre davranmak gerekirken; sürekli, "biz ve ötekiler" metaforu üzerinden siyaset üretmek ve sonuç beklemek her zaman işe yaramayabilir.
 
Bir de, bütün haklılığa rağmen, aynı yerde durup, aynı yerden vurup aynı mağduriyeti sürekli oya tahvil etme düşüncesi/algısı da bir müddet sonra, tıpkı, Faruk Çelik'in, "uzağı göremeyen tuzağı göremez" ikazında olduğu gibi, uzağı görememenin tuzağına düşmek olduğunu da görmek/bilmek gerekiyor.
 
SON SÖZ:
Seçim/ler yaklaşıyor.
Cumhur İttifakı'nın, "ret" siyasetine inat, Millet İttifakı'nın, "kabul"ü bir iktidar değişimine kapı aralamış durumda. Peki; neyi reddediyor Cumhur İttifakı? Saysak sabaha kadar sürer fakat altı partinin kamuoyuna açıkladığı "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem" penceresinden bakacak olursak, yürürlükteki sistemin işlemediğini, kireçlendiğini, kamuoyunda kabul görmediğini reddediyor. Buna karşın, CHP özelinde, geçmiş hataların kabulü, "halleşme/helalleşme" hamlesiyle liderlik ettiği muhalefet muhitince açıklanan yeni sistem; Türkiye'de birçok sorunlu alanın restorasyonunu öngörüyor. Bu, iktidar penceresinden bakıp, "üç ayaklı masa" eleştirisine indirgenecek kadar basit bir gelişme değil. İşte bunu görememek, "uzağı ve tuzağı" görememek demektir. Açık söylüyorum, muhalefet cephesindeki bu motivasyon, "ortak aday" noktasında da hatasız işlemesi halinde, başta parti tabanlarında ve toplumda oluşacak güven ile Türkiye'nin siyaset iklimi tamamen değişebilir.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bursa'da bir garip görevden alma!

Hakan Çavuşoğlu'na bir sualim var!

Ummadığınız Oktay'dan Yılmaz bir başkan çıktı!

DEVA Bursa'da istifa depremi sürüyor!

Bursa siyasetinde şok istifa!

Kestel'de, kaçak inşaatla kaçak güreşenler kim?

İnsan, kalbinin ihtiyacı olan besini nereden alacak?

'Sizi fazla sıkmeyeceum!'

DEVA Bursa'da yaprak dökümü!

Adamlar, arıları balık ilan ettiler!

Mücahit Alkan neden görevden alındı?

Zorla artist yapacaklar!

Artık kimsenin sütten ağzı yanmayacak!

Asgari ücret 6 bin lira olur mu?

Bekaroğlu da "Beka sorunu" dedi!

Ak Parti'nin işte böyle canına okuyorlar!

Düşman çatlatıp, dost sevindirdiler!

Erbakan'dan Erdoğan'a veryansın!

Bursa'da AK Partililer, yönünü İYİ Parti'ye çevirdi!

Muhasebecilerin kıyameti kopmuş da ağlayanları yok!

28 Şubat AK Parti'ye seçim kazandırmaz!

Erdoğan'ı Abdülhamit'e benzetenlere gelsin!

Kılıçdaroğlu, 'Adayım' dedi!

Oktay Yılmaz'ı dinledim gözlerim kapalı!

AK Parti'nin kuyruğu kesikleri!

CHP'yi, iktidar izi sürme ateşi sarmış!

EYT'liler için kasada para var mı?

Zarfı aldılar ama zarfa gelmediler!

'Türkiye alabildiğine mutsuz!'

Beterin de beteri var!

''Kendi hesabımdan 61 bin 250 lira ödedim!''

Aferin size, İmamoğlu'nun imdadına yetiştiniz!

Tatlıoğlu'ndan Londra çıkarması!

Pusuda bekleyen seçim!

Erkekseniz bu yazıyı okursunuz!

Siyasetçi için kibir kabirdir!

CHP'de hüzün, İYİ Parti'de coşku vardı!

''Uyuyun ama uykuya dalmayın!''

''Bayram o bayram ola!''

O şom ağızlıları dinlesek mi?

Siyasetçiden daha çok siyaset yapan bürokrat!

Dün Ankara'da ne oldu?

Kararsızların zihinsel karmaşasına çıkış yolu!

Hem aklınızın hem de yüreğinizin kulaklarıyla dinleyin!

Türkiye'yi kanıyla düşünen bir düşünce kulübü!

Türkiye'de on tane Bursa olsa ne olur?

Bu kaçıncı seferberlik Reis?

Turgay Erdem de o konudan şikâyetçi!

O gazeteci ben oluyorum!

Doğru, eninde sonunda kendini dayatır!

AK Parti'ye kazandıracak formül!

İsmet Karaca'nın, Kılıçdaroğlu'na sunduğu Bursa anketinde ne var?

Bursa'da yer gök Meral Akşener!

Gördüğüm en berbat iftar programı!

İstifa et artık Arif Karademir!

'Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!'

Erdoğan'ın karşısına kim çıkacak?

Çok başlıklı bir yazı!

Deva'dan büyük çalım!

CHP'yi elektrik çarptı!

Hemen kızmayın, az dinleyin!

İsmet Karaca, Bursa'yı Ak Parti'nin elinden alacak!

Sakız çiğnemek orucu bozar mı?

Seçim yasasında ilk çatlak Cumhur İttifakı'nda!

'Yerinde mi acep, ölü ve mezar?'

Masada Abdullah Gül mü eksik?

Eyvah! Yine söyledi kaybettiren o sihirli sözü!

Mehmet Metiner haksız mı?