GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ
Bursa
11°
Parçalı Bulutlu
DOLAR 8.11
EURO 9.6
ALTIN 497.66
BİST 1.144

Aşık Veysel ve İstanbul Sözleşmesi

27 Ağustos 2020 Perşembe, 18:14

Avrupa Konseyi, kadına şiddetin önlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına dönük uluslararası bir girişimin sonucunda bir metin oluşturur. Uluslararası bağlayıcılığı bulunan bu sözleşme hayata İstanbul'da geçirildiği, imzaya açıldığı için de adı İstanbul olur.

İstanbul Sözleşmesi'nde kaleme alınan maddelerin her biri, evrensel insan hakları bildirgesinden referans alıyor. Bu kapsamda taraf devletler şiddeti önlemek için farkındalık yaratılmasının, sivil toplum kuruluşları ve ilgili kurumlarla işbirliğinin tanımları yapılıyor. Ayrıca eğitim uzmanı kadroların kurulması, önleyici müdahale ve tedavi süreçleri, özel sektör ve medyanın dahli, mağdur kişilerin hukuki yardım alma hakları ve izleme kurulu mekanizmalarının sağlanması, taraf devletlerin bağlayıcı sorumluluğu altına alınıyor.

Sözleşme ağırlıkla kadına yönelik şiddeti önleme amacı gütse de esasen hane halkının tüm üyelerini kapsıyor. Çocuk yaşta evliliği ve zorla evlendirilmelerin suç sayılması için yasal dayanaklar oluşturulmasının, yalnızca ailenin değil, devletin sorumluğunda olduğunu da kesinleştiriliyor.

Velhasıl 80 madde ile kadının inanç, gelenek, görenek ve ahlak kuralları ile kuşatılıp toplumsal mülkiyete dönüştürülmesine karşı yazılmış uluslararası bir kadını koruma Anayasasıdır aslında İstanbul Sözleşmesi. Uluslararasıdır çünkü, toplumların inancı ve uygarlık düzeyi ne olursa olsun başta evlilik olmamak üzere birçok kurumsal yapı ile bireyin ilişkisi, esasen bir mülkiyet ilişkisi olarak karşılık buluyor hayatta.

Bu mülkiyet ilişkisinin kutsallaştırılmasına esas teşkil eden gelenek, görenek, inanç ve ahlak kuralları var. Bu kuralların kadına karşı şiddette hafifletici neden sayılmasının önlenmesi, sözleşmenin ruhunu oluşturuyor. İşte bu da sözleşmeye karşı çıkanlar tarafından aile kurumuna tehdit olarak algılanıyor. Bütün gürültü de buradan patlıyor.

Ben bu sözleşmeye karşı çıkanların biliyorlarsa bile Orhan Veli okuyup okumadıklarını da merak ediyorum.

Misal;

"...İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Kuşlar geçiyor, derken;

Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Ağlar çekiliyor dalyanlarda;

Bir kadının suya değiyor ayakları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı."

İstanbul'u bir kadın ile anmanın en güzel metni nedir derseniz bu dizeler ve devamıdır derim...

Bir kadını anne, eş, kız kardeş, sevgili, kız evladı olmanın üzerinde birey olarak anlayarak kabul edip değer vermenin adı olan "toplumsal cinsiyet eşitliği" tanımına da karşı çıkıyorlar. Bunlar İstanbul Sözleşmesine de karşı çıkıyorlar. Çünkü kadını bir birey olarak tek başına anlamlandırmaktan uzak, öğretilmiş kalıplarda istiyor, bu anlamlara boyun eğmiş kadını değerli buluyorlar. O yüzden de kendini bu kabullerin dışında gören kadına şiddet göstermekte vicdani ve ahlaki meşruluk buluyorlar.

İstiyorlar ki yasalar da onlara bu meşruluğu versin!

Avrupa Konseyi uzmanlarına bu sözleşme hazırlanırken ozanlarımızın kadınlara bakışını anlatabilsek, bu metin bırakın "İstanbul Sözleşmesi" olmayı "Anadolu Kadın Hakları Sözleşmesi" adını bile alabilirdi.

Misal; Aşık Veysel'in kendisini terk edeceğini anladığı karısı parasız pulsuz kalmasın diye akşamdan ayakkabısının burnuna doğru para sıkıştırdığını, bu sözleşmeyi yazanların kaçı biliyordu acaba?

Karısının, ayakkabısında taş var sanıp yolda durup elini atınca, o parayı bulup hüngür hüngür ağlamaya başlamasını İstanbul Sözleşmesi'nin bir yerlerine yazdırabilseydik, acaba İstanbul Sözleşmesi daha bir inançla uygulanır mıydı bu topraklarda?

Bunu da merak ediyorum.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları