GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
-2°
Açık
DOLAR 7.87
EURO 9.39
ALTIN 458.2
BİST $17.095

Mikrobiyota

04 Mayıs 2020 Pazartesi, 20:42

Mikrobiyota terimine salgınla ilgili olarak kaleme alınan bir makalede rastladım. İnsan vücudunda yaşayan bakteri, mantar, virüs ve protozoa ailesinin toplamına mikrobiyota deniyormuş. Bir insanın mikrobiyotasındaki mikroorganizma sayısı, hücre sayısının on katı kadarmış aslında, ama üzerimizde yaşayan mikroskobik canlılarla aramızda biyolojik bir denge söz konusu.

Denge bozulursa mutlaka aleyhimize bozuluyor!

Basit bir burun akıntısından, en ölümcül enfeksiyonlara kadar geniş bir yelpazede bağışıklığımız her zaman tehdit altında. İnsan mikrobiyotası tek taraflı olarak dengeyi tutturmaya çalışmaktan sonunda yorulup, ne haliniz varsa görün diyerek havlu atmış görünüyor. Nedeniyse insanoğlunun mağaraların en karanlık rutubetli tavanlarında kendi halinde yaşayan yarasalardan çorba yapmayı akıl etmiş olması!

Doğal hayattaki milyonlarca canlı türünden sadece biriyiz, ancak neredeyse tüm canlıların yaşam haklarını sınırlamışız. Sonuçta da doğadaki tüm bu çeşitlilik, insanoğlundan muzdarip hale gelmiş. Varlığımızın kapladığı hacim ve doğayı değiştirme dönüştürme çabamıza karşı vahşi doğa kendi silahını geliştirmiş!

Virüslerin mutasyonu.

Onlarla herhangi bir biyolojik savaşı kazanmamız imkânsız. Mikrobiyotamızın dengesini gözeterek yaşamaktan başka hiçbir savunmamız olmadığı gerçeğini tüm bilim adamları teyit ediyor. Yani çevre aktivistlerinin mücadelesine daha çok kulak kabartmamız, destek vermemiz daha önemli hale geldi. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek üzere beslenmek de öyle. Market reyonlarındaki "dayanıklı" (kimyasal) gıdaların bağışıklık sistemimiz ve metabolizmamız üzerindeki etkilerini hatırlamak için çok geç değil. Ve tabii Çinli aşçıların yarasa çorbası başta olmak üzere bilcümle mahlukatı yemekten vazgeçmesi gerekecek.

Umuyoruz ki pandeminin çoğu gitti azı kaldı. Ve öyle görünüyor ki ülkemiz bu acıklı dönemden yüzünün akıyla, dünya ülkeleri içinde itibarını arttırmış olarak çıkacak.

Avrupa ve ABD'nin ölüleri kapalı kasa kamyonlarda çürümeye unuttuğu bu salgın dönemi, medeniyet denen tek dişi kalmış canavarın son dişini de sökmüş görünüyor.

Latin Amerika'dan tutun, Ortadoğu'ya kadar, on yıllardır ABD ve ortaklarının çıkarları için dünyanın bütün coğrafyalarında yüz binlerce insanın akan kanını aklıma getirmeden kendimi alamıyorum.

Acaba kendileri yaklaşık iki ay içinde yüz elli bini bulan ölüyü gömdükleri toplu mezarların başında (sözüm ona) sahip oldukları refah ve uygarlığın (!) dünya için bedelini akıllarına getiriyorlar mıdır?

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları