GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
9.02°
Parçalı Az Bulutlu
DOLAR 9.62
EURO 11.24
ALTIN 554.27
BİST 1.48

Hoş bulduk 10. köy…

11 Ağustos 2021 Çarşamba , 16:15

Merhaba enBursa ailesi, tekrar merhaba futbolseverler, Bursaspor sevdalıları…

İlk makalem biraz futboldan uzak sizlerle küçükten de olsa bir dertleşme yazısı olacak…

Gazetecilik mesleğini yaklaşık 5 yıl önce bıraktım ancak gazetecilik öyle rejim yapar gibi ‘ekmeği kestim ben’ der gibi bırakılamıyor maalesef…

Özellikle yazı yazmak, düşüncelerini kelimelerle klavye arasındaki koordinasyona bırakmak kolay kolay vazgeçilebilecek bir durum değil…

Artık enBursa’dayım…

Gora’da Arif’in Garavel ustaya sorduğu gibi: Tamam da niye oradasın?

Anlatayım…

Okuyanlar bilirler, bundan önceki yazdığım internet sitesinde makalemin sansüre uğraması sebebiyle yine bir adalet arayışına girdim…

Ardından türlü suçlamalar, editortal (editoryal) özgürlükleri falan anlatmaya çalışmalar, vantriloklara taş çıkarırcasına çabalar vs.
E haliyle cevap hakkımız doğdu, biz de kısaca cevaplayalım ve ilgili kişileri uzay boşluğuna gönderelim…

1- ‘Baba’ dediğimiz kişiye 10 küsur yıl önce ‘yazmalısın’ deyip emekliliği sırasında sektöre sokan maalesef benim. Tüm meslektaşlarımdan ve gazetecilik mesleğinden özür diliyorum. 2 köşe yazar hem zamanı dolar hem de gazeteye farklı bir renk gelir düşüncesiyle masumane yaptığımız bir davranış, nerelere gelmiş. Sorun yaşadıktan sonra öğrendim ki; zaten meslektaşlarımın hepsine üstten bakış sergiliyormuş. Olmuş mu? Olmamış!

2- Ben gazeteciliği Rıza Ertekin’den, İbrahim Öge’den, Koray Gürtaş’tan, Celil İnce’den, İsmail Kemankaş’tan ve bu mesleğe emek vermiş birçok kişiden öğrendim. Bir köşe yazarı hakaret etmiyorsa, o yazı girer (ki hakaret edenlerin yazısının çok rahat girdiği bir site). Yazar, sizin kişisel ilişkilerinize uygun yazılar yazmak zorunda değildir. O yazıyı soktum bu yazıyı çıkardım tavrı ya hesap veremeyecek bağlılıktandır ya da sonradan bulmuşluğun verdiği içi boş egodur!

3- O siteye başlamamın sebebi daha önce de söylediğim gibi ‘baba dediğimiz’ insanların yükselmeye çalışan kurumlarına destek amaçlıdır. Affedersiniz ama 3 saatte kazandığımız rakamları bize telif diye önümüze sürüp teşekkür etmemizi kimse beklemesin. Gazeteci yazar, hakkını alır belki hakkından daha azını alır ama alır. Bedava yazanlarla, gazetecileri kimse karıştırmasın! Her zaman aynı şeyi söylemişimdir, ben bir yazıyı 20 dakikada çıkarırım ama o yazı 22 yıl+20 dakikada çıkmıştır!

4- Sosyal demokrat görünüp, sansür uygulayanlar, eleştirdikleri zihniyetin tam olarak aynasıdır!
 
Gelelim Hakan Dinçtürk için söylediğim; “Zamanında eleştirdim, haberi var mı başladığımdan?” sorusuna ve oradan da En Bursa hikayeme…

Aynı soruyu eski iş arkadaşım Beytullah Süat’ın arayıp; “Tolgay seni aramızda görmek istiyoruz” dediğinde de sordum…

“Beytullahçım, ben yeri geliyor Emin Adanur’u eleştiriyorum ya da yönetim kurulunu veya teknik heyeti. Aynı konuları yaşamak istemem, nasıl olacak?” diye sordum…
Bizim gibi doğru bildiğini yazan insanlar için bu soru her zaman sorulabilecek normal bir sorudur, zannediyorum meslekle ilgili etik ve gurur kısmını babamız es geçmiş olacak ki; soru garip gelmiş…

Bu döneme kadar Bursaspor ile ilgili hep doğruları yazmak için çaba sarf ettim. Bu doğrular, Avrupa’daki doğru sistemleri araştırarak, yetkin futbol adamları ile istişarede bulunarak, hayatın diğer alanlarını futbola entegre ederek çıktı.

Düşmeden 2 yıl önce ‘Bursaspor zihniyet olarak zaten düştü’ diyen de Ali Ay döneminde ‘Ali Akman ile sözleşme imzalanmalı’ diyen de Körüstan döneminde ‘aman borçlanmayın’ diyen de Recep Altepe döneminde ‘kulübü siyasete emanet etmeyin’ diyen de Atatürk Stadı yıkıldığında tepki gösteren de benim. Hepsi google’a yazdığınızda zaten çıkıyor…
Kişilere hizmet etmekten uzak, sadece Bursaspor için yazınca kimsenin de adamı olmuyorsun…

Sonuca gelecek olursak; Beytullah Süat ile konuşmamızda ‘Hiçbir sorun yok Tolgay, özgürsün’ cümlesini aldığım için şu anda En Bursa ailesinin bir parçasıyım…

Hepimiz biliyoruz ki; gazetecilik can çekişiyor, keyfi sansürler, baskı sebebiyle sansürler, egosal sansürler mesleğin maalesef vazgeçilmezi olmuş durumda…

Peki bana mı kaldı mesleğin onurunu kurtarmak?

Valla bana da bir parçası düşmüş sanki!

Ben kendime bir misyon yüklemedim, şartlar beni buraya getirdi, devran dönerken ben yerimde kaldım…

Meslekten ayrıldığımda şu cümleyi kurmuştum: O kadar yamuk bir düzen var ki; ben yamuk kaldım…

Sırasıyla Beytullah Süat’a ve en az onun kadar samimi tavrıyla teklifi yineleyen Emin Adanur’a, yazımız kesik yediğinde verdiği destek sebebiyle Burak Demirci’ye ve kapıdan içeri girdiğim anda beni sıcak bir şekilde karşılayan meslek emekçilerine teşekkür ederim…

Erkan Sava kardeşimin sosyal medyada yazdığı yorumla bitireyim: 10. köyde başarılar Tolgay Ataokay.

Hoş bulduk En Bursa, hoş bulduk 10. Köy…
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları