GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Parçalı Bulutlu
DOLAR 7.83
EURO 9.46
ALTIN 456.48
BİST $18.861

İfşa!

13 Mayıs 2020 Çarşamba, 23:33

Şu aralar pek bir moda; ifşalanmak...

İki kişi arasındaki özel yazışmalar ifşa ediliyor ve bununla herkes eğleniyor.

Bu eğlencenin olmazsa olmazıysa tabii ki linç oluyor.

Bu kez ifşa bir siyasetçiden geldi.

"Dün bize aracı gönderen. İşte şurada kiminle çalışalım, nasıl çalışalım, şunu nasıl yapalım?" diye fikrimizi merak eden. Bir siyasal parti bugün bize koordinat biçemez. İyi Parti'yi kastediyorum..."

Sırrı Süreyya Önder'in bu sözleri bence haftanın en flaş gelişmesiydi.

Evet, hepimiz biliyorduk HDP'nin CHP ile Saadet Partisi'yle ve İyi Parti ile olan ilişkisini.

Herkesin gözünün önünde gelişen ve malumun ilanı olan bu ilişkiler her ne hikmetse CHP tarafından da ve daha çok İyi Parti tarafından reddedildi hep.

Ama biliyorduk ki;

Yerel seçimlerde iş birliği yapıldı.

Yerel seçimlerde partiler adaylarını belirlerken ismi zikredilenler birbirini gözetti.

Sonuç itibariyle Millet İttifakının içinde aslında HDP de vardı.

Ama yokmuş gibi poz kesildi.

Herkesin bildiği sırlardan biriydi bu birliktelik.

Yoksa boşuna mı söylemişti Sezai Temelli....

"Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu bilecek ki seçilmişlerse bu HDP'nin oylarıyladır."

Aslında Sırrı Süreyya Önder de bu süreçte yaşananları ifşa etti.

Aday belirleme sürecinde İyi Parti ve HDP'nin birbirini nasıl gözettiğini anlattı.

Bunun adı iş birliği değilse ne olabilir ki?

Aylar önce bu durumu Yavuz Ağıralioğlu ile konuşmuştum.

Tecrübesine güvendiğim Ağıralioğlu da şikayetçiydi partisinin bu durumundan.

Etrafımda İyi Parti'ye oy verenlerin hemen hemen hepsi gibi.

Bu süreç daha fazla uzarsa önümüzdeki seçimlerde İyi Parti'nin oylarının MHP'ye gideceği aşikar.

Bir oy uğruna Milliyetçiyim diyen bir partinin HDP ile olan iş birliğini ne Meral Akşener ne de parti yöneticileri kimseye anlatamaz.

25 YILDA 25

Haftanın bir diğer ifşası Araştırmacı Hakan Bayrakçı'dan geldi.

Bu aralar unuttuğumuz ama hepimizin bildiği bir ifşaydı bu.

CHP'ye de çok yakın olan Bayrakçı, "sabah yatıyorsun 25 akşam yatıyorsun 25, 25 senede 25..." diyerek ana muhalefet partisini çok net özetledi.

Sözlerin çıkış noktası darbe kelimesinin CHP ile sürekli yan yana gelmesiydi.

Evet, aslında yeni sistem ve ittifaklarla birlikte CHP'nin 25'e çakılı kalması arka planda kaldı sanki biraz.

Yerel seçimlerde daha farklı bir CHP vardı aslında.

Toplumun geniş kesimlerine açılmak istiyorlardı.

Samimi miydiler peki?

Samimi olmadıkları son süreçte iyice anlaşıldı.

Darbe imaları, tehditler derken CHP yine eski CHP'ye döndü.

Solun romantizmi ise yine başka bahara kaldı.

"AR" VE "UTANÇ"

Gazeteci Mine Kırıkkanat her zaman olduğu gibi Türkiye karşıtı bir haberi paylaşmakta geç kalmadı.

İddiaya göre Türkiye'nin gönderdiği maskeler İngiltere'ye uygun değildi. İngilizler reddetme kararı almışlardı. Ama bu durum İngiliz devleti tarafından hemen yalanlandı. Hatta haberi veren CNN International düzeltme metni bile geçti.

Ama bizim çok akıllı Cumhuriyet gazetemiz haberin üzerine atlamıştı bir kere.

Köpürttüler de köpürttüler.

Nevşin Mengü, hiç geç kalır mı? Hemen Erdoğan yönetimine salvolar...

Bunu gören Mine Kırıkkanat da harekete geçti tabi.

Kendi halkını küçümseyen, devletini sevmeyen Kırıkkanat haberle ilgili "eğer ar kaldıysa bu bir utançtır" diye yazdı.

Haber yalanlandı ama o yine de twiti silmedi.

Utanç duygusu yoktu çünkü.

Nefretten dönen gözler için ise devlete ar kalmadı demenin de bir mahsuru yoktu onlara göre.

Ve her zaman olduğu gibi yalan bir haber üzerinden üretilen nefret ve hakaret yine binlerce like ve retweet aldı.

Asıl acı olan da bu değil mi zaten?

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları