GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
7.02°
Açık
DOLAR 15.87
EURO 16.76
ALTIN 942.00
BİST 2.372

Ermenileri kesmedik ama gönderdik!

2 Kasım 2021 Salı , 16:58

Eylül ortasında Bodrum’daydık.

Bodrum’un en güzel yerlerinden biri olan Peksimet koyunda Pitos’ta bir akşam konakladık.

Eşimin (Melike Baysal) mahalle arkadaşlarının işletmesinin hemen yanında bir eski bakanın oturduğunu, tanıştırmak istediklerini söylediler.

Erol Çevikçe adını duyunca, heyecanlandım.

Bir dönem Deniz Baykal’ın akıl hocası olarak bilinen Erol Çevikçe, 1973 yılında Ecevit’in dağlara taşlara adının yazıldığı dönemde ‘Ak günlere’ adlı seçim bildirgesini kaleme alanlardan da biriydi.

Sonraki yıllarda iki ayrı bakanlıkta kısa süre de görev aldı.
 
****
 
Tanıştık, uzun bir söyleşi oldu, not tutmamı istemedi.



Onun yerine oldukça oylumlu (Arapçası hacimli, hangisi daha güzel?)  “Daha İyimserim” kitabını armağan etti.

Tatildeyken okuyup bitirdim, gündem yoğunluğu nedeniyle ancak kaleme alabildim.

 
****
 
Anılar ve görüşlerini içeren bir yapıt oldu “Daha İyimserim” kitabı…

Öncelikle şunu belirteyim 1937 doğumlu Erol Çevikçe’yi oldukça diri gördüm. Bodrum’un en güzel koylarından birinde, denize sıfır, harika bir evde oturuyor.

Uzun yıllar önce o bölge henüz bakirken alınan evin mimari projesini de ünlü şair İlhan Berk’in oğlu yapmış!


 
****
 
Çevikçe yapıtında çocukluğunun geçtiği 13-14 bin nüfuslu Amasya’dan söz ediyor öncelikli olarak:

Sokaklarında fötr şapka giyen insanların dolaştığı, cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine sıkı sıkıya bağlı, bir aydın Anadolu kenti. Bir yanıyla da Osmanlı şehzadelerinin eğitildiği ama lisesi bile olmayan bir küçük kenttir Amasya…”

Bu izlenimi aktardıktan sonra Amasya halkının o günkü demografik yapıya atıfta bulunuyor:

1952’lerde Amasya nüfusunun yüzde beşi yakını Ermeni asıllı yurttaşlarımızdan oluşmaktadır (Hani bütün Ermenileri soykırıma uğratmıştık? Yüksel Baysal). Amasya’nın ve o bölgenin un fabrikaları başta olmak üzere üzüm bağcılığı, şarapçılık ve tüm küçük sanatkarlık işleri Ermenilerce yürütülmektedir. Çevikçe Medresesi’nin de bulunduğu mahalledeki komşuları (mız) da dost Ermenilerdir. Ermeniler arasında önderliği olan ve kentin zenginlerinden sayılan kapı bir komşu(muz)ları ailenin babası bir cinayete kurban gider. Olayı izleyen aylarda kalan Ermenilerin hemen tamamı Amasya’yı terk eder.”
 
****
 
Hep söyler dururum, milliyetçilik toplumların çocukluk aşkıdır diye...

Süreç içinde olgunlaşmaz ve hala o ilk benlikle bu aşka dadanılırsa, bu aşk hastalığa dönüşür.

Erol Çevikçe’nin söylediklerinden iki sonuç çıkıyor.

Bir, biz iddia edildiği gibi Ermenileri kesmemişiz, soykırıma uğratmamışız…

Öyle olsa 1950’lerde Amasya nüfusunun yüzde 5’i Ermeni olur muydu?

Ama madalyonun öteki yüzünde ise işlenen planlı bir cinayet sonucunda üretime katkı veren, bağcılığı, şarapçılığı, ev yapmayı öğreten Ermenileri kaçırdığımız görülüyor.

Türkiye’nin her yerinde böyle oldu ne yazık ki…

Zenginliğimiz gitti.
 
****
 
O ilkel milliyetçilik aşkı bu toprağın yetiştirdiği en güzel sosyalistlerden Hrant Dink’i de öldürmedi mi?

Gençlik yıllarında Amasya’da aile dostu Ohannes’in Yağlıyan Un Fabrikası’nda çalışan Erol Çevikçe Hrant Dink’in öldürülmesine de kitabında yer veriyor:

Hrant Dink’i duyar duymaz hemen aklıma Nişan (Ohannes’in oğlu) geldi. Olayı benden duydu. Sanki suçlu bendim duygusuna kapıldım.

O her zamanki gibi ağırbaşlılığıyla ‘Agos’u sabah aldım, çantamda, Hrant’ın son yazısını henüz okumadım’ derken benden daha soğukkanlı ve yürekliydi.

Ermeniler ile yüzyıllardır var olan akıl ve gönül bağımızın üstüne 1. Dünya Savaşının kara bulutlarının çöktüğü bir gerçek. Ne var ki, o bulutlar bir imparatorluğu da sildi, götürdü. Mustafa Kemal’in Anadolu İhtilali ile bugünlere gelen cumhuriyet kuşakları, o gönül bağlarını yeniden kurmayı becerecek akıl ve iradeye artık sahiptir diye düşünüyorum.”
(Sayaf-17).

Ben de çok iyi niyetlisiniz Sayın Çevikçe diyorum!

Ne yazık ki öyle olmadı.

Cumhuriyetin akılcı kuşakları bile ilkel milliyetçiliğin kayığına bindi, ülkeyi homojenleştirme yarışına girdi.

Halen o tünelden çıkılmadı.
 
DP İKTİDARI BİR KARŞI DEVRİM DEĞİL MİYDİ?
 
Erol Çevikçe oldukça farklı bir CHP’li siyasetçi…

Anılarını ve görüşlerini kaleme aldığı kitaptan bir başka yazıda daha söz edeceğim ama bu yazıyı Demokrat Parti ile ilgili değerlendirmesiyle sonlandırmak istiyorum:

DP 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimi kazandı. Bu sonuç yüzde 90’ı kırsal kesimde yaşayan yurttaşın kendini mecliste hissedebildiği, kasketlilerin, şalvarlıların iktidara geldiği, fötr şapkalıların yenildiği bir seçim diye nitelendi. Sosyolojik anlamda bu, Anadolu için büyük bir devrimdi. Aynı zamanda 1950 seçimi gerçek anlamda toplumun ilk demokratik hareketiydi. Toplum kendi kişiliğine, kimliğine, yurttaşlık duygusuna bürünerek ve bunların sonucu olan ülkeyi yönetme hakkını kullanma bilinciyle sandık başına gitmişti.”
(Sayfa-29).

Hani DP’ninki bir karşı devrimdi?

Sığ bakmayanlar, toplumsal yapıyı anlamak isteyenler DP’nin iktidara gelmesini doğru yorumlayabiliyorlar.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bal-Göç’ün Bursa’daki krizi Bulgaristan’a taşındı!

850 yıl sonra Anadolu’yu vatan yapan adam!

DEVA Partisi Bursa’da ne iyi yapıyor, neyi yapamadı?

CHP’de dipten gelen dalga!

Esnaf ağası Arif Tak’ın devri sona erdi, Fahrettin Bilgit devrimi!

CHP Nilüfer'de başkaldırı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan güzel işlere imza atıyor!

‘Bursa anayasasını 248 kez deldiler!’

Bursa’da 15 bin kayıt dışı esnaf var; önemli bir kısmı mülteci!

CHP’de parti içi demokrasi çağrısı!

Yıldırım’da hastane alanı lojistik merkeze dönüştürüldü!

Sessiz istilaya karşı sessiz çığlık!

Deniz Gezmiş ve arkadaşları hangi düşünceleri savunuyorlardı?

Kemal Demirel’in bıraktığı miras!

Bursa Batı Trakya dernek yönetimine el çektirildi!

Hizb-ut Tahrir yüzünü gösterdi!

Marmara denizi foseptik çukuru olacak!

İbrahim Burkay Bursa’ya ne öneriyor?

Bursa’dan Harvard’a, oradan DEVA Partisi’ne…

Yunuseli Havaalanı’nı şimdilik kurtardık!

Millet İttifakı için Macaristan ve Malezya dersleri!

Ankara’da veteriner hekimler zirvesi!

Turgay Erdem’in üç yılını nasıl değerlendirdim?

Arif Tak’ın saltanatı sarsılıyor!

Bozkırın çocukları Anadolu’nun çorak toprağına can verdiler!

Bursa Tabip Odası’nda Çağdaş Hekim grubu açık farkla kazandı!

BUPAR’ın araştırmasına göre Bursa’da milletvekili dağılımı!

Merkez Sağ İYİ Parti çatısına koştu!

Ali Babacan Bursa’dan Türkiye’ye mesaj verdi!

Emekliler de sahaya iniyor!

Bursa Teknik Üniversitesi’nde iş cinayeti!

Tabip Odası seçimlerinde Cumhur İttifakı gölgesi listeyi dağıttı!

Altılı masaya öneriler ve eleştiriler!

Alinur Aktaş’ın gözlerinin ışıltısı!

Ali Babacan Bursa’da ne açıklayacak?

Melih Gökçek’in hedef aldığı Bursalı bürokrat ve şeker!

Meral Akşener’in kararı doğru mu?

Bir itirafçının gözünden Süleymancılık!

Bursa Tabip Odası’nda iki listenin çarpışacağı seçim!

BESOB’a üçüncü aday Özkan İlhan!

Hayri Türkyılmaz: ‘20 yılı tamamlayacağım!’

İznik’in tepesine siper kazan kahraman!

Batı Trakya Türkleri Hakan Çavuşoğlu’na geçit vermedi!

Artvin Vakfı’nda gerilimli seçimin galibi Dr. Adnan Demirci oldu

HDP kapatılacak, küçük partiler barajda boğulacak!

‘DAĞ-DER’i siyasetin oyuncağı olmaktan çıkaracağız!’

Bugün seçim olsa sonuç ne olur?

Meclis'te 'Hıyarağası' tartışması!

Tek adam rejimi yıkılacak mı?

Karamsarlığın panzehiri, iyileştirici, birleştirici güç tiyatro!

Çiller, Doğru Yol Partisi ile geliyor!

Uludağ’a kıymayın efendiler!

Ben her yerde sizin fotoğrafınızı görmek zorunda mıyım?

Küçük partiler barajda boğulmak isteniyor!

Bal-Göç kongre yapamadı, ilk adımı kim atmalı?

Mudanya Üniversitesi hakkında gerçekler!

Köpeğe ilaç yazmayan doktora soruşturma açıldı!

Zeytine şapka çıkartmak lazım!

Skandal inşaat tıraşlanacak!

Bursa’nın büyük ayıbı, kadının adı yok!

'Vesayetin her türüne karşıyız!'

GESİAD'ın anlamlı gecesi

Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin anlamlı gecesi!

Bursa’nın siyasal öyküsü duvarlara kazındı!

Ali Babacan, Demokrasi ve Uzlaşma Grubu’nun konuğu oldu!

Mustafakemalpaşa’da merayı devletten koruma mücadelesi!

Bilim olmadan asla!

Buna skandal denmez de ne denir Allah aşkına?