GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
20.58°
Hafif Yağmur
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST 0

Hangisi daha zor: İşlevsizlik mi sömürü mü?

19 Ekim 2021 Salı , 13:19

“21. Yüzyıl için  21 Ders” kitabının yazarı Harari’nin bir sözü var.

“İşlevsizliğe karşı mücadele, sömürüye karşı mücadeleden daha zor” diyor.

Ne dediği?

Ne demek istediği ortada…

Bu cümle günlük yaşamın çileleriyle uğraşanların çok uzağında şeyler ifade ediyor.

Bir ara dünyanın yenilmez satranç ustası Kasparov’la bilgisayar karşı karşıya gelmişti.

İlk oyunu insan kazanmıştı.

Ama sonrasında berabere kalmışlardı.

Bir başka denemede insanla mücadele eden bilgisayar başka bir bilgisayar ile mücadele etti.

Biri saniyede 70 milyon hamleyi hesaplıyordu.

Diğeri 80 bin.

Kazanan 80 bin hamleyi yapandı.

Bu karşılaşmadan çıkan sonuç 80 bin hamle yapanın bir süre sonra muhakeme, yani öğrenme yetisine de sahip olabileceğini ortaya koyuyordu.

Yapay zekânın gelebileceği noktayı tarif eden bu çalışmalar, okulları kendi arka bahçelerine dönüştürmek isteyenlerin çok umurunda mıdır acaba?

Bilimden uzak, sıradanlığa hapsedilmiş okullarıyla Türkiye, veri tabanlı teknolojinin neresinde olacak?

Gelişmiş ülkelerde bu konular tartışılırken iktidardan beslenenlerin Türkiye’deki enflasyona paralel gelen zamlara dönük eleştirileri bastırabilmek için “Sabah kahvaltısında mazot mu içiyoruz” diyebiliyorlar.

Kendi sofrasındaki bolluğu kaybetmemek için fakir insanların sofrasından eksilenleri görmezden gelenlerle yol yürüyen iktidarlar zaten gelecekle ancak kendi gelecekleri kadar ilgilidirler.

Bütün hamlelerini an ve sonrası için yaparlar.

Özgür üniversite…

Özgür bilim…

Bu kelimeler onlar için korkutucudur.

Korkularından arınamayan Türkiye’nin insanoğlunu devre dışı bırakan yapan zekâya karşı kendi insanını koruyacak mekanizmalar geliştirmesi mümkün olabilir mi?

Yapay zekâ serüveni böyle devam ederse ki edeceği açıkça gözüküyor, doktor, avukat, mühendislik, terzi, berber, marangozluk ve daha birçok iş kolunda nasıl bir dünya söz konusu olacak?

Her geçen günle biraz daha işlevsiz kalacak insan, bu durumla nasıl baş edecek?

Ak Parti’nin 20 yıllık kesintisiz iktidarında Türkiye’nin konuştuğu konular; enflasyon, işsizlik, faiz, döviz, yoksulluk, yolsuzluk, özgürlük, demokrasi, duble yollar, havaalanları, yüksek hızlı tren, şehir hastaneleri…

Daha başka konular da eklenebilir bu listeye…

Oysa dünya karanlık fabrika(Endüstri 4.0), yapay zeka, uzay gibi konulara yoğunlaşırken, Amerika gibi dünyaya yön veren ülkelerde meslek liselerinin geleceği üzerine çalışmalar öne çıkıyor.

Türkiye ise dünyanın konuştuğu ve peşinden koştuğu “gelecek” sözcüğüyle şekillenen yeni dünyanın çok uzağında gençlerinin mühendislik temelli meslek okullarına gitmemesi için uğraş veriyor.

Nitelikli meslek liselerinin sayısını artırmak yerine uhrevi dünyamızı zenginleştirmek için imam hatipleri öne çıkarmanın derdi içindeyiz.

Ülkeler, kendilerini yönetenlerin ömürleriyle var olsalardı, buna kimsenin itirazı olmazdı ama insanlar gelip geçerken, ülkeler dünya üzerindeki varlığını korumaya devam ediyor.

Yeter ki…

Bilimden uzakta kalmasınlar.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Hoca soruyor: 'Neden altı hafta?'

Kimse güvenmediği evin kapısını çalmaz

Japon Yen’i ile döviz şokunu kılıflamak…

'Hocam, neler oluyor ülkemizde?'

Feride de isterdi!

Bu nasıl bir gariplik böyle…

Üniversitelerin ekonomi hocaları neden sessiz?

Çok güzel bir haber…

Aşırı motivasyon da tehlikelidir

Ah Mehmet Hocam ah!

Kimse annesiz kalmasın…

En masum kalanı okullar…

Kentin sesi onlara gelir…

Uludağ ölürse Bursa ölür…

Neden sahip çıkıyoruz?

Susurluk Çayı Gemlik’i tehdit ediyor

Eşik atlama maçı…

Orhangazi’de devir isyanı!

Necatibey’e son darbe!..

Bir sergiden çok daha fazlası…

Gazetecilikle ilgili iki not…

'…Zor olan inip onu yönetmektir'

98 yıl önceden bugüne…

Eski Tekel arazisi ne oldu?

'Çözün bu sorunu kardeşim'

Şehirlerarası yolculuk gibi…

'Bu kalp, bu yürek yoruldu'

Birileri hayatını kaybetmeden yapabilirler mi?

Üç okul aynı binadaysa “kabahatin büyüğü senin kardeşim”

Hayal etmeseydiler olur muydu?

Baraj bitmedi, okul nerede?

Bu bina nerede olabilir?

Yılkı atlarıyla ünlenen köyden yükselen feryat...

Tabiat’tan Kuntz’a spor…

O filmin müthiş bir sloganı vardı

Ege kendi rengine bürünmüş…

O kareler bizi şaşırtabilecek mi?

Bir iyi, bir kötü…

OSB’ler diken üstünde!..

İş insanından yazar olur mu?

Senin olanı senden alıyorlar…

'Zamlar' para etmiyor!

Fabrika sahipleri billboarda çıktı

Millet’ten Cumhur’a çalım…

Her eski nitelikli mi sayılmalı?

Bu suçun tek cezası hapis mi olmalı?

Daha mı iyi oldu daha mı kötü?

Bu öğrencilerin rektörleri nerede?

'O ceketleri asıp gideriz'

Hayvana çıkan başıboşluk meselesi!

Kendi başını da yakacak…

Kaybedilmiş bir maçtan sonra çağırılır mıydı?

Son dakika adayı mı?

Balat’ta nostaljik konser!

Zaman, sizinle doğar, sizinle yaşlanır

Adını şimdi herkes duyar…Spor sahasına baz!

Şener Şen gibi ortada kalmışlardı!

Para-siyaset= Milli ruhu bozar

Siyahın bedeli 50 Euro’dan başlıyor…

O tren düdüğünü çalabilecek mi?

Hastanede çıldırtan anlar!

Adını verdiği gölün kenarında heba edilişine tanıklık ediyor

Can alıcı bir söz…

Şafağın sökmesini bekleyen güneş gibi…

Yerlerini emojiler aldı

Şentürk’ün milli takıma taşıdığı çocuklar!

'Susuyorsun; iki çift laf et diyorlar'

Siz duymamış olabilirsiniz diyenlere bu kapı açık