GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
11.02°
Hafif Yağmur
DOLAR 9.62
EURO 11.24
ALTIN 554.27
BİST 1.48

Tabiat’tan Kuntz’a spor…

12 Ekim 2021 Salı , 11:29

Kuntz’un Letonya maçı sonrasındaki gözyaşları eminim ki hepimizin yüreğinde asılıp kalmıştır.

Biz duygusal insanlarız.

Gözyaşına, zulme dayanamayız.

Gördüklerimizi istisnasız ama çoğu kez duygularımızla yorumlarız.

Başımıza ne geliyorsa bunun sorumlusu aklımız değil, duygularımız zaten.

“Huylu, huyundan vazgeçmez” derler.

Bunu boşuna söylememiş eskiler.

A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası yolculuğu Şenol Güneş’in gidişine neden olan sonuçlar nedeniyle epeyce çıkmazdaydı.

Hala umut var.

Çok çok az da olsa var.

Ama Letonya maçı sonrası “Biz bitti demeden bitmez” türü manşetler, gerçeklerle yüzleşirken yine duygularımızı öne çıkardığımızı gösteriyor bize.

Kendimize ayna tutmak istersek, gazete başlıklarına bakmamız yeterli.

Türkiye’deki spora bakış açısı kazan da nasıl kazanırsan kazan olduğu sürece kalıcı başarılara imza atmamız zor.

Bunun tipik bir örneğini hafta sonu Kestel’in Kazancı mahallesinde kurulu Tabiat Binicilik Tesisleri’nde gerçekleşen engel atlama yarışlarında gördük.

Daha çok 7 ile 17 yaş aralığındaki Türkiye’nin gelecek vaat eden binicilerinin mücadelesine sahne olan Tabiat’taki yarışlarda hem antrenörler hem de binicilerin ailelerinin hırsına tanık olunca Türkiye’deki sporun neden çok üstlere çıkmadığını çok daha iyi anlıyorsunuz.

Yaşları çok küçük olan çocukların bindikleri atlarla engelleri sanki uçarcasına geçişleri, sahada önemli olanın doğru ve güvenli biniş değil de sadece kazanmak olduğunu açıkça gösteriyordu.

Oysa alt gruplarda kazanma odaklı değil, tam tersine doğru ve güvenli biniş üzerine bir spor anlayışıyla çocukların yetiştirilmesi gerekmez mi?

Her yarışmanın mutlaka bir birincisi var ama daha sayısız nice yarış koşacak bu çocuklara kazanma baskısıyla spor yaptırmak ne kadar yarar sağlar.

Burada hatayı sadece antrenör ve ailelerde aramamak gerekiyor.

Binicilik Federasyonu’na da dönüp bakmak gerekiyor.

Ondan fazla yarışın koşulduğu hafta sonunda sadece bir yarış, Türk sporunun geleceği olan bu çocuklar için doğru nitelik taşıyordu.

70 cm yarışında optimum zaman vardı.

Yani, belirlenen zamana en yakın zaman ve hatayla bitirince birinci olunuyordu.

Optimum zaman 70 saniyeydi.

Bir önceki yarışta engelleri uçarcasına geçen birçok binici bu kez atlarını daha kontrollü sürmek zorunda kaldılar.

Bu da daha güvenli ve daha doğru işlerin ortaya çıkmasını sağladı.

Kalıcı başarılar için alt yaş gruplarındaki çocukların katıldığı yarışmaların kazanma odaklı değil, doğru olanı öne çıkaran nitelikte olması gerekir.

Genç takım seviyesinde futbol oynadığımız 80’li yıllarda birçok takım başarı adına yan yollara sapardı.

Yaşı büyük oyuncuların yaşları küçültülür, başka takımlarda oynayan oyuncular başkalarının lisansıyla sahaya sürülürdü.

Daha neler neler…

Türk futbolunun geldiği nokta ortada işte.

Gurbetçi futbolcular üzerinden yürüyen bir milli takımımız var.

85 milyona dayanmış bir nüfustan çıkarabildiğimiz milli takım bu.

Kuntz ağlar tabii…

Ne yapsın adam?

Kendi ülkesinin ümit milli takımını yıllarca çalıştırmış, A Milli Takım Hocası Löw’le yollar ayrılmış ama onu kimse düşünmemiş.

Biz keşfedip kendi takımımızın başına getirmişiz.

Kendi kariyeri için çok değerli bir imkânın daha ikinci maçta yitip gitmesine saniyeler kala zoraki kazanılan bir galibiyetten sonra ağlamayıp da ne yapsın…
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Şehirlerarası yolculuk gibi…

'Bu kalp, bu yürek yoruldu'

Birileri hayatını kaybetmeden yapabilirler mi?

Üç okul aynı binadaysa “kabahatin büyüğü senin kardeşim”

Hangisi daha zor: İşlevsizlik mi sömürü mü?

Hayal etmeseydiler olur muydu?

Baraj bitmedi, okul nerede?

Bu bina nerede olabilir?

Yılkı atlarıyla ünlenen köyden yükselen feryat...

O filmin müthiş bir sloganı vardı

Ege kendi rengine bürünmüş…

O kareler bizi şaşırtabilecek mi?

Bir iyi, bir kötü…

OSB’ler diken üstünde!..

İş insanından yazar olur mu?

Senin olanı senden alıyorlar…

'Zamlar' para etmiyor!

Fabrika sahipleri billboarda çıktı

Millet’ten Cumhur’a çalım…

Her eski nitelikli mi sayılmalı?

Bu suçun tek cezası hapis mi olmalı?

Daha mı iyi oldu daha mı kötü?

Bu öğrencilerin rektörleri nerede?

'O ceketleri asıp gideriz'

Hayvana çıkan başıboşluk meselesi!

Kendi başını da yakacak…

Kaybedilmiş bir maçtan sonra çağırılır mıydı?

Son dakika adayı mı?

Balat’ta nostaljik konser!

Zaman, sizinle doğar, sizinle yaşlanır

Adını şimdi herkes duyar…Spor sahasına baz!

Şener Şen gibi ortada kalmışlardı!

Para-siyaset= Milli ruhu bozar

Siyahın bedeli 50 Euro’dan başlıyor…

O tren düdüğünü çalabilecek mi?

Hastanede çıldırtan anlar!

Adını verdiği gölün kenarında heba edilişine tanıklık ediyor

Can alıcı bir söz…

Şafağın sökmesini bekleyen güneş gibi…

Yerlerini emojiler aldı

Şentürk’ün milli takıma taşıdığı çocuklar!

'Susuyorsun; iki çift laf et diyorlar'

Siz duymamış olabilirsiniz diyenlere bu kapı açık

Bedeninize dokunuyor…

En uzun pazardan yükselen sesler…

'Mezbelelik bir yer…'

O acı unutulur mu?

Başkan Nuh diyor peygamber demiyor

Kendi sözünü unutan, kendi projesini yıkan başkanlar

Hasretle göçüp gidiyor!

Bozkurt’ta 600’e yakın kayıp iddiası!..

Savaşlar, ölümler, göçler…

Hallerdeki laboratuvarlar ne iş yapar?

Kurtlu elmanın sırrı!

Bir Bakan uyardı, bir Bakan gitti…

'Zabıtalar hırsız kovalar gibi çiftçi kovalıyor'

Sinek dahi geçmemeli…

Orman sadece gözümüzün güzelliği mi?

Çaresizliğin ortasında kavruluyoruz!

Bursaspor nefes aldı ya Türkiye…

Aynı gemideler; biri antika diyor, diğeri uçar...

Yoksulluk ve işsizlikten de beter!

Hoca’yı fena kızdırmışlar!

Aşı mı, Covit mi kısırlık yapıyor?

Selçuk’un 6 Eylül hedefi için teşvik şart!

Seçim kaybettiren ilçede 108 yeni üye…

Günahkârlar, gözden uzak olunca görünmez mi sanıyorsunuz?

'Yeşil Vatan' iyi de mesaj olmamış