DOLAR

18,8001$% -0.02

EURO

20,5401% -0.06

STERLİN

23,0403£% -0.04

GRAM ALTIN

1.183,11%0,21

ÇEYREK ALTIN

1.945,00%-0,05

BİTCOİN

449248฿%0.61984

İmsak Vakti a 06:41
Bursa KAPALI
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Faruk Çelik’ten, “One Minute!”

Yayın: 03.12.2022 16:35 - Güncelleme: 07.12.2022 07:13

Tam tarihini hatırlamıyorum; fotoğraftaki kendime bakınca üzerinden en az yirmi yılın geçtiği kanaatindeyim.

Yani, henüz; Ak Partili olmadığından, hiç oy vermediğinden ve asla vermeyecek olmasından övünç duymasına rağmen Ak Partili belediyelerin etinden, sütünden, yününden en çok faydalananların bu kader aleni olmadığı zamanlardı.

Tamam, herkesin nasibi olacaktı, olmalıydı bu kapıda fakat şart, tekkeye düzgün odun çekerek çiğken pişmek, yanmaktı. Galiba, tekkeye şeyh gelen son dervişin aklı, “Bir kadir gecesi sabah namazından sonra”sında kalmış olacak ki; kurbanla katilin yüzlerini unutup, yüzsüzlükte buldu kendini. Gel gör ki; başını ak taşlara da vursan, o kiri, kibri, o yüzsüzlük bile kapatamaz be Ali’m.   

Neyse, biz konudan kopmayalım.

Birlikte, Ak Parti’nin seçim sandıklarını, bir türbedarın ermiş bekleme titizliğiyle beklediğimiz, fakat yakın zaman önce ve çok genç yaşta kaybettiğimiz Zeki Aydın ile Yıldırım’da, Bayezid Türbesi ve Yıldırım Külliyesi’nin mermerlerine oturmuş; “Kanlarına girilmiş kabahatli kimseleri” çekiştiriyorduk.

Bir ara elinde poşetlerle epey aşağıdan yukarıya doğru gelen tanıdık bir sima çarptı gözümüze. O kişi, daha Ak Parti yokken, Fazilet Partisi Yıldırım İlçe Teşkilatı’nın, duvarına, “Hak davanın haklı adamları” yazıp altına fotoğrafını astığım üç-beş kişiden birisi olan Faruk Çelik‘ten başkası değildi.

Cennet mekan Zeki ağabey, “Gelen Faruk abi” deyince can havliyle kalkıp ona doğru yürüdük. Selamlaşma, kucaklaşma faslından sonra Zeki ağabey, “Kanlarına girilmiş kabahatli kimseler” konusunu açınca, Faruk ağabey, “Bu iş böyle ayaküstü olmaz” deyip, bir gün sonranın akşamında Ak Parti Yıldırım’ın bütün mahalle başkanlarına haber salıp Maksem’deki DSİ tesislerinde toplanmamızı istedi. Bir heyecanla ilçeye koştuk, hazırlıklarımızı yaptık ve gereken saatte büyük buluşma gerçekleşti.

Geçmişten miras ve henüz tamamıyla tahliye edilmemiş, ermiş bekler gibi davasını bekleyenler olarak yüzleştik, hasret giderdik. Faruk ağabeyin, o akşamki zaman zaman şefkat kokan ve zaman zaman da ayar çeken konuşmasıyla herkes vicdanının muhasebesini yapmak üzere dağıldı…

O günden/günlerden sonra ben, iddiadan uzak bir tavırla okuyup, yazmamanın yolunu aşındırırken Faruk ağabey ise bir faninin görebileceği en yüce makamlarla onurlandı/onurlandırdı…

Dün, İTÜ Evi‘ndeki basın buluşmasında kendisini dinlerken yirmi yıl öncesinin silinmeyen hatıraları canlandı gözlerimin önünde. Aynı inanmış Faruk Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadık yol arkadaşı olarak ve 2023’de yine Erdoğan’ın kazanması gerektiğini/gerekliğini önceleyerek bir yakın tarih panoraması sundu bize. Tıpkı yirmi yıl öncesinde olduğu gibi; fakat tek fark biraz kederli konuştu bu sefer.

Nitekim, kederlenmesinde de yerden göğe kadar haklıydı. Tartışması uzun zaman önce kapanmış, üstelik fındık kabuğunu bile doldurmayacak kadar önemsiz ve dahi yüzde yüz haklı olduğu bir konuda haksızmış muamelesi çekilerek tartışılması elbette ki; kederlendirir insanı. Üstelik, Bilge Kral Aliya’nın, “Düşmanlarımız burada! Dostlarımız nerede?” demesi gibi, namert düşmanlıklar karşısında dostları, dost olmaları gerekenlerin ölü taklidi yapmaları daha da çok üzer insanı. 

Kederlenmesine sebep iftiralara tek tek cevap verdi Faruk Çelik. “Beni eleştirin ama iftira atmayın” dedi. Bugüne kadar kendisini eleştirenleri dava etmeyi bırak; arayıp, tek bir söz bile söylemediğini söyledi ki; söylerken vaktiyle kendisini en çok eleştirenin yazarınız olduğunu hatırlatıp, arayıp aramadığını sordu. El hak hiç aramadı. Hatta itiraf etmeliyim ki; bazen kantarın topuzunu kaçırmama, acımasızca eleştirmeme rağmen ve üstelik bakan olduğu halde hiç aramadı.

Bakan olduğunu özellikle belirtiyorum, çünkü, 60 metrekarelik ahşap ve ruhsatlı bir kulübeyi “lebiderya” diye iftira atanlar ve buna çanak tutanlar o günlerde yalakalık yapmak için birbirlerini eziyorlardı…  Galiba, Mehmet Akif‘in, “Acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne…” diyerek tarif ettiği acınası soydan geliyor bunlar.

Siyasetçinin hesaba çekilmekten çekinmemesi gerektiğini belirten Faruk Çelik, kendisini eleştirenlere karşı yine aynı sükut tavrının devam edeceğini söylerken, iftira atanların ise, karşılarında, “Konuşan Faruk Çelik” göreceklerinin altını çizip, “Pabuç bırakmak yok” diyerek kararlılığını ortaya koydu.

“En çok eleştiren adam” payesiyle diyeceğim şu:

 Kökü, kerameti 60 metrekare ahşap ve yasal bir kulübe için “kaçak villa” yalanıyla yaygara koparanların yalanları yüzlerine vurulunca en azından bir özür dileme erdemini gösterirler diye düşünüyorum. Hadi, onlar “besleme”, özür dilemenin erdemin bilecek akıl, taşıyacak yürekleri yok diyelim. Peki, besleyenlerin yüzleri kızarmış mıdır? Yoksa, yüzü kızarmamak kadar yüz kızartıcı bir yüzsüzlüğe mi vuruyorlar işi?

Faruk Çelik, yerel seçimlerden 15 gün önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın kendisini arayıp, “Bursa’da iki puan gerideyiz, sen hala evde mi oturuyorsun?” dediğini hatırlatarak, seçime kadar herkesin ayağına gittiğini, kapı kapı dolaştığını söyledi.

Doğrusu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, dediğini bilmiyorduk ama en kritik son virajda Bursa’da bir Faruk Çelik fırtınası estiğine şahidiz. Ne var ki; seçimin direkten dönmesine rağmen kabile reisi kılıklı kasaba siyasetçilerinin kibirli ve mirasyedi halleri ve onca emeğe karşı vefasızlık uykusuna yatmaları, içtikleri çiğ sütün derecesini göstermesi bakımından ibretlik bir örnek olsa gerek.

SON SÖZ:

Geçenlerde, Faruk Çelik; hemen, şimdi! başlıklı yazımda da altını kalınca çizdiğimden mütevellit, sözü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir çağrı yaparak bitirmek istiyorum. Reis! Bursa’da iki puan gerideyken sonucu değiştireceğine haklı olarak inandığın Faruk Çelik‘i arayıp, “Sen hala evde mi otuyorsun?” diyorsun, fakat Türkiye, tarihinin en önemli seçimine hazırlanırken ve üstelik ikiden daha fazla puan gerideyken Faruk Çelik‘i evde oturtuyorsun. Oysa, “Kürt ve Alevi açılımı” gibi  Ak Parti’nin tıkandığı daha çetrefilli meselelerde kazanım elde etmek için istisnasız Faruk Çelik’e ihtiyacınız var. Hem de hiç olmadığı kadar çok ve hem de hemen, şimdi ihtiyaç var… Bitirirken bir çağrım da İl Başkanı Davut Gürkan‘a olacak. Her şeye rağmen samimiyetinden ve çabasından kuşku duymadığım Başkan Gürkan, Ak Parti’ye “kaybettiren” il başkanı olarak tarihe geçmek istemiyorsa, kazandıracak isimleri kazanma noktasında daha fazla çaba göstermeli, inisiyatif almalı. Zira gelen seçim, komşu düğünü değil.  

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Teknoloji zirvesi’ iş dünyasında büyük ilgi gördü

Abone Ol

HIZLI YORUM YAP