DOLAR

18,6336$% -0.01

EURO

19,5094% 0.51

STERLİN

22,5518£% -0.05

GRAM ALTIN

1.054,91%0,32

ÇEYREK ALTIN

1.705,00%0,12

BİTCOİN

302017฿%-1.76369

İkindi Vakti a 15:24
Bursa KAPALI
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
İsmail Taştan

İsmail Taştan

24 Kasım 2022 Perşembe

Gıda vahşi kapitalizme terk edilemez!

Gıda vahşi kapitalizme terk edilemez!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enflasyon vatandaşı olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Türkiye’de başka bir şey daha oluyor. 

Serbest piyasayı tamamen kuralsız bir piyasa olarak anlayan özellikle gıda piyasasında korkunç işler oluyor. 

Türkiye’de fiyatları arttıran 3 temel kalem var. 

Bunlardan biri petrol. 

Petrolün şu an fiyat artışlarına sebep olacak artışı olmadığı gibi büyüttüğü için maliyetin azalmasına da sebep oluyor aslında. 

İkincisi döviz…

Dövizde de öyle belirgin bir yükseliş yok…

Neredeyse aylardır stabil durumda. Maliyet artıracak bir seviyede artış olmuyor. 

Geriye bir de ihracat kalıyor ki, gıda güvenliği diye bir şey var. 

Yani kendi ülkenin ihtiyacı varken gıda maddelerinin ihracata gitmesi kabul edilemez. 

Zaten devlette zaman zaman belli ürünlere ihracat yasağı getiriyor bu nedenle. 

O halde fiyatlar neden artıyor? 

Ve neye göre artıyor? 

Serbest piyasa diyerek bu sıradanlaştırılamaz. 

Serbest piyasanın da kuralları var ve bunların da devlet kontrolünde sıkı bir şekilde uygulanması gerekiyor. 

Bunlardan biri rekabetin tam olarak sağlanması olmalı. 

Yani isteyen ürünün fiyatını düşürmeli ve baskı altına alınmamalı. 

Ucuz satmak isteyen korunmalı. 

Devlet, Tarım marketler projesini yürütüyor. 

Bu marketlerin piyasayı dengelemesi lazım. 

Burada fiyatlarının 3 harfli marketlerle eşdeğer olması yani bir tanzim mantığı taşımaması, bu alanda boşa enerji harcanması anlamına gelir. 

Marketlerde inanılmaz farklı rakamlar oluşuyor ve son dönemde sosyal medyada özellikle ciddi tepki çekiyor. 

Aynı ürün sıradan bir mahalle bakkalında örneğin 10 lirayken zincir marketlerde 20-30 liraya satılabiliyor. 

Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere çeşitli kurumlar çeşitli önlemler almaya devam ediyor lakin bu yöntemle sonuç almanın çok da mümkün olmadığı da görünüyor. 

Devlet milyonluk cezalar yazıyor ertesi gün o cezaları da zam olarak vatandaşın cebine rücu ediyor marketler ya da gıda satış merkezleri.

Maliyet ekonomisine geçmek bir süre gıda sektörünü ve temel ihtiyaç malzemelerinde kontrollü piyasa şartlarını uygulamak bir çözüm olabilir. 

Aksi durumda insanlar evlerinde ekmek bile yiyemez hale geliyor ki bu sürdürülebilir bir durum değil. 

Bugün Bursa’da 200 gram ekmeğin 5 lira olduğu göz önüne alındığında vatandaşın hızla daha büyük sıkıntılar yaşadığını ifade edebiliriz. 

Piyasada oluşan şartlar okul kantinlerine de sirayet ediyor mesela. 

Bir tost bir simit ya da bir bisküvi alamayacak duruma geliyor çocuklar ve kantin masrafı bile büyük yük olmaya başlıyor ailelere.

Son dönemde yaşanan zam furyasının bir nedeni de yılbaşında asgari ücrete yapılacak zammı firmaların  peşin satın almaya kalkmasından kaynaklanıyor. 

Bu gidişle insanlar temel ihtiyaç maddelerini bile alamayacak hale gelecek gibi görünüyor. 

O zaman asgari ücretini de yükseltirseniz yükseltin çözüm oluşmayacak. 

Piyasa kontrol altına alınarak insanlara refah sağlanması ve ona göre bir maaş belirlenmesi gerekiyor. 

Siyasetin ve devlet kurumlarının ciddi şekilde bu konuya odaklanmasında büyük yarar var. 

Malum temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan geniş kalabalıkların olduğu bir ülkede gelişmeyi sürdürmenin imkanı pek kalmıyor. 

Bugün gıda ve temel ihtiyaç maddelerine uygulanan vahşi kapitalizm, insanların inançlarını, umutlarını,ekmeğini ve yaşamsal gereksinimlerini ellerinden alıyor. 

Buna dur demek birinci sırada devletin görevi.  

Vatandaşlarında fahiş fiyatlarla kendilerini soyan işletmeleri gitmeyerek ve ifşa ederek cezalandırmalı şart. 

Devlet millet el ele bu sıkıntıyı aşmak mümkün

Devamını Oku

Devlet Bahçeli siyaseti!

Devlet Bahçeli siyaseti!
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye tarihinin en parlak dönemini Cumhur İttifakı ile yaşıyor. Pandemi İle birlikte tüm dünyayı olumsuz etkileyen ekonomik sıkıntılar Türkiye’de de vatandaşı zorluyor ancak Türkiye’de yatırım ve ihracat sürdüğü için istihdam devam ettiği için yarına umut taşınıyor. 

Türkiye’nin bugün ekonomik sorunları var tabi. 

Ancak Türkiye’nin bugün güçlü bir devlet yapısı ve kararlı bir yönetimi var. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin güçlü ve net duruşları gerek içeride gerekse dışarıdaki sorunların çözümünde etkili oluyor. 

Türkiye’nin 40 yıldır en önemli sorunlarının başında terör geliyor ve terör hemen güneyimizde ABD ve batının desteği ile devletleşme, terör devleti oluşumuna gitme hayalleri kuruyor. 

Bu yazının asıl konusu Devlet Bahçeli. 

Ona gelmeden çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek istedim. 

Düne kadar teröre karşı ve özellikle PKK’ya karşı TSK’nın yaptığı operasyonlara tepki veren, zaman zaman kınama hadsizliğini bile gösteren ABD, bugün güçlü Türkiye’ye karşı o küstah tavrını sergileyemez duruma geldi. 

Bunun en net göstergesi Türkiye’nin Suriye ve Irak’ın kuzeyine başlattığı hava harekatına ilişkin yapılan açıklamada yer alıyor. 

Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby,“Türkiye’nin güneyinde meşru terör tehdidi sürüyor, kendisini savunma hakkı var” ifadelerini kullandı. 

Bu bugüne kadar sadece İsrail için kullanılan bir cümleydi. 

Gelişme gözle görülür durumda.

Devlet Bahçeli… 

Türkiye’nin en önemli siyasi akımlarından biri olan Milliyetçi Hareket Partisi dolayısıyla Ülkücülerin lideri. 

Kritik dönemlerde hamleleri ile devleti ve milleti rahatlatan, partisinden önce devlet ve millet adına kararlar veren bir isim. 

Bugünlerde AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarda olmasını Devlet Bahçeli’nin kararlı duruşundan kaynaklandığını düşünen muhalifler, birinci hedefe Devlet Bahçeli’yi koyuyorlar. 

Oysa Devlet Bahçeli gerek iktidara gerekse Türk devletine ve de siyasete sürekli alan açan, nefes aldıran bir devlet adamı olarak görülmesi gereken, attığı adımlar dikkatle takip edilmesi gereken bir siyasetçi. 

Sığ bir siyasetin değil devlet aklının bir yansıması olarak attığı adımları göremeyenler salt siyasetin gözlüğü ile yanıldıklarını anlamıyorlar bile. 

Oysa ki devleti ve siyaseti analiz edebilenler Devlet Bahçeli siyasetinin Türkiye Cumhuriyeti’nin hedeflerine yürürken önündeki engelleri birer birer kaldırdığını net bir şekilde görüyordur. 

Devlet Bahçeli son grup toplantısında da aslında kısır siyasetin ve kabullenilmiş çaresizliğin pençesindeki bazı muhalif yapıların hayallerini yıktı. 

Mısır’ın darbeci Cumhurbaşkanı Sisi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda el sıkışmasını ağzına dolayan ve bundan bile çamur siyaseti üretmeye kalkanlara Bahçeli’nin “Sayın Cumhurbaşkanımızın Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile Katar’da kurduğu temas doğru bir temastır. 

Bize göre arkası getirilmelidir. 

Bununla da kalınmamalı, Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile görüşme vasatı (ortamı) açılmalı, terör örgütlerine karşı ortak bir irade oluşturulmalıdır.” 

Sözleri adeta bir şamar gibi vurulmuş ve devlet siyasetinin nasıl yapılması gerektiği Bahçeli tarafından bir kez daha ders niteliğinde dillendirilmiş oldu. 

Bahçeli’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin felsefesi ve değerleri ile ilgili vurgusu her konuşmasında ve her defasında net ifadelerle yansıyor. 

Bahçeli, dünkü konuşmasında da “Türk vatanını kurtaran Türk milliyetçiliğinin 100 yıl sonra aynı mukavemeti ile Türkiye Yüzyılı’nın inşasında büyük rol oynayacağına gönülden inanıyoruz. 

Hiçbir engele takılmadan, karanlık senaryoya takılmadan hak ettiğimiz başarıya ulaşmak için en ufak yılgınlık göstermiyoruz” ifaleri ile altını çizdi. 

Ve bir süredir muhalefetin motivasyonunu etkileyen ve bozan algı operasyonlarını değersizleştiren o cümleler bir kez daha Bahçeli tarafından seslendirildi;

 “Duyanlar duymayanlara anlatsın, MHP algı oyunlarını bozarak geliyor, 

iftira düzeneklerini yıkarak geliyor.

Ona buna el avuç açan siyasi güruhun önümüze taş koyması beyhudedir, boşuna gayrettir.”

Devlet Bahçeli’yi günlük sığ siyasetle değerlendirenlerin ve derinliği anlamayanların yine hüsrana uğrayacaklarını düşünüyorum. 

Sırf iktidara muhalif olmak için düşünmeden ve idrak etmeden yapılan siyasetin Devlet Bahçeli’nin bilge yapısıyla ortaya koyduğu siyasete galip gelmesi güç. 

Çünkü aslında toplum her geçen gün bu derin devlet millet yanlısı siyaseti anlıyor.  

Devamını Oku

O gün çok uzak değil hatta çok yakın!

O gün çok uzak değil hatta çok yakın!
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin haklılığı çok meydanda, Dünyanın en insani en başarılı ülkesi tartışmasız Türkiye’dir. Tarihten gelen düşmanlarına bile her defasında şefkatle yaklaşan, sorunlara konuşarak çözüm arayan bir devlettir ve bu tarihi boyunca böyle olmuştur.

Tarihi boyunca iğrenç, korkunç iftiralara maruz kalan, saldırılara, kumpaslara, ihanetlere maruz kalan Türk devleti, bir gün olsun aynı yöntemleri kullanmadığı gibi, güvenilir ülke sıralamasında hiç şüphesiz dünyanın bir numarasıdır. 

Sadece kendi alanında değil dünyanın her yerinde yaşanan uyuşmazlıklar, çatışmalar ve savaşlarda arabuluculuk başta olmak üzere savaşın ve çatışmanın sona erdirilmesi için mücadele ettiğini tüm dünya görür bilir. 

İşlerdine gelir veya gelmez. 

Müslüman Türk Milletinin devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, kendi meşrebi, kendi inançları ve kendi gelenekleriyle yoluna devam eder. 

Kimin ne yaptığına bakmadan, kendi doğrusunu yapma gayretiyle. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesi, büyümesi ve güç olması hep dert olmuştur erk sahibi ülkelere. 

Ve bunun önüne geçmek için içte ve dışta türlü oyunlar türlü kurgu ve algılarla sonuca gitmesini engellemeye, kaynakların ve enerjisini boya harcamasını sağlamak isterler. 

Başarılı oldukları zamanlar olmadı değil ama artık o günler bir miktar geride kalmış durumda. 

Türkiye Cumhuriyeti devleti teröre karşı ve güneyinde kurulmak istenen terör devletine karşı daha ilk günden tavrını ortaya koymuş, son teröristi de imha etmeden bu mücadeleyi bırakmayacağını ilan etmiş ve tavizsiz bir şekilde bu mücadelesini sürdürüyor.

Gaziantep Karkamış’a füze ile saldırdı yine terörist katiller. 

Okula attılar alçaklar füzeyi. 

Nasıl insanlıktan çıktıkları nasıl iğrenç yaratıklar olduklarını bir kez daha gösterdiler. 

Türkiye yıllardır operasyon yapıyor ve daha bir tek sivilin kılına zarar vermedi. 

Dünyada sivil hassasiyeti en üst düzeyde olan ordu tartışmasız Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. 

Bir tek sivile zarar gelmemesi için elinden gelenin üstünde gayret gösterir. 

Ancak Türkiye’ye karşı silahlandırılan ve adeta savaştırılan katil sürüleri, direkt halkı, sivil insanları,masum çocukları hedef alıyor. 

Sadece bu alçaklıkları bile Türkiye’nin yürüttüğü operasyonların her kadar haklı ve isabetli olduğunu gösteriyor. 

Türkiye durduk yere tek kurşun sıkmayan bir ülke. Durduk yere gerilim ortamı sağlamayan yegane dünya devletlerinden biri. 

Kendisi ve insanlık için daha çok refah peşinde olan, bölgesinde dünyada huzur iklimi oluşsun diye gayret eden bir ülke. 

Pek tabiki Türkiye’ye karşı terör silahını çekenlere de günü geldiğinde gereken cevabı verecek. 

Önce güneyimizde tasmalarını ellerinde tuttukları katillerini ardından kendilerini ateşin içinde bulacakları kesin. 

Günü geldiğinde kuyruklarını kıstırıp o toprakları terk edecekler ancak bunun bir de bedeli olacak. 

Karkamış’da giden canlarımıza, İstiklal’de giden canlarımıza ve ülkemizin dört yanında 40 yıldır yaptıkları terörün ve aldıkları canların hesabını günü gelecek verecekler. 

Devamını Oku

Acemler’de doğru adımlar

Acemler’de doğru adımlar
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Son 20-30 yılda Bursa’nın en büyük sıkıntılarının başında trafik geliyor tartışmasız. 

Bursa ne yazık ki yoğun göç ve plansız yapılaşma nedeniyle sıkışık şehirlerden biri haline gelirken,özellikle yol ve kavşak ihtiyaçlarının zamanında planlanıp inşa edilmemesi, imar uygulamaları yapılırken yoğunlukların gelecek 50-100 yıla göre yapılmaması nedeniyle bugün trafik anlamında büyük yatırımlara ihtiyacı olan ve büyük yatırımların yapıldığı bir şehir. 

Hatırlar mısınız bilmem bir Bolu Dağı tünelleri hikayesi vardır. 

Yıllarca bitmemiş en son 3’lü koalisyon döneminde patates deposu yapalıma kadar gelmişti iş. 

Sonra AK Parti iktidara geldi ve o tüneller açıldı. 

Şimdi o tünellerle rahat bir yolculuk yapılıyor. 

İşte Bursa’da da yılan hikayesine dönen Acemler Kavsağı’nda önemli aşamalar geride kaldı. 

Bursa için en büyük projelerden biri olan Acemler Kavşağı, 1990’lı yılları son bölümünden itibaren hep gündeme geldi. 

Hikmet Şahin döneminde bir bölümü yapıldı. 

Eskiden gelen projeleri tamamlamak da Alinur Aktaş’a nasip oldu. 

Ülkeye ve şehirlere hizmet etmek de nasip işi. 

Projelendirmeleri eski başkanlar zamanında olsa dahi iki dev projeyi gerçeğe dönüştürmek Alinur Aktaş’a nasip oldu. 

Acemler bunlardan biri bir diğeri de Hanlar Bölgesi ve Çarşı Başı Projesi. 

Her ikisi de Bursa için hayati projeler. 

İkisi de Bursa’ya değer katarken biri ulaşımda büyük rahatlama sağlarken diğeri turizm ve tarihi kültürel mirasa sahip çıkma noktasında çok kritik yatırımlar. 

Şimdi projeyi şu yaptı şu dillendirdi konularına takılmadan Bursa’ya yapılan hizmete bakmakta yarar var. 

Acemler’de geçtiğimiz günlerde tamamlanan 5 farklı etap düzenlenen törenle hizmete açıldı. 

Neler var trafiği rahatlatacak bu önemli yatırımlar arasında;  Oulu Tüp Geçidi, Acemler Aktarma Merkezi, Yeni Stadyum Caddesi, Sedat 3 Köprüsü ve Mudanya Kavşağı bağlantı kolları. 

Hepsi birbirinden önemli ve trafiğin rahatlaması için kritik yatırımlar. 

Yani meselenin özüne bakmak lazım.

İsimlere takılarak polemik konusu oluşturmanın şehre yararı değil zararı olur. 

Yapılması gereken doğru adımların alkışlanmasıdır ve kimin yaptığının çok da önemi yoktur. 

Yapılmış olması önemlidir. 

Kent içi trafiğin düğüm noktası olan Acemler Kavşağına çözüm getirecek 5 ayrı proje tamamlanmış oldu.  

Çalışmalar kapsamında önce Hayran Caddesi’nden gelen araçların kavşakta oluşturduğu yoğunluğun önüne geçmek için Oulu Tüp Geçidi ile ‘Hayran Cadde ile Oulu Caddesi’ birbirine bağlandı. 

Böylece Dikkaldırım yönünden gelen araçların Acemler Kavşağı’nda oluşturduğu yoğunluk ortadan kalktı. 

Yine Ali Osman Sönmez Hastanesi karşısına, yaklaşık 25 bin metrekare alan üzerinde Aktarma Merkezi kuruldu. 

Batı Garajı ile Bursaray Acemler İstasyonu yanındaki otobüs alanı, 15 otobüs ve 1 taksi peronu ile 272 araçlık park kapasitesine aktarma merkezine taşınırken; hem bölgede trafik rahatladı hem de hastaneye gelen vatandaşlara hizmet verecek bir otopark bölgeye kazandırılmış oldu. 

Bu da hastane hizmete girmeden yapılmış olması nedeniyle önemli ve değerli bir adım kuşkusuz. 

Yine bölgede Hastane ile Stadyumun oluşturacağı yoğunluk göz önüne alınarak 

Yeni Stadyum caddesi 2’şer şeritli gidiş geliş bölünmüş yol olarak’ genişletildi. 

Acemler’deki trafik yükünün bir bölümünün Mudanya Kavşağı’na kaydırılması için de bölgeye 1 köprü ile 2 kavşak bağlantı kolu yapılarak hizmete açıldı.  

Kavşak bağlantı kolları ile İzmir ve Mudanya yönünden gelen araçların ‘Acemler’e gitmeden’ Stadyum yanına yapılan bağlantı kolu ile İstiklal Marşı Caddesi’ne aktarımı sağlandı.  

İstiklal Marşı Caddesi ile Yeni Stadyum Caddesi’ni birbirine bağlayan Sedat 3 Köprüsü ile de Mudanya Kavşağı bağlantısı sağlamış oldu. 

Acemler’de yapılan bu yatırımların bir kısmı bugünden gelecekte yaşanacak sorunların önüne geçilmesi bakımından. 

Bir kısmı da mevcut sıkıntıları hafifletmesi bakımından oldukça değerli. 

Bu yöntemin atılacak diğer adımlarda da uygulanması, bugüne kadar kenti kilitleyen yanlışların da bir daha yapılmamasını sağlayacaktır. 

Bundan sonra yapılması gerekense daha fazla alternatif yol oluşturmaya yönelmek olmalı. 

Ankara-İzmir aksında yeni alternatifler oluşturulmaması durumunda gelecekte yine trafik sorun olmaya devam eder. 

Bunun için ortak akıl ve ortak refleksle yeni adımların da atılmasını beklenir

Devamını Oku

O açıklama kimi tatmin etti?

O açıklama kimi tatmin etti?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Pek tabiki siyaset manevra ve algıların çarpıştığı bir saha. 

İktidar olmak için, seçim kazanmak için olmazların olduğu bir saha. Burada bir beis yok. 

Ancak bir ülkenin siyasi partilerinin konu devlet ve millet olduğunda siyaseti bir kenara bırakarak,devlet ve milletten yan yana aynı safta yer almaları lütuf değil bir gerekliliktir. 

Bir ülkeyi yönetmeye talip olup o ülkenin hasımlarına, düşmanlarına mavi boncuk dağıtamazsınız. 

Daha da önemlisi terör asla kabul edilemeyecek, asla hafife alınamayacak ve asla göz ardı edelemeyecek bir konu. 

Terör varsa iktidarı muhalefeti, köylüsü şehirlisi, işçisi iş adamı neyse hepsi bir bütün olarak buna en sert tepkiyi vermek durumunda. 

Asla ve kat’a mış gibi yapmaya kimsenin hakkı olamaz. 

Hele siyasi partiler, kanaat önderleri olarak bu noktada ikircikli bir tavır sergileyemez. 

Taksim, Türkiye’nin Kalbiolan bir yer. 

İstiklal Caddesi hem Türkiye hem dünya için belkide dünyanın merkezindeki bir cadde. 

Her gün milyon kişi geçiyor. 

Kahpe terör önceki gün orada iğrenç yüzünü bir kez daha gösterdi. 

6 masum insan gözü dönmüş teröristler tarafından katledildi. 

Aynı gün 6’lı masanın toplantısı vardı bu ülkede.

Türkiye’yi yönetmeye aday bu siyasi partiler ortak bir açıklama yaptı. 

Kimsey tatmin edemediler. 

Açıklamaya bakalım;

 “Terörü, terör örgütlerini ve terörden medet umanları lanetliyoruz. Bizler, Türkiye’yi terör saldırılarıyla dizayn etmek isteyenlere karşı kararlı duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz. Terör örgütlerinin amaçlarına ulaşmalarına hiçbir koşulda müsaade etmeyeceğiz. Terörle mücadelenin hukuk devletinin en öncelikli görevlerinden birisi olduğu inancındayız. Bu mücadele sonuç alana dek sürdürülmelidir. Bizler sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve kararlıyız.” 

Devamla,

“Milletimizin barışı hepimizin elindedir. Ülkemizin yarınlarını demokratik bir hukuk devletinde güvenle kuracağız. Bütün zorlukları birlikte aşacağız” 

Milletimizi barışı ne demek onu pek anlamadım ama terör olayını kınamayı unutmuşlar. 

PKK’yı isim vererek neden kınadıklarını anlayabilmiş değiliz. 

En üst perdeden tepki vermelerinin beklemek bu ülkenin insanlarının hakkı. 

Bu açıklama ile bu teröre destek veren devletlerin taziye açıklamaları arasında ne fark var? 

Net olacaksınız ki millet de samimiyetinizi görsün. 6’lı masanın açıklaması ile PKK terörörgütünün siyasal kanadı HDP açıklaması arasında ne fark var?

6’lı masanın liderleri Taksim’e giderek vakit kaybetmeden Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti adına oradan dünyaya çok sert ve net mesaj vermeliler. 

Sine sine olmaz sindire sindire yeneceğiz terörü demeliler. 

Terörün siyaseti olmaz. 

Teröre açık alan bırakılmaz. 

Bu ülkede barınamayacaklarını, kim gelirse gelsin Türkiye Cumhuriyeti devletinin tavizsiz bu katillere yaşama imkanı tanımayacağını mutlak suretle göstermek gerek. 

Ve açıklamaların da bir milletin bir devletin tek yumruk olduğunu gösterir şekilde olmasının dışında bir alternatif olamaz. 

Dosta düşmana verilecek mesaj tektir.  PKK ve uzantılarını bu coğrafyadan kazıyacağız

Devamını Oku
%d blogcu bunu beğendi: