DOLAR

17,9140$% -0.05

EURO

18,3330% 0.24

STERLİN

21,8785£% -0.2

GRAM ALTIN

1.016,93%0,48

ÇEYREK ALTIN

1.657,00%0,54

BİTCOİN

425494฿%-1.25812

Öğle Vakti a 13:16
Bursa AÇIK 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a




Enişteden öğrenilmiş bir darbe!

Bir defa şunu en başa koyalım. Hiç kuşku yok ki; 15 Temmuz hain darbe kalkışması, bu toprakların görüp görebileceği yakası açılmamış en büyük ihanetidir…

Elbette ki; “Planlı darbe” palavralarına karnımız tok. Hainlerin, alçak emellerine ulaşamamış olmalarındaki en önemli faktörün, halkın kahramanca direneceğini hesaba katmamalarıdır.

15 Temmuz, 251 insanımızın ölümüyle ölümsüz bir destana dönüşmüştür. Fakat ihanet kalkışmasının üzerinden altı yıl geçmiş olmasına rağmen hala gizemli alanların olduğu ise su götürmez bir gerçektir.

Bir defa ve her şeyden önce, direk canına kastedilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Darbe girişimini eniştemden öğrendim” demesine rağmen dönemin MİT başkanı ve makamından derdest edilen Genelkurmay başkanına, “Siz ne yapıyordunuz?” denilmediği gibi; MİT başkanı kahraman, Genelkurmay Başkanı da Bakan yapıldı.

Tamam, niyetim kimseyi töhmet altında bırakmak değil. Hatta bir destan kutlaması yapılsın ve toplumsal zihin darbe/ler konusunda taze tutulsun; diyeceğim yok ama altı yıl geçmiş bir olayın üzeri de sadece sloganlarla kapatılmasın. Ders çıkarmak adına, ilk başlarda can havliyle halının altına süpürülen konular/sorular da cevap bulsun.

Bundan sebep, aykırı sorulara “öcü” muamelesi yapılmak yerine anlamaya çalışmanın daha yerinde olacağı kanaatindeyim. Tabii bir de, kim/lerin, “öcü” dediğine de bakmak lazım. Zira bir konuda sorulacak aykırı soruya “öcü” muamelesi yapanlar aslında o konunun aydınlığa kavuşmasını istemeyenlerdir.

Ak Partililer, eğer ki; yakın tarihinin en önemli seçimlerinden birine hazırlandıklarını ve kendilerinin kazanmalarının şart olduğunu düşünüyorlarsa bu fakirin cümlelerini dört gözle okuyup, can kulağıyla dinlemeliler ve sözde değil özde “canla başla” gereğini yapmalılar.

Bugün, 15 Temmuz. Birçok hatip, kürsüden, “Eğer darbe başarılı olsaydı…” diye başlayan cümleler kurup, “Olsaydı, şöyle kötü, böyle berbat şeyler olacaktı” nutukları atarak Erdoğan’ın liderliğinde akamete uğratıldığını söyleyecekler.

Şüphesiz, söylediklerinin birçoğu da doğrudur. Fakat bir de madalyona tersten bakalım. Gerçekten darbe başarıya ulaşmadı mı? Doğrudan ulaşmadı belki ama pusuda bekleyen başkalarının dolaylı olarak muradına erdiği de yadsınamaz.

Herhalde, darbe başarılı olsaydı da, bugün ülkede tek kişinin dediği olacaktı, ekonomik dengeler yine ve ancak bu kadar bozulacaktı. Özetle darbe başarılı olmadı ama olsaydı olacak olanların önemli bir kısmı oldu, olduruldu…

Adına, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen, erken kireçlendiği Ak Partililerce de kabul edilen ucube bir sistemle, Ak Parti, kendi tüzüğünden, programından, değerlerinden, damarlarından, adamlarından koparıldı. Sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatlarından, halkından uzaklaştırıldı. Bugüne kadar herkese karşı tek başına kazandığı iktidar koltuğunda payandayla oturmak zorunda bırakıldı. Erdoğan’ı, siyasi denklemin dışına itmek için bundan daha güzel bir tuzak olamazdı.

Başından beri söylüyorum, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” Erdoğan’a kurulmuş korkunç bir tuzaktır, tuzaktır, tuzaktır…  Bu kahredici tuzağın sahipleri ise her olumsuzluğa sebep sayılan ne muhalefet partileridir ne de dış güçlerdir. Tamamen iç güçlerin işidir.

SON SÖZ:

Bu sarsıcı durum, Ak Parti’ye, yine Ak Parti’nin içine düştüğü, düşürüldüğü stratejik açmazlar eliyle kaybettirme çabasıdır. “Bakın burası çok önemli!” Ak Parti, seçimi kaybedince kaybedilecek şeyler değil anlatmak istediğim. At izinin it izine karıştığı bir Ak Parti, kazansa da, hem Ak Parti’nin hem de ülkenin kaybedeceği ortadadır. Henüz vakit varken, “Geliyorum” diyen yenilginin önüne geçmek için Ak Parti’nin, kapattığı pusulasını açıp, kendi yoluna dönmekten başka çaresi yoktur. Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın, önüne konulan “Gordion düğümünü” eliyle çözmek için uğraşması vakit kaybından başka bir şey değildir. Yapılması gereken şey, Büyük İskender gibi, kılıçla kesip atmaktır. Bu yapıl(a)madığı müddetçe, 15 Temmuz zaferi, pusuda bekleyen ötekilerin erdiği muradın gölgesinde kalmaya, kutlanmaya devam edecektir.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Bu kentte yeni moda bu da başkan nerede?

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.