DOLAR

17,9640$% 0.5

EURO

18,6092% 1.02

STERLİN

22,0177£% 0.76

GRAM ALTIN

1.036,93%0,71

ÇEYREK ALTIN

1.697,00%0,29

BİTCOİN

444912฿%3.8898

Akşam Vakti a 20:18
Bursa HAFİF YAĞMUR 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a




Cennet Yüzer Cankılıç

Cennet Yüzer Cankılıç

08 Ağustos 2022 Pazartesi

Kaymakam Bey verdiği sözü tuttu!

Kaymakam Bey verdiği sözü tuttu!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mudanya’ya Bursa istikametinden girdiğinizde sahilin hemen arkasındaki ana caddeden geçmek zorundasınız. Tek yönlü trafik akışının sağlandığı bu caddenin adı Halitpaşa Caddesi’dir.  İşte bu cadde üzerinde hemen sol tarafta tarihi bir camii vardır. Bunun adı da Ömer Bey Camii’dir. 1715 yılında yapılan camii 2018 yılından bu yana metruk halde idi ve  ibadete kapalıydı.

Camiyi özellikli kılan ahşap tavanlı, tek minareli, kubbesiz ve kare planlı olmasıdır. Pek çok onarım gördüğü için sadece günümüzde minarenin özgün olduğu söylenmektedir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün himayesinde ihalesi yapılan caminin aslında 300 günde teslim edilmesi gerekiyordu. Yani en geç 2019’da açılmış olacaktı.

Lakin süreçte müteahhit firma ile yaşanılan sıkıntı nedeniyle ihale sil baştan yapıldı, sonra yeniden kendi kaderine terkedildi.

*****                    *****

Çevre esnafı, STK temsilcileri başta olmak üzere ilçe sakinlerinin de yakından takip ettiği ve bitirilmesi için yoğun girişimlerde bulunduğu ama bir türlü netice alamadıkları Ömer Bey Camii  sonunda mayıs ayında ibadete açıldı.

Nasıl mı?

“İş bilenin kılıç kuşananın diye boşuna” demiyorlar.

Mudanya’nın yeni Kaymakamı Ayhan Terzi sayesinde.

Şimdi diyeceksiniz ki zaten görevi değil mi?
Evet öyle… Ama o da kendisinden öncekiler gibi davranabilirdi…

*****                    ******

Geçtiğimiz yıl Eylül ayında 5 yıl Mudanya Kaymakamı olarak görev yapan Faik Oktay Sözer İstanbul Vali Yardımcılığı’na atanırken, yerine de Rize’nin Pazar Kaymakamı Ayhan Terzi geldi.

Benim genelde vali imiş, kaymakam imiş, ya da başka bir üst düzey bürokrat “hoş geldin, güle güle yine bekleriz” babından öyle protokol ziyaret geleneğim hiç yoktur.

DEHA Türkiye Gayrimenkul’un sahibi ve iş dünyasının girişken ismi Harun Tavlı kardeşim bir gün beni aradı:

“Abla bir ay önce Mudanya’ya yeni kaymakam bey gelmiş, hayırlı olsun ziyaretine gidelim mi?”

Ben de kendisine bu ziyaretlerden hoşlanmadığımı söyleyince “ Yok ya abla, hayırlı bir iş için gideceğiz” dedi ve öyle olunca doğal olarak beni ikna etti.

Vakit geçirmeden ziyaretine gittik. Açıkçası ilk başta pek içim ısınmadı. Biraz havalı buldum.

Çünkü, pandeminin etkisinin yoğun görüldüğü dönem idi, ben doğal olarak içeri girip el sıkışınca gayri ihtiyarı masasının üzerindeki kolonyayı almak istedim. Kaymakam Bey benden evvel davrandı, içimden dedim ki” ne nazik biri, tam halk adamı, bize kendisi ikram edecek”.

Nerdeeee?

Harun ile beni şaşırtan şu sözü söyledi:

“Sizin kolonyanız şimdi geliyor. Bu benim ki”.

 Ben dayanamadım, “bu sizin için özel yapım falan mı? Ya da tıraş losyonu mu?”

“Yok” dedi, “tedbir” amaçlı. Haliyle bozulduk. Benim surat düştü.

Çok geçmeden elinde kolonya ile hizmetli içire girdi ve bize kolonya ikramında bulundu. Ama benim gözüm hala masasındaki o kolonyada idi.

Neyse, ardından küçük bir hoş geldin sohbeti ile konuya girdik.

Dedik ki:

“Kaymakamım gelmişken sizden özel bir ricada bulunacağız. Mudanya’nın girişinde Halit Paşa Caddesi üzerinde, buraya da yakın Ömer Bey Camii var. Tarihi bir yapı. 300 yıllık. Küçük ama çevredeki esnafı toparlıyordu, burasının hali içler acısı. 2018’den bu yana ibadete kapalı. Bir el atsanız da şurayı  açsak  nasıl bir hayır duası alırsınız “ 

Bunun üzerine Kaymakam Bey, “malum yeni geldik, göreve başladık. O söylediğiniz camiyi bilmiyorum. İlk defa sizden duyuyorum. Şimdi sizden sonra hemen arkadaşlardan detaylı bilgi alırım. Nedir, ne değildir bakarız.” Dedi.

Ardından da ekledi:

“Neden bu güne kadar tamamlanmamış ki? Yeni cami yapsanız çoktan ibadete açılmıştı”.

Nitekim Kaymakam Bey verdiği sözü lafta bırakmadı.

Bizim hemen arkamızdan cami ile ilgili detay bilgiyi almış,  atlamış gitmiş, yerinde incelemiş. Talimatını vermiş:

“Burayı 5 ayda bitirin”.

Dediğini de yaptı.

3.5 yıldır yapımı yılan hikayesine dönen, 2 defa ihalesi iptal edilen ve inşaat aşamasında kapısına kilit vurulan, neredeyse evsizlerin mekanı haline gelen 300 yıllık Ömer Bey Camii’ni onarımı tamamlandı ve bu görüşmemizden tam 5 ay sonra sessiz sedasız ibadete açıldı.

Öğrendiğim kadarıyla da Kaymakam Bey ilk namaz kılan cemaatin içinde imiş.

O gün kolonyasını bize kullandırmadığı için kızdığım Kaymakam Bey’e tarihi caminin yapımında gösterdiği özel ilgi ve alakasından dolayı şimdi gerçekten teşekkür ediyorum.

Çarşının en gözde yerindeki camii cemaatle  dolup taşıyor ve çevre esnafı da memnun mu memnun!..

Ayrıca kısa sürede Mudanya halkına kendisini sevdirdiğini de duyuyorum, seviniyorum…  

"class="readMore" style="background-color: #000000">Devamını Oku

Kaymakam Bey verdiği sözü tuttu!

Bakmayın bu anketlere, seçmenin ilk tercihi yine AK Parti!..

Bakmayın bu anketlere, seçmenin ilk tercihi yine AK Parti!..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son 6 ay içinde açıklanan kamuoyu araştırmalarına göre, önümüzdeki ilk seçimde iktidar el değiştiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan kaybediyor, Parlamentoda Cumhur ittifakı muhalefete düşüyor. üstünlüğü Millet İttifakı alıyor.

Yine bu araştırmalara göre;

AK Parti yüzde 29-31 bandında;

CHP yüzde 26-28;

İYİ Parti yüzde 14-15;

HDP yüzde 10-11;

MHP yüzde 7-8;

DEVA yüzde 2-3;

Gelecek yüzde 1-1.5’larda…

Öyle ki, bazı araştırmalarda İYİ Parti yüzde 20’lerde, MHP’de yüzde 4’lerde gösteriliyor.

*****                    *****

Yıllardır mesleğim gereği siyaseti yakından takip ederim. Dönem dönem de aktif olarak yer aldım.

Sürekli sahadayım. Hem de AK Parti’nin bakanlarından, milletvekillerinden, il ve ilçe başkanlarından, yöneticilerinden daha çok!..

Bakkala sorarım, öğretmene sorarım, markette alışveriş yapan müşteriye sorarım, taksiciye sorarım, esnafa sorarım, çaycıya sorarım, kapıcıya sorarım, komşuma sorarım, fabrika işçisine sorarım, belediye çalışanına sorarım, kamyon şoförüne sorarım, benzin istasyonundaki pompacıya, evlere temizliğe giden kadına sorarım…

Çünkü bu kitle AK Parti ve MHP seçmeni…

İşadamına sormam, üniversite hocasına sormam, üniversiteli gence sormam, doktora, mühendise, mimara, veterinere sormam, sayfiye kentlerindeki öğretmen emeklilerine sormam. Bizim Yüksel Baysal gibi gazeteci arkadaşlara hiç sormam. Bizim Mustafa’ya da sormam. O’nu da Baysal zehirledi.

Çünkü bu kitle zaten oldum olası AK Parti karşıtı. Türkiye’nin ekonomik ve demokratik gelişiminin neredeyse Türkiye Cumhuriyeti döneminde pik yaptığı 2007-2011 arası bile bırakın oy vermeyi , söylemlerinde taktir etmeyenler hele ki şu krizli dönemde vurun abalıya misali…

Dikkat edin en çok onların sesi çıkıyor…

*****                        *****

Diyeceğim o ki, siz bakmayın anketlere. Külliyen yanıltıcı…Vatandaş ta yanıltıyor, çünkü kızıyor.

Evet bir taraftan döviz kurundaki dalgalanma, diğer taraftan enflasyonun özellikle gıda da neredeyse üç haneli rakamlara dayanması, asgari ücret ile emekli maaşlarının arttırılmasına rağmen zamların da aynı oranda artması vatandaşın belini büküyor.

İçerisi ateş pahası ama dışarısı ateşten gömlek. Güneydeki savaş, kuzeye sıçradı. Batıya sıçraması an meselesi. Ve Türkiye küresel anlamda bu savaşların tarafı yerine 3. konumda “uzlaşıcı” görevinde.

Şimdi ben size sahanın durumunu söyleyeyim. İnsanlar daha doğrusu AK Parti seçmeni, dikkat edin teşkilatı ve ya tabanı değil,2002’den bu yana oy veren merkezdeki seçmen, AK Parti’ye kızıyor hem de çok. Oy vermeyeceğim diyerek söyleniyor. Kime oy verirsin dendiğinde de  “İYİ Parti ile başlıyor” diğerlerini sıralıyor.

Çünkü daha önceden AK Parti’nin alternatifi yoktu, şimdi birden fazla…

Ama…

Bu AK Parti’ye oy vermeyeceği anlamına hiç gelmiyor. AK Parti’nin dışında arafta bekliyor. Çünkü kızsa da hala Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan beklentisi var, umudu var. “Yaparsa yine Erdoğan yapar” diyor.

Dışarıdaki savaş tamtamlarına bakıyor ”Değişim zamanı değil” diyor.

Sırf Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğu vefadan ve umuttan dolayı da, halkla bağlantısını çoktan koparmış olan AK Parti’ye sırtını dönse de, benim gördüğüm ve edindiğim izlenim ”ekonomik durumun biraz düzelmesi durumunda” gidip yine oyunu yine AK Parti’ye verecek olması…

Ve ayrıca, MHP’nin yüzde 4’lerde, 5’lerde ya da 7’lerde gösterilmesine de bakmayın.

MHP’nin ölüsü bile 7.

Ki, milliyetçilik akımlarının Avrupa siyasetinde bile pirim yaptığı bir dönemde MHP yüzde 10’un altına asla düşmez…

Bir kere AK Parti seçmeni buna müsaade etmez!..

Yani diyeceğim o ki, seçmenin yine ilk tercihi yozlaşmasına, halktan kopmasına, içine kapanmasına ve kötü yönetim tarzına rağmen yine AK Parti.

"class="readMore" style="background-color: #000000">Devamını Oku

Bakmayın bu anketlere, seçmenin ilk tercihi yine AK Parti!..

Bak hele sen, 10 yıldır şampanyayı döküyormuş da…

Bak hele sen, 10 yıldır şampanyayı döküyormuş da…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sosyal medyanın başıboş durumuna, yargısız infazına, küfür ve hakaret ile siyasal anlamda şer odaklarının toplumsal algı operasyonlarına çoğu kez kızıyorum, delleniyorum ama;

Bazen de toplumsal yaralara parmak basmasını, bazen hak ve hukuk arayışlarında mazlumun yanında olmasını ve bazen de adaletin kılıcından kaçanları deşifre edip hukuk mekanizmasını yeniden işletmesini takdir ediyorum.

İşte o zaman ”iyi ki sosyal medya var” diyorum.

*****           *****

Toplumun deyim yerinde ise tepesini attıran bir olay yine sosyal medya sayesinde ortaya döküldü.  Demet Akalın.

Adı pop sanatçısı olarak geçiyor.

Ünlü mü ünlü. Sadece o mu, eşi de, kızı da ünlü. Eşiyle yaptığı kavgaları, yediğini, içtiğini, hatta küçük kızına dansöz kıyafeti giydirip danslarını bile sosyal medyasından paylaşan sözüm ona sanatçı.
Hep siyaset yazıp, politikacıları eleştirecek değiliz ya…

Bu sanatçı geçinen hanımefendi ki, Külliye’ye yakın olduğuna dair duyumlar da mevcut ya da dönem budur diyerek kendini o şekilde gösterenlerdendir, bilemeyiz artık.

Önceki gün sahne aldığı mekanda bir seyircisinin adına açtırdığı şampanyayı önce keşler gibi şişesiyle içen sonra da beğenmeyip ”resmen elma suyu vermişsin bana” diyerek, yanındaki garsonun başından aşağıya döküyor.

O gece cep telefonu ile çekilen Akalın’ın bu görüntüleri anında sosyal medyaya düşüyor ve bir anda TT oluyor.

Yani ülkenin gündemine oturuyor.

*****                   *****

Hadi bu tür eğlence mekanlarında tabak, bardak kırmaları geçtik de garsonun başından beğenmediğin şampanyayı dökmek de ne oluyor?

Görgüsüz mü desek, şımarık mı desek?

Ne desek?

Sosyal medyadaki eleştirilere bakarsam benim bu görgüsüz ve şımarık deyimim paylaşımların yanında çok basit ve hafif kaldığını da parantez içinde belirteyim ki tepkilerin derecesini  tahmin edin. 

*****                     *****

O da çok geçmeden zaten kendisine yöneltilen eleştirileri görünce hemen açıklama yaptı.

Lakin, yapmasaydı iyiydi. Hani derler ya “şüyuu vukuundan” beter diye…

Güya kendini temize çıkaracak.

Dedi ki:

“10 senedir dökülüyor şampanyalar bu şekilde,  şimdi mi battı?”

İşte bu anlayışta biri Türk sanatçısı olarak pirim görüyor.

Sanatçı dediğin toplumun gözü önündedir ve toplumun her daim bir adım önünde gidendir.

Oturuşuyla, kalkışıyla,  konuşmasıyla, yaşantı tarzıyla örnek olandır ve üretendir…

Bana gerici diyebilirsiniz ama bu şekilde şımarıkça, utanç verici şekilde hareket yapanlar  “sanatçı”  yakıştırmasını asla hak etmiyor.

"class="readMore" style="background-color: #000000">Devamını Oku

Bak hele sen, 10 yıldır şampanyayı döküyormuş da…

Bahçeli liderliğindeki MHP’ye teşekkür ediyorum…

Bahçeli liderliğindeki MHP’ye teşekkür ediyorum…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğer ki, ülke siyasetine damga vurmuş ve Bursa’nın da abisi durumunda yerelde ilk 3 isim sayın derseniz. Birisi Faruk Çelik olur, diğeri İsmet Büyükataman. 3. ismi inanın bulamam.

Bu bağlamda;

MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman sadece Bursa’nın değil, Türk siyasetinin de kilit isimlerinden. Tam bir dava adamı.

Yıllarca çizgisini hiç bozmadı. Adı ne FETÖ ile ne de bir başka siyasetin kirli işleriyle, dehlizlerde anıldı.

Önceki gün İsmet Büyükataman beraberinde İl Başkanı Cihangir Kalkancı, İl Başkan Yardımcısı Sertaç Yurdacan ve Cemal Ersoy ile medyamızı ziyaret etti.

Açıkçası bu ziyaret bizleri hem şaşırttı, hem de sevindirdi. Çünkü MHP’liler gerek yerelde gerekse de genel siyasi alanda fazla medyada yer almazlar, medyatik hiç değiller.

O yüzden ben ve köşe yazarı arkadaşlarımız Yüksel Baysal ve Mustafa Gültekin olarak bu ziyaretlerini önemsedik. Fırsatı değerlendirdik, soru yağmuruna tuttuk, 3’ümüz de kendi siyasi bakış açımıza göre yorum ve değerlendirmeler yaparak merak ettiklerimizi sorduk, yazılmamak kaydıyla da sorular yönelttik.

İsmet Büyükataman düz biri. Hiç evelemeden, gevelemeden, siyasetin o derin dehlizlerine girmeden cevaplarını net ve keskin verdi.

TÜRKİYE KRİTİK DÖNEMLERİ MHP İRADESİYLE AŞTI

Önce merhum Alpaslan Türkeş ardından da Devlet Bahçeli genel başkanlığındaki MHP her daim Türkiye’nin sigortası olmuştur.

Yakın siyasi tarihimizin dönüm noktalarını değiştiren örneklerden sadece birkaç tanesini sıralarsam;

-Türkiye’nin 2000-2002 arasındaki en büyük ekonomik ve siyasi krizinde 7 Temmuz 2002 tarihinde Keles-Kocayayla’da Türkmen Kurultayı’nda erken seçim çağrısı ile yeni bir dönemin başlangıcını yapan ve AK Parti iktidarının yolunu açan MHP’dir.

-2007’deki 11. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 367 garabetinde erken seçim sonrası AK Parti’ye destek veren ve Abdullah Gül’e Cumhurbaşkanlığı yolunu açan yine MHP’dir.

-7 Haziran 2015 yılında yapılan genel seçimlerde sandıktan tek başına iktidar çıkmaması sonucu koalisyon arayışlarına kapıyı kapatarak, Türkiye’nin Kasım ayında erken seçime gitmesinin yolunu açan ve AK Parti’nin sandıktan güçlü şekilde çıkmasını sağlayan yine MHP’dir.

– 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde tüm ülkücüleri ve MHP’lileri devletine sahip çıkma çağrısı yaparak sokaklara döken, ardından AK Parti’nin Yenikapı’da düzenlediği büyük demokrasi mitingine katılarak  “koşulsuz destek “verdiklerini açıklayan yine Bahçeli’dir, yine MHP’dir.

-Yine, AK Parti’nin dönem dönem gündeme getirdiği ama bir türlü destek bulamadığı Türk Tipi Başkanlık Sistemi Anayasası’nın Meclise gelmesini isteyen ve ardından da “halk oylamasına” sunulmasının yolunu açan da MHP’dir.

–16 Nisan 2017’deki referanduma AK Parti’den sonra en büyük desteği veren yine MHP’dir.

-Yine 8 Ocak 2018’de daha genel seçimlere bir buçuk yıl varken Bahçeli’nin medya temsilcileriyle yaptığı sohbette ”Önümüzdeki seçimlerde Adayımız Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır”sözleriyle Cumhur İttifakı’nın temelini atan da MHP’dir.

-Hiç kimsenin beklemediği bir anda 15 Nisan 2018’de “Türkiye’nin erken seçime gitmesi “gerektiğini söyleyen ve yeni bir sürecin kapısını aralayan da yine Bahçeli’nin kendisi ve MHP’dir.

-24 Haziran 2018’de yapılan seçimlerde Cumhur ittifakı ile Türkiye’nin 200 yıllık parlamenter sistemi sonlandırıp, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişini sağlayan da yine MHP’dir.

-AK Parti’nin 4 yıllık iktidarında dış politika, terörizmle mücadele, pandemi, göçmen sorunu, sınır ötesi harekat olmak üzere hemen hemen tüm icraatları ve KHK’lara en büyük desteği veren yine MHP’dir.

-Hatta Kabine’de İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sıkıntıya düştüğü kritik durumlarda AK Partililer başlarını kuma gömerken “Bakanımızın arkasındayız, yedirtmeyiz” açıklamasıyla ülkenin huzur ve güven ortamının sürdürülmesini sağlayan da Bahçeli ve MHP’dir.

Bahçeli liderliğindeki MHP’nin “devletin bekası “noktasında “Erdoğan’a desteği” tüm hızıyla sürüyor.

Öyle ki, AK Parti’lilerden daha fazla…

Bu anlamda Sayın Bahçeli ile MHP camiasına ve tabii ki partinin en üst yöneticisi İsmet Büyükataman ile Bursa teşkilatlarına vatansever olarak duruşlarından dolayı teşekkür ediyorum.

MHP ANKETLERDE ÖZELLİKLE DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR

İsmet Büyükataman’la yaptığımız sohbette net olarak bu durumu gördük. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ve AK Parti’yi değme AK Partililerden daha güçlü savunan bir duruş sergiledi.

Siyasi yorumculara göre MHP şu anda desteğini çekse, AK Parti anında muhalefete düşer. Ve erken seçim isteğinde ülkede siyasi bir buhran ortaya çıkar ki, sonuna kadar katılıyorum.

Ve katıldığım önemli bir konu da, Büyükataman’ın partisinin bu seçimlerde anket firmalarının yüzünü bir kere daha kara çıkartacak sözleri.

”MHP’yi yüzde 7’nin altında göstererek büyük bir algı operasyonu yapıyorlar. Biz bunları 2018 seçim sürecinde de yaşadık. O dönemde de yüzde 5-6’larda, en iyi tahminle yüzde 7’lerde gösteriyorlardı. İyi Parti’yi yüzde 22’ye kadar çıkarmışlardı. Şimdi de ibretle takip ediyoruz. Seçimlerden sonra utanıp özür dileyecekler mi bakalım”.

Nitekim MHP heyetiyle yaptığımız sohbette de söyledim.

Ben bu seçimlerde MHP’nin kendi seçmeninin dışında özellikle AK Parti seçmeni tarafından “vefa” olarak sistemin ve ittifakın devamı noktasında destekleneceğini ve sürpriz çıkış yapacağını düşünüyorum.

"class="readMore" style="background-color: #000000">Devamını Oku

Bahçeli liderliğindeki MHP’ye teşekkür ediyorum…

Covidin yeni varyantıyla da tanıştım…

Covidin yeni varyantıyla da tanıştım…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de ilk coronavirüs vakası 11 Mart 2019’da görülmüş, ardından da DSO pandemi ilan etmişti. Ben de kendimi ve ailemi korumak adına uyduğum tüm tedbir ve aldığım özel korunma çabalarına rağmen 2 oğlumla beraber Nisan ayının ilk haftasında covide yakalandım. O dönemde korku ve belirsizlik tüm dünyayı etkisi altına aldığı için bizler de salgına yakalandığımızda korktuk.

Hem de çok.

Şehir Hastanesi’nin corona hastaları için kırmızı alan olarak ayırdığı o acil servisine girdiğimiz anı unutmam mümkün değil. Seyri bilinmeyen bir hastalığın pençesinde idik. Henüz aşı çalışmalarına bile başlanmamıştı. Ses kısılmasıyla başlayan süreçte boğaz ve eklem ağrısı, baş ve sırt ağrısı ve tabii ciğerleri parçalayan kuru öksürükle günlerce mücadele ettik. Şükür yendik, hastalığı atlattık.

Bu illetten kurtulmamız tam 15 gün sürdü.

Sonra aşısı çıktı.

Ama bu hastalık bitmedi.

Çünkü virüs hayatını devam ettirmek için sürekli kendini yeniledi.

Ben de yenilenen ikinci virüse geçtiğimiz Aralık ayında yakalandım. Bu sefer ne ses kısıklığı vardı, ne de öksürük. Akşamüstü hafif bir vücut kırıklığı ile başlayan ve bir iki saat içinde hafif ateşle yatağa düşüren bu hastalığı ilk etapta normal grip zannettim, ancak 3. günde koku ve tat alma duyularımı kaybettiğimde yakalandığımı anladım.

Oysa o günlerde tam 3 aşılı idim.

***

Pandemi bitti ama virüs tehlikesi henüz bitmedi. Dünya yeni bir türüyle karşı karşıya. Bu yeni versiyonun adını Dünya Sağlık Örgütü  BA.5 olarak açıkladı. Bizde de Kurban Bayramı öncesinde görülen bu yeni varyant son günlerde hızla yükselişe geçti.

Sağlık Bakanlığı hatırlatma aşısını yeniden devreye soktu.

Ben de “virüs çeker” olduğum için aşıların açıldığı ilk gün, bayramın 3. günü soluğu Çekirge Devlet Hastanesi’nde aldım.

Mesleğim gereği kalabalık ve değişik ortamlara çok girip çıktığım için aşı beni korur zannediyordum, ancak önce annem ardından kız kardeşim covid oldular.Ben de yakın temastan kendimi bir anda yatakta buldum.

Bir anda diyorum çünkü, bunun anladığım kadarıyla kuluçka dönemi bir öncekilere göre çok az. Semptomları da farklı.

Zira, 3. gün gündüz hiçbir sıkıntım yokken, gece saat 10.30 sıralarında küçük bir boğaz gıcığı geldi, çok geçmeden bir eklem ağrısı ve halsizlik, ardından sıtma ve yüksek ateş. Sonra burun akıntısı.

Kısa sürede bütün vücudu kaplıyor. Akabinde dayanılmaz baş ağrısı, sırt ve omuz ağrısı. 5. günden itibaren de tat ve koku duyum gitti. Covid ilk çıktığında kuru bir öksürük ana belirtileri idi. Bunda  açıkçası öyle  rahatsız eden bir öksürük olmadı. Ne bende, ne annem ile kız kardeşimde.

Sonuçta, 3. coronamda bugün tam bir haftayı doldurdum.

Süreçte 2 defa serum, bol sıvı ve c vitamini, bir de ağrılarım için parol takviyesi ile kendime gelebildim. Şükürler olsun ki “atlattım” diyebilirim. Sadece tat ve koku duyularım gelmedi.

4. aşımı da olduğum halde neden bu kadar ağır atlattığıma şaşırmıştım.

Ama sonradan konunun uzmanlarını dinleyince anladım. Çünkü ülkemizde her geçen gün hızla yayılan covidin omigron alt varyantı BA.5..Yayılma hızı  bir öncekilere göre inanın çok hızlı. Özellikle son 10 gündür çevremde benim gibi bu hastalıktan mağdur olan pek çok tanıdığım var. Dikkatli olmak lazım.

Yeni bir varyant. Daha aşısı çıkmadı. Bizim olduğumuz aşılar ve hatırlatma dozu bir öncekinin aşısı.

Aşısı  çıkmadan yapabileceğimiz  tek korunma yöntemi:

“Maske ve mesafe”

"class="readMore" style="background-color: #000000">Devamını Oku

Covidin yeni varyantıyla da tanıştım…