DOLAR

18,5318$% 0.42

EURO

17,7917% 0.53

STERLİN

19,7508£% -0.34

GRAM ALTIN

974,88%0,95

ÇEYREK ALTIN

1.614,00%0,25

BİTCOİN

355147฿%-4.78758

Akşam Vakti a 19:03
Bursa HAFİF YAĞMUR 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a




Serkan Beyoğlu

Serkan Beyoğlu

28 Eylül 2022 Çarşamba

TRT Belgesel yeni yayın dönemine başladı

TRT Belgesel yeni yayın dönemine başladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen tanıtım toplantısına TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Genel Müdür Yardımcısı Muhammed Ziyad Varol, TRT Yönetimi, TRT Belgesel’in ekran yüzleri ile kültür, sanat ve siyaset dünyasından birçok isim katıldı.

Programda konuşan Genel Müdür Sobacı, 18 televizyon kanalı, 17 radyo istasyonu, giderek büyüyen uluslararası haber platformları, dijital uygulamalar ile ulusal ve uluslararası onlarca etkinliğe sahip olan TRT’nin, yeni dönemde her bir kanalının ve platformunun ayrı ayrı yürütülen çalışmalarla yenilenerek zenginleştiğini ve derinlik kazandığını söyledi.

Sobacı, kamu yayıncılığı sorumluluğuyla hareket eden TRT’nin tüm içerikleri bir mücevher gibi hassasiyetle işlediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Bu içeriği iletişim mecralarımız vasıtasıyla siz değerli izleyicilerimize ve uluslararası değerli takipçilerimize pek çok farklı kanaldan sunuyoruz. Bugünün dünyasında bir insana ulaşmak ne kadar kolaysa, onunla kalıcı bir iletişim sağlamak o kadar zor. Milyonlarca mesajın ve içeriğin arasında sıyrılmak, dikkatleri çekmek ve bilgiyi idrak seviyesine çıkarmak meselesi, kitle iletişimin en kritik noktası diyebiliriz bugünlerde.

Bizler asıl olanı, insanın ve varlığın özünü, ruhu ve hakikati temel alan, ahlaki sınırları koruyan, insanın dış ve iç dünyasını bir bütünlük içinde dengeleyen ve bugünün dünyasının gerçeğini anlatan bir içerik alanını benimsiyoruz. Bunun içindir ki pek çok ülkede çocuklar, TRT yapımı çizgi filmlerden öğrendikleri Türkçe ile selamlaşıyor. Türk dizileri ve yapımlarının sayesinde, yetişkinlerle Türkçe iletişim kuruyoruz.”

“Yaşamın derinliğiyle hemhal olacağınız yeni bir dönem vadediyoruz”

TRT Belgesel’in, Türkiye’nin en çok izlenen belgesel kanalı olduğunu aktaran Sobacı, içerik yelpazelerini, farklı özelliklerdeki izleyici kitlelerinin ilgi alanları ve beklentilerine göre genişlettiklerini ifade etti.

Uzun süren çalışmalar ve titizlikle yürütülen süreçler sonunda mevcut yapımların yanı sıra onlarca yeni programla seyirci karşısında olmaktan gurur duyduklarını dile getiren Sobacı, “İnsanı, doğayı, tarihi, olayları ve konuları perde perde açıp arka planındaki mücadeleyi evlerinize taşıyor, yaşamın derinliği, narinliği ve detaylarıyla hemhal olacağınız bir yeni dönemi size vadediyoruz. Görünenin değil, özün izinde bir yayın içeriğiyle geçmişten geleceğe, coğrafyamızdan dünyanın her köşesine zihninizde bağlantılar, kalbinizde köprüler kurmayı umut ediyoruz.” diye konuştu.

Mehmet Zahid Sobacı, TRT Belgesel’in yeni yapımlarına değinerek, doğa, insan ve macera odaklı yapımların yanı sıra yeni dökü-dramalar, yakın tarihe ve gündeme odaklı araştırma, süreç belgeselleri, bilim teknoloji belgeselleri, sualtı belgeselleri, spor belgeselleri ve sıra dışı özgün hikayelerin seyirci karşısına çıkacağını aktardı.

TRT Belgesel’in yeni yapımları

Kanalın yeni yapımları arasında yer alan “Savunma Sanayisinin Yalnız Dehaları” belgeselinde Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil, Şakir Zümre ve Necmettin Erbakan’ın mücadele dolu yaşamları, dökü-drama yoluyla aktarılıyor.

“Oyunbozan”da, Türk Silahlı Kuvvetleri için Türkiye’nin coğrafi ve iklim koşullarına göre tasarlanan atak helikopterinin tasarım süreci ve hangi teknolojileri barındırdığı, projenin mimarları tarafından anlatılıyor, uzmanlarca yorumlanıyor.

“Maskelerin Ardında: Siber Savaş” adlı yapımda da siber dünyada bugüne kadar nelerin yaşandığı ve yarın neler yaşanacağı masaya yatırılıyor.

“Afetler”de, Türkiye’de ve dünyada yaşanan orman yangınları, depremler, seller gibi doğal afetlerden dramatik sahneler, çarpıcı olay anı görüntüleri, devletin afetlere karşı attığı adımlar, tanık ve uzman röportajlarıyla birlikte ekrana yansıyor.

“Dünyayı Darp Edenler” belgesel serisi de darbeler tarihini ele alırken, Türkiye’den ve dünyadan tanıklıklar ve belgeleri seyircilerin dikkatine sunuyor.

“Karanlık Miras” belgeseli, geçmişten bugüne Batı zihniyetinin izini sürüyor ve tarihin kırılma noktalarına odaklanıyor. Türkiye’den ve dünyadan çarpıcı isimlerle röportajlar da belgeselde yer alıyor.

“30 yılın Ardından” belgeseli, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bağımsızlıklarını ilan eden Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlık savaşı ve mücadelesini anlatıyor.

“Tut Elimden”, Türk sağlık sisteminin gücünü ve zorlu hastalıklara karşı mücadele eden doktorların başarılı tedavi süreçlerini ekranlara getiriyor.

“90’lar Dünyası”nda, 1990’lı yıllarda efsaneleşen şarkıları, unutulamayan dizileri, televizyon şovlarını ve Türk siyasetinin hafızalara kazınan olaylarını seyirciyle buluşturuyor.

“Türk İşi Gemiler”de Türk mühendislerin inşa ettiği olağanüstü gemiler anlatılıyor.

“Çocuğum İçin”, zor şartlarda yaşayan, hayaller kuran çocuklar ve yokluk içinde evlatları için mücadele eden anne babaların öykülerini ekrana getiriyor.

“Açık Ateş” belgeselinde şef Yılmaz Öztürk, her bölümde Türkiye’nin farklı bir coğrafi bölgesinde açık ateş felsefesini uygulamalı bir biçimde anlatırken bir yandan kamp hayatına dair ipuçları veriyor.

“Ormanın Sırrı: Karakulak”, Anadolu’nun yaban kedisi karakulağın yaşamını inceliyor.

“Maceraya Engel Yok”, biri görme, biri duyma, biri de yürüme engelli üç dostun yolculuğunu anlatıyor.

“Gönüllü Veteriner”, kendini engelli hayvanlara adayan bir gönüllü ve işine aşık bir veterinerin köy köy, şehir şehir gezip hayvanlar için şifa dağıtmasını anlatan görüntüleri seyircilerin beğenisine sunuyor.

“Sualtı Ustaları”, dünyanın en zor işlerinden biri olan endüstriyel dalgıçlık mesleğinin zorlu görevlerine şahitlik ediyor.

“Türlerin İzinde” belgeselinde, kendini su altındaki doğal yaşamı araştırmaya, fotoğraflamaya adamış ödüllü bir dalgıç ve kaşif olan Erkan Balk, Türkiye’nin keşfedilmemiş rotalarında dalış yapıyor ve yeni türlerin izini sürüyor.

“Ata Tohumları”, Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun üzerinde titizlikle çalıştığı, asırlar öncesinden sağlam bir bilinçle bugüne kadar muhafaza edilmiş büyük bir servet olan ata tohumunun hikayesini izleyiciyle buluşturuyor.

Arabeskin sosyolojik anlamda doğuşundan, 2000’li yıllarda farklı türlerle yeniden yorumlanmasına kadar tüm evrelerini detaylarıyla ele alan “Bir Arabesk Muhabbeti” isimli belgesel, her bölümde arabeskin bilinmeyen bir yönünü izleyiciye sunuyor.

“Demir Atlı Yörükler”, down sendromlu Erden ve abisi Adem’in, İstanbul’dan Mersin’e yapacakları seyahati konu alıyor.

“Kuru Pasta Gazoz”, Ankara’nın mütevazı semtlerindeki düğün salonlarında düğün şarkıcısı, piyanist şantör, bağlamacı, düğün fotoğrafçısı olarak çalışanların yaşantılarını konu ediniyor.

“Dünyada Kadın Olmak”, yeryüzünün ayrı yerlerinde, içindeki bulundukları tüm imkansızlıklara ve engellere rağmen zorluklara karşı her işin üstesinden büyük bir çalışkanlıkla gelen anneler, sanatçılar, farklı meslek grubundan kadınların öyküsünü ekranlara taşıyor.

“Yüz Görümü”, Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Uzuntaş köyünde yaşayan çocukluk arkadaşı 4 genç kızın töreye başkaldırışını anlatıyor.

TRT Belgesel’in ayrıca sevilen yapımları “Şehirden Uzakta”, “Tarihin Efsaneleri”, “Türkiye’nin Dev Yapıları”, “Ulak”, “Aile Olmak”, “Koruyucular”, “Su Savaşları”, “Yiyeceğin Serüveni”, “Yaşamın Kıyısında: Nefes”, “Bir Dövüşçünün Dünya Maceraları”, “Sahibini Arayan Fotoğraflar”, “Kameralı Adam” ve “İnançlar ve Yaşamlar” da yeni bölümleriyle seyirciyle buluşmaya devam edecek.

Devamını Oku

Perinthos Antik Kenti’ndeki tiyatro gün yüzüne çıkacak

Perinthos Antik Kenti’ndeki tiyatro gün yüzüne çıkacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Koçel Erdem başkanlığında geçen yıl başlatılan kazı çalışmalarında, arkeologların yanı sıra alanında uzman kişiler de görev yapıyor.

Ekiplerin kazı çalışması bu yıl tiyatro alanında devam ediyor.

Kazı başkanı Prof. Dr. Erdem, bu yıl kazılarda daha kalabalık bir ekiple çalıştıklarını söyledi.

Antik kentin çok geniş bir alana sahip olduğunu belirten Erdem, “Akropolün batısında nekropol alanımız var. Genç antik devir nekropolü. Kazılarda 17 mezar ortaya çıkarıldı. Oradan çıkan kemiklerde yapılan incelemelerde, ilk gözlemlerde, dişlerde yetersiz beslenme izleri saptandı. Hacettepe Üniversitesi tarafından incelemeler devam ediyor.” dedi.

“Tiyatro, Roma Dönemi sonuna kadar kullanılmış”

Perinthos Antik Kenti’nin yaklaşık 2 kilometrelik uzunluğa sahip olduğunu anlatan Erdem, şöyle devam etti:

“Tam doğuda bir tiyatro yapısı yer alıyor. Her ne kadar tiyatronun oturma sıraları bugün yerinde olmasa da kazı sonucu sahne binasının ve gömülü şekilde kalan oturma sıralarından bir kısmının çıkartılacağını umuyoruz. Tiyatro, Yunan tiyatrosu tipinde olup yamaca dayanmış bir plan gösterse de Roma devri seramikleri çıktı. Roma devri sonuna kadar tiyatronun kullanılmış olduğunu söyleyebiliriz.”

Erdem, kazılarda buldukları parçaların kendilerine sürekli yeni bilgiler verdiğini ifade etti.

Kazılarda sahne binasına ait renkli freskler, pompei kırmızısı renkli parçalar ve süslemeler ortaya çıktığını anlatan Erdem, bunların da restorasyonunun devam ettiğini dile getirdi.

Buluntulardan gelecek bilginin Antik Çağ’daki Perinthos yaşamına ışık tutacağına işaret eden Erdem, “Tiyatronun mimarisi farklı yerlerdeki tiyatrolara da benziyor ancak tabii her yapının, özellikle tiyatro için konuşursam topografyaya bağlı olarak plan aşamasında bazı değişiklikler görüyoruz. O yüzden ilginç ama kazılar tamamlanmadan henüz plan şemasını söyleyebilmek mümkün değil.” diye konuştu.

“Beslenme ve mutfak alışkanlıkları ortaya çıkarılacak”

Erdem, kazılarda çok sayıda hayvan kemiğinin de ortaya çıktığını anlattı.

Bu hayvan kemiklerinde analizler yapıldığını, o dönem çok fazla deniz kabuklusu tüketildiğinin belirlendiğini vurgulayan Erdem, “Küçükbaş hayvanlardan koyun, keçi gibi cinslerin tüketildiği ortaya çıktı. Mesela aynı tabakalarda ortaya çıkan pişme tencereleri, pişirme kaplarıyla bunlar beraber değerlendirilecek şimdi. Genç Antik devirdeki besin ekonomisi, beslenme ve mutfak alışkanlıkları ortaya çıkarılmaya çalışılacak.” ifadelerini kullandı.

Erdem, geçen yıl yapılan kazılarda küçük ama önemli bir seramik parçasının bulunduğunu anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“İlk Tunç Çağı’na ait tarihlenen bir seramik parçamız ve taş aletlerimiz var. Bunlar kentin iskanlarını çok daha önceye çekti. Yani günümüzden 5 bin yıl önce buradaki yerleşmenin varlığını, burada hayat olduğunu söyleyebiliriz. Halbuki şimdiye kadar gerek antik kaynaklar, gerekse batılı kaynaklar veya bilimsel literatürde buranın milattan önce 600 yılında yani ilk çağda Samos’tan gelen Yunan kolonistler tarafından kurulduğu yönündeydi. Ancak küçük bir seramik parçası bütün tarihi değiştirdi. Bu açıdan heyecanlıyız ve mutluyuz.”

Devamını Oku

Bu şehri ziyaret edenler arkeoparkta tarih yolculuğuna çıkacak

Bu şehri ziyaret edenler arkeoparkta tarih yolculuğuna çıkacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaklaşık 45 bin metrekare alanda uygulanan Kent Meydanı Millet Bahçesi Projesi çerçevesinde geçen yıldan bugüne kadar yürütülen çalışmalarla 2 bin 500 yıllık tarihi surların önündeki binalar yıkıldı.

Sosyal donatı alanlarının oluşturulması amacıyla 13 bin fidanın da toprakla buluşturulduğu proje kapsamında, kent meydanında 700 metrekare alanda arkeopark kurulması için çalışmalara başlandı.

Hizmete 3 ay içinde sunulması planlanan arkeoparkta, kentteki kazılarda gün yüzüne çıkarılan Osmanlı, Selçuklu, Roma ve Bizans dönemlerine ait aslan heykeli, çeşme kemeri, amfora (geniş gövdeli antik dönemlere özgü bir çeşit çömlek) gibi çok sayıda tarihi eser sergilenecek.

“Bittiğinde Sinop, farklı bir görüntüye kavuşacak”

Sinop Valisi Erol Karaömeroğlu, hayata geçirdikleri Kent Meydanı Millet Bahçesi Projesi’nin en önemli özelliğinin tarihi surların açığa çıkarılması olduğunu söyledi.

Projeyle ilk etapta tarihi surların turizme kazandırılması hedeflerine ulaştıklarına işaret eden Karaömeroğlu, ikinci etapta ise millet bahçesinin bir bölümünde açık hava müzesi şeklinde arkeopark kurulması için adım attıklarını dile getirdi.

Bakanlık ve diğer ilgili kurumlar nezdinde girişimde bulunarak süreci başlattıklarını anlatan Karaömeroğlu, “Hangi eserleri buraya taşıyabiliriz, nasıl bir konsept oluşturabiliriz, bunları belirliyoruz. Arkeologlardan oluşan kurulumuz var, onlar çalışmalarını sürdürüyor. İnşallah millet bahçemizde açık hava müzemizi, yani arkeoparkı oluşturmuş olacağız. Millet bahçemiz çok daha anlamlı ve güzel olacak.” ifadelerini kullandı.

Sinop’un tarih ve medeniyet açısından çok zengin değerlere sahip olduğuna dikkati çeken Karaömeroğlu, şöyle devam etti:

“Yapılan kazılarda farklı dönemlere ait antik kentlere rastlanıyor. Arkeolojik açıdan Karadeniz’in belki de en zengin iliyiz. Yapılan çalışmalar, ortaya çıkan buluntular buna işaret ediyor. Arkeopark ile turistleri Zeugma gibi antik bir yolculuğa çıkarmış olacağız. Bu, tarih turizmine yönelik ilimize çok büyük katkı sağlamış olacak. İnşallah bittiğinde Sinop, farklı bir görüntüye kavuşacak. İnsanlar kentin meydanında tarihi eserlerle buluşma imkanı yakalayacak.”

Karaömeroğlu, projenin hayata geçirilmesine kendilerine destek verenlere teşekkür ederek, ülke ve Sinop turizmine hayırlı olması temennisinde bulundu.

Devamını Oku

DENEYAP Teknoloji Atölyeleri Uygulama Sınavı 1 Ekim’de

DENEYAP Teknoloji Atölyeleri Uygulama Sınavı 1 Ekim’de
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Teknoloji Takımı’ndan yapılan açıklamaya göre, ilk aşamayı başarıyla geçen adaylar için ikinci aşama olan DENEYAP Uygulama Sınavı, 42 ilde eş zamanlı olarak 1 Ekim 2022’de gerçekleştirilecek.

İstanbul dahil tüm illerde 58 ayrı merkezde gerçekleştirilecek sınava 14 bin 988’si ortaokul, 6 bin 785’i lise olmak üzere toplamda 21 bin 773 aday girecek. Sınav sonuçlarına göre, 21 bin 773 adaydan 8 bin 223 öğrenci DENEYAP Teknoloji Atölyeleri’nde eğitim almaya hak kazanacak.

DENEYAP Atölyeleri’nin öğrenci seçme sınav sürecinde birinci aşamayı tamamlayarak ikinci aşama sınavına hak kazanan adaylar, bu sınavda kendilerine sunulan tema doğrultusunda verilen malzeme kiti ile özgün fikirlerini ortaya çıkaran, teknik bilgilerini kullanabilecekleri proje tasarımı yapacak.

Bu yılki teması “Çevre Dostu Yük Gemisi” olarak belirlenen uygulama sınavında adaylar, kendilerine verilen sürede tasarlayacakları geminin belirlenen hedefe yük taşımasını sağlayacak. 2 saatlik süre sonunda tamamlanan projeler, belirli kriterler doğrultusunda değerlendirilmek üzere jüri üyelerine sunulacak.

Öğrencilerin projeleri; jüri üyeleri tarafından ayrıca kendini ifade edebilme, özgün düşünme, yenilik katabilme, konu ile ilgili bilgi sahibi olma gibi çeşitli beceriler yönünden de değerlendirilecek. Lise seviyesindeki öğrenci adaylarının sınavı 08.00-13.00, ortaokul seviyesindeki adayların ise 13.30-18.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.

Tüm Türkiye’de 20 bin öğrenci eş zamanlı eğitim alacak

Geleceğin Teknoloji Yıldızları’nı yetiştiren DENEYAP Teknoloji Atölyeleri 1. faz kapsamında 12 ilde, 2. faz kapsamında 18 ilde, 3. faz kapsamında 27 ilde, 4. faz kapsamında 24 ilde olmak üzere toplamda 81 ilde 100 DENEYAP Teknoloji Atölyesi kurulması hedefini tamamlayarak önemli bir başarıya imza attı.

Türkiye’nin 81 ilinde teknoloji üretme yetkinliği yüksek genç bireyler yetiştirmeye devam eden DENEYAP Teknoloji Atölyeleri’nin öğrenci seçme sınavına da toplamda 410 bin aday öğrenci başvuruda bulundu.

4. Faz sürecinin tamamlanmasıyla birlikte birinci, 2. ve 3. faz kapsamında atölyelerde aktif eğitim alan 12 bin öğrenci sayısı, 20 bine çıkacak. Tüm Türkiye’de açılan atölyeler ile 20 bin öğrencinin eş zamanlı eğitim almasını sağlayacak olan DENEYAP Teknoloji Atölyeleri’nde 15 bin 280 öğrenci DENEYAP Türkiye projesi bünyesinde, 1.940 öğrenci DENEYAP eğitim programlarını uygulayan Bilim Türkiye projesi bünyesinde, 2 bin 10 öğrenci ise T3 Vakfı DENEYAP Teknoloji Atölyeleri bünyesinde eğitim almış olacak.

Cumhurbaşkanlığı’nın 100 Günlük Eylem Planı çerçevesinde, Türkiye’nin yerli teknoloji gelişiminin Edirne’den Hakkari’ye her ilde fırsat eşitliği sağlayarak uygulamaya geçebilmesini amaçlayan DENEYAP Atölyeleri projesiyle geleceğin bilim insanlarını, araştırmacılarını, girişimcilerini keşfetmek ve geliştirmek amaçlanıyor.

Türkiye’nin kalkınması için Milli Teknoloji Hamlesi’nin itici gücünü oluşturacak, teknoloji üretme ve geliştirme konusunda meraklı bireyler yetiştiren DENEYAP Teknoloji Atölyeleri’nde öğrenciler e-sınav ve uygulama sınavı olmak üzere iki aşamalı sınavı başarıyla tamamladıktan sonra eğitim almaya hak kazanıyor.

Devamını Oku

Milli İHA Aksungur’un gözleri Ege’nin üzerinde

Milli İHA Aksungur’un gözleri Ege’nin üzerinde
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk savunma sanayisi ürünü milli İHA’lar, Türk Silahlı Kuvvetlerine sahada önemli operasyonel kabiliyetler kazandırıyor.

Silahlı İHA’lar ile belirlenen tehditler milli mühimmatlarla etkin şekilde vurulurken, radar ve görüntüleme sistemleri gibi faydalı yüklerle donatılan araçlar, güvenlik güçlerinin geniş bir alanda hassas tespit ve takip yapabilmesine imkan sağlıyor.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından geliştirilen Aksungur İHA da envantere girdiğinden bu yana güvenlik güçlerine sahada önemli katkılar veriyor.

Keşif-gözetleme görevinde 50 saat havada kalabilen Aksungur, SAR faydalı yükü ve gelişmiş kamera sistemi ile son olarak Yunanistan’ın uluslararası hukuka aykırı şekilde Ege’deki Gayri Askeri Statüdeki Adalar’a zırhlı araç sevk ettiği anları ortaya çıkardı.

Aksungur, Ege Denizindeki gelişmeleri izlemeye devam ediyor.

Toplamda 10 bin uçuş saatine yakın görev yapan Aksungur’dan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde 3 adet bulunuyor. Aynı zamanda hizmet alım kapsamında 1 adet Aksungur İHA, Orman Genel Müdürlüğünde görev yapıyor.

Yeni yetenekler kazanıyor, ihracat hedefine ilerliyor

Anka platformundan yola çıkarak 18 ay gibi kısa sürede geliştirilen, yüksek faydalı yük kapasitesi ile kesintisiz çok rollü istihbarat, gözetleme, keşif ve taarruz görevleri gerçekleştirme kapasitesine sahip Aksungur, sahip olduğu SATCOM faydalı yüküyle görüş hattı ötesi operasyon esnekliği sağlıyor.

İlk uçuşunu 2019’da yapan Aksungur’a bugüne kadar 3 farklı EOIR kamera, 2 farklı SATCOM, 500 libre sınıfı Teber 81/82, Kanatlı Güdüm Kiti 82, yerli motor PD170 gibi birçok ekipman entegre edildi.

Bu çalışmalara ek olarak 2021’in ikinci çeyreğinde ilk saha görevine başlayan Aksungur, Ekim 2021’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girdi.

Aksungur’a, yakın zamanda Kuzgun, lazer güdüm kiti ve minyatür bomba entegre edilecek. Aksungur’a ayrıca “sonobuoy” adı verilen ve su altındaki denizaltıları tespit etmek/tanımlamak için kullanılan akustik yetenek entegrasyon çalışmaları da devam ediyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesinin ardından Aksungur’a yurt dışındaki ilgi de arttı. TUSAŞ, Asya ve Afrika ülkelerinde Aksungur’un ihracatına yönelik görüşmeler yürütüyor.

Devamını Oku